YORUM : Yenilmez Savaşçı - Karen Marie Moning

     Gavrael McIllioch, doğaüstü güçleri olan savaşçıların yetiştiği bir klanda doğmuştu ama adını ve kalesini terk ederek soyunun karanlık kaderinden kaçmaya kararlıydı. Onu avlamaya kafasına koymuş, düşmanları olan acımasız bir klandan saklanıyordu. Önem verdiği insanları ve aşkını asla belli etmeyeceğine yemin ettiği güzel Jillian St. Clair'i korumak için kendine Grimm adını verdi. Jillian'ın babası ona "Jillian için gel" mesajını yolladığında, sevdiği kadını bunca yıl uzaktan uzağa korumaya devam etmiş olsa da hemen yola düştü. Ve böylece kendini, sonunda kazananın Jillian ile evleneceği bir yarışmanın ortasında buldu. O içindeki öfkeli canavarı sakinleştirebilen tek kadındı ama tehlikeli düşmanlar ikisini de yok etmek için planlar yapıyordu…

Orijinal Adı : To Tame A Highland Warrior
Seri Sıralaması : İskoçyalı (Highlander) Serisi #2
Goodreads Puanı : 4.14 (25,459 oylama)
Sayfa Sayısı : 441 sayfa
Yayınevi : Epsilon Yayınları
Etiket Fiyatı : 25 tl
Serinin ilk kitabının yorumu için buraya tıklayın.
***
Yorum kitabın ilk 100 sayfasının özetidir. Spoiler içerir!
   Gavrael McIllioch , herkesin olmak istediği doğaüstü bir savaşçıdır. Ailesinin kanından geçen bir özellik taşımaktadır. O bir Berkerser'dir. Bir Berkerser olağanüstü kuvveti , gözüpekliği , cinsel gücü ve şeytani zekası ile bilinmektedir. Onlar Viking Tanrısı Odin'in yeryüzündeki askerleridir. İstedikleri zaman Odin'e seslenip yenilmez savaşçılara dönüşürler.
   Ne yazık ki Gavrael daha toy bir delikanlı iken bunun bir ödül değil hastalık olduğunu düşünmeye başlar. Çünkü bir kere dönüşüm gerçekleşti mi artık geriye vicdan kalmaz. Acımasız bir yaratık ortaya çıkar. 
  Ailesinden ve içindeki yaratıktan kaçmak ister ve genç yaşında evini terk eder. Ormanda çamur içinde yaşamaya başlar. Ta ki küçük bir kız onu fark edene kadar... 
  O zamandan sonra Gavrael , Jillian'ın ailesinin yanında yaşamaya başlar. Adını da geçmişini de değiştirir. Ancak karanlık geçmişi burada da peşini bırakmaz ve buradan da ayrılmak zorunda kalır. 
  Yıllar sonra aldığı bir mesaj ise Gavrael'in hayatını bütünüyle alt üst eder. Mesajda sadece üç kelime yazılıdır ama bu üç kelime bile onun atına binip eski evine gitmesine neden olur. Mesaj tam olarak şöyledir : Jillian için gel...
   Babası tarafından onu baştan çıkarıp evlenmeye ikna etmek için özenle seçilmiş olan bu üç barbar evini işgal etmişti. Ne yapması gerekiyordu?
    Kitap , son 50 sayfası hariç çok akıcıydı. Son 50 sayfasında olayların sonucu belliydi zaten yazar gereksiz yere uzatmış diye düşünüyorum. Birde Jillian , Gavrael'in kim olduğunu çok geç öğrendi. Tüm kitap boyunca Gavrael geçmişi hakkında endişelendi. Bir süre sonra Gavrael'in endişeleri beni germeye başladı. Bir an önce gidip sırrını söylemesini istedim. 
   Kitabın sevdiğim yanı ise ilk kitaptan çok farklı karakterlerden oluşmasıydı. Çoğu yazar bunu beceremez , serinin tüm erkek karakterleri birbirine benzer . KMM bunu başarabilen nadir yazarlardan biri olduğunu bu kitap ile kanıtladı. Hawk (Sisli Dağların Ötesinde) ve Gavrael(Yenilmez Savaşçı) birbiri ile alakasız iki karakter. Hawk sıcakkanlı ve kibirli iken Gavrael soğuk ve bir o kadar özgüvensiz. Umarım üçüncü kitapta ikisinden çok daha farklı bir erkek karakter okuruz. 
   Yazarın anlatımı ilk kitaba göre daha iyiydi. Ayrıca ilk kitapta bulunan bazı mantık hataları bu kitapta yoktu. Kısacası serinin ilk kitabına göre daha iyi bir kitaptı. 
   Kitabın basım kalitesine geçecek olursak , gayet iyiydi. Epsilon'un kitaplarında kalın yaprak kullanmasını seviyorum. Çoğu yayınevi kitap sayfalarını incecek basıyor ve o sayfalar çevirirken elimde kalacak diye korkuyorum. Yazı puntosu da ideal boyuttaydı ; ne çok küçük ne çok büyük. 

   Seriye başlamak isteyen olursa tekrardan uyarayım. Ateş serisini okumuş biriyseniz İskoçyalı serisinde hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz o nedenle beklentilerinizi yüksek tutmayın. Zaten Ateş serisinden daha güzel olan çok çok az seri vardır şu dünyada :D
  Seri , tarihi aşk romanları arasında normalin üstünde bir güzellikte diyebilirim. 

Puanım : 4/5

YORUM : Sisli Dağların Ötesinde - Karen Marie Moning

Ona sahip olmak için her şeyini, hatta ruhunu vermeye hazırdı…
Baştan çıkarıcı bir İskoç lordu…
O, savaş meydanındaki ve yatak odasındaki meziyetlerinden dolayı bütün krallıkta Hawk olarak bilinirdi. Hiçbir kadın onun dokunuşuna karşı koyamazdı ama içlerinden biri bile onun kalbine ulaşamamıştı – ta ki intikam peşindeki bir peri tarafından günümüz Seattle’ından Ortaçağ’ın İskoçya’sına getirilen Adrienne de Simone’a kadar. Ait olmadığı bir yüzyıla hapsolan, fazlasıyla cesur, çok konuşan bu kadın bir 16. yüzyıl çapkını için gerçek bir sınavdı. Hawk ile evliliğe zorlanan Adrienne, onu kendisinden uzak tutacağına yemin etmişti ancak yakışıklı lordun tatlı baştan çıkarışı yeminini bozmasına sebep olacaktı.
Zamanda tutsak olmuş bir yabancı…
Adrienne’in kusursuz dudaklarında zampara lord için kusursuz bir ‘hayır’ cevabı vardı ama Hawk, ona adını tutkuyla söyleteceğine ve onu arzuyla yalvartacağına dair ant içmişti. Ne farklı zamanlardan gelmeleri ne de aralarındaki mesafe onun aşkını kazanmasına mani olacaktı. Adrienne tutkulu kalbinin telkinlerine uymak konusunda tereddüt etse de tüm çekinceleri Hawk’ın kararlılığı karşısında eriyip gidecekti…
Orijinal Adı : Beyond the Highland Mist
Seri Sıralaması : İskoçyalı (Highlander) Serisi #1
Goodreads Puanı : 4.00 (50,180 oylama)
Sayfa Sayısı : 400 sayfa
Yayınevi : Epsilon Yayınevi 
Etiket Fiyatı : 20 tl 
***
  Adrienne , yetimhanede büyümüş biridir. Annesini de babasını da tanımaz. Yoksullukla geçen gençliğinin aksine bir gün şans onun yüzüne de güler. Milyon yılda gerçekleşecek bir aşk yaşar. New Orleans'ın en zengin,en yakışıklı erkeği Eberhard ona deliler gibi aşık olur. Adrienne , bir peri masalında gibi yaşamaya başlar. Para , lüks , partiler...
  Ama gerçek hayat peri masallarındaki gibi değildir. Adrienne , o çok sevdiği adamın onu ne için yanında tuttuğunu gizli bir konuşmaya kulak misafiri olarak öğrenir. Bu andan sonra hayatı alt üst olur. Eşyalarını toplayarak evi terk eder. Ne yazık ki Eberhard'dan kaçması o kadar kolay değildir. 
  Eberhard , Adrienne'nin izini bulur. Adrienne'ın önünde tek bir seçenek vardır. Kendisini öldürmeden Eberhard'ı öldürmek. Böylece herkesten kaçmasına sebep olacak o şeyi yapar. 
  Eberhard'ın paralarını da alarak kimsenin onu tanımadığı bir eve taşınır. Kedisi Moonshadow ile oturma odasında otururken imkansız bir olay gerçekleşir : Zamanda yolculuk. 
   Eğer bu bir kabus ya da gerçekçi bir rüya değilse İskoçya'daydı , tarih 1513'tü ve kesinlikle evlenmek üzereydi.
   Hawk , tüm ülkede cinsel yetenekleri ile ünlenmiştir. Kadınlar onun peşinden koşarken erkekler ondan nefret ederler.  Öyle ki onu kıskanan İskoçya kralı  James , çirkin ve deli bir kadın ile onu zorla evlendirme kararı alır. Hawk'ın klanını korumak adına bu karara uymaktan başka şansı yoktur.   
Seri 8 kitaptan oluşuyor. Ülkemizde sadece ilk üçü yayınlandı.

  Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak ; bir kere konusu mükemmel! Sizi bilmem ama ben zaman yolculuklarının olduğu kitaplara bayılıyorum. Ne yazık ki yazarın o kısımları çok iyi yazamadığını düşünüyorum. Karakterimiz 1997 yılından taa 1500'lere ışınlanıyor ama ne dil ne yaşayış biