Bir Kitabı Kötü Yapan 10 Durum


Herkese merhaba!
Bugün farklı bir yayın yazmaya karar verdim. Benim için bir kitabı 'kaçılması' gereken yapan 10 durumu sizinle paylaşmak istedim. Bu sizin için tam tersi de olabilir o yüzden baştan belirtmek istiyorum ; bunlar benim sevmediğim durumlar. Belki benim sevmediklerim sizin için bir kitabı okunabilir kılan özellikler olabilir. 
Ayrıca yanlış anlaşılmaması adına belirtmek istediğim bir şey daha var. Aşağıdaki özellikler her kitapta rahatsız olduklarım yani bir kitaba ya da yazara yönelik değildir. Tamamen tecrübelerime dayanmaktadır.
Lafı daha fazla uzatmadan , iyi okumalar :)


1- Birden 180 derece dönen karakterler : Genelde yazarların ilk kitaplarında -acemilik hali sanırım- denk geldiğim bir durum. Bu sıralar çoğu genç-yetişkin yazarları da kullanıyor bunu. Hiç gerçekçi durmadığını söylemem lazım. Hatta aşırı saçma duruyor kitaplarda. Hadi ama , kim birden iyiyken kötü olur ki? Yazarın madem böyle bir planı vardı , o karakterin kötü olduğunu bize kitabın başından sezdirmeliydi. 
  Buna bir sürü örnek verebilirim ama en basiti kötü çocuk temalı kitaplar olur sanırım. Hepimizin bildiği gibi ana kahraman çok acımasızdır , suç işler ama aşık olduğu kız için iyilik meleği olur çıkar. Spoiler : Ne yazık ki gerçek hayatta böyle bir şey yok.

2-Aşk üçgeni : İlk başlarda hoş gelen , sonra kitaptan tiksinmenize yol açan durum. Alacakaranlık'tan önce bu kadar popüler miydi hatırlamıyorum ama sanki onunla arttı. Malum Bella&Edward&Jacob üçlüsünü bilmeyen yoktur. 
  Bunu abartıp aşk dörtgeni hatta beşgeni yapan yazarlar da yok değil. O tarz kitaplardan şiddetle uzak durmanızı öneririm. 
  Bu aşk üçgeni temasının başlarda bana da güzel geldiğini itiraf edebilirim ama bu tarz kitapları okudukça bayıyor. Okudukça kitabın başından kadın karakterin hangi erkeği seçeceğini tahmin eder duruma geliyorsunuz. 

3-Seni sevdiğim için terk ediyorum'cular : Şunu düşündükçe bile sinirleniyorum. Sanırım bir kitapta olmasına katlanamadığım tek durum bu. 
  Kısaca özetlemek gerekirse , karakterlerden biri diğerinin iyiliği için onu terk eder , ondan nefret etmesi için ağzına geleni söyler ama durun! Aslında karakterimiz o kadar erdemlidir ki , sırf bu erdem seviyesi yüzünden bunları yapar. Normal hayatta neden bu tarz olaylar olmaz? Tabi ki o karakterin erdem seviyesine ulaşamadığımız için(!)

4-Gereğinden fazla asi tipler : Genelde kadın karakterlerde görülen sinir bozucu durum. Güçlü kadın karakter oluşturayım derken  başa bela karakter oluşturuyorsunuz sevgili yazarlar. Bknz : Ölümcül Oyuncaklar , Clary Fairchild. 
  Çoğu kitapta rastlanılan bu durumu kısaca özetlemek gerekirse ; karakterimiz inatçı ve başına buyruktur. Sorunu kendi başına çözmek ister. Kimseden öğüt almadan tehlikeye atılır ama beceremez. Sonra arkadaşları bir de onu kurtarmaya çalışır.
  Wattpad kitaplarında  da popüler bir durum. Kadın karakter asi olarak nitelendirilmek isteniyor ama benim gözümde sadece acınası biri oluyor. Asi bir karakter aynı zamanda güçlü olmalı. Gücünün bilincinde olarak tehlikeye atılmalı. Yoksa kendini küçük düşürmekten başka bir işe yaramıyor. 

5-Karakterin geçmişinin aslında o kadar da kötü olmaması : Bu durum genç-yetişkin kitaplarında bolca var. Pek gerçekçi olmayan bir olay. 
  Gerçek hayatta trafik kazası geçiren , ailesinden birini kaybeden insanlar görürüz. Ama bu insanlar tası tarağı toplayıp yaşadığı yeri terk etmez. Sonuçta iyisiyle kötüsüyle hayat budur. Ama kitap karakterlerine geldiği zaman iş değişiyor. Ailesinden birini kaybeden karakterimizi başka ülkeye gidiyor. Orada geçmişini saklıyor -ki saklanması gereken bir şey mi var ortada? Böyle gizemli bir imaj yaratıyor. Yanına yaklaşan insanlardan uzak duruyor. Çünkü tekrar kırılmak istemiyor. Üstüne üstlük yazar bu karakteri cesur olarak nitelendiriyor. Bu karakter benim gözümde sadece korkaktır. Asıl cesur olan anılarla yaşamasını bilendir , kaçan değil.

6-Sonsuza uzanan seriler : Yazarın nasıl bir hayal gücü varsa o seri bir türlü sonlanmıyor. Mis gibi 3 kitap yazmak varken bu sayı 15 oluyor. 20 üzeri kitap olan seriler bile gördü bu gözler. Hayran kitlesi bu durumdan yakınmıyor aslında. Ne kadar kitap o kadar eğlence gözüyle bakılıyor. Ancak ben dayanamıyorum. 10 kitaptan fazla serilere başlamıyorum. Başlasam da devamı gelmiyor zaten. Hayır , o kitapları okurken gözünüz diğer kitaplara hiç mi kaymıyor? Ben daha ikinci kitabı okurken acaba başka bir seriye mi başlasam diyorum :) O yüzden forever stand-alone!
7-Faşistlik barındıran kitaplar : Biz fark etmesek de çoğu kitapta faşistlik yapılıyor aslında. Mesela ezik tipler hiç Amerikalı ya da Avrupalı olmuyor. Yakışıklı karakterler Japon , Hintli ya da Arap olmuyor. Nedense hep Fransız , İtalyan vs. Aslında bu tarz kitaplarda yazarların bilinçaltı ön plana çıkıyor. Belki farkında olmadan yapıyor ama kötü karakterler genelde zenciler oluyor. Filmlerde bu olay aldı başını gidiyor fakat kitaplarda okumaya tahammülüm yok. Kaçımız kapağında zenci birinin olduğu romantik kitap okudu mesela?
  Birde kitaplarda Türkleri 100 yıl öncede kalmış gibi gösteriyorlar ya. Sürekli halının ve lokumun bahsedilmesinden de bıktım diyebilirim. Eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız Jeaniene Frost'un Ateş Laneti kitabını okumamanızı tavsiye ederim. 

8- Ana karakterlerden birinin ölmesi : Bir okuyucu için en üzüntü verici durum bu olsa gerek. Okurken bile bir depresif hale bürünüyor insan. Hele de ölen kitapta en sevdiğimiz karakterse durum daha da vahim!
   Ne yazık ki o karakterden sonra kitap eski tadını veremiyor. Çok az yazar var kitabı tekrar eskisi gibi heyecanlı yazabilen. Genelleme yapacak olursak ana karakter öldü mü kitabın tadı kaçıyor. Ve buna rağmen yazarlar karakterleri -inatla- öldürmeye devam ediyor.(Spoiler) Sally Green The Half Bad üçlemesinde Marcus'u öldürdüğünden beri adapte olamadım mesela. 

9-Sonunu 10 km öteden belli edenler : Bir kitabı neden okursunuz? Büyük ihtimalle kaliteli zaman geçirmek ve yazarın oluşturduğu hayal dünyasına dahil olabilmek için. Ama öyle kitaplar var ki bu hevesinizi kursağınızda bırakabilir. Kitabın sonunu tahmin etmek -hatta bilmek- benim için büyük bir işkence. Tahmin ettiğim son doğru çıktığı zaman ise kitabı alıp yazara geri iade etmek istiyorum. Tabi ki okuyucuyu şaşırtın hatta şoka sokun çıkamasın demiyorum ama birazcık da beyin gıdıklaması hoş olabilir. Acaba sonunda bu mu olacak yoksa şu mu diye kafa yormak istiyorum. Rebecca Donovan'ın Nefes serisi benim için tahmin edilebilir bir sona sahipti. O yüzden son kitabı okurken gerçekten sıkıldım. 
Beklediğim son çıkınca
10-Yazım hatası dolu olanlar ; Yazarla alakası olmayan ama yayın evine öfkelendiren bir diğer etken. Öyle kitaplar var ki son okumasını kör biri mi yaptı demek istiyorum. Türk yazarlarda az ama çeviri kitaplar dolu yazım hatası var. Hayır , çeviriyi word programında yapmıyor musunuz? Program zaten direk buluyor hataları! 
  Buna ek olarak bir de eksik sayfalı kitaplar var tabi. CNR kitap fuarında direk Martı Yayınları standından aldığım bir kitap 416 'dan 449'a atlıyor. Arada da Kabalcı Yayınlarının kapağı basılı tabi. 

Beni rahatsız edenler genel olarak bu kadar. Eskimiş kitapları okuyamayan birkaç arkadaşım var ama neyse ki o durum beni etkilemiyor :D Sizi neler rahatsız ediyor?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI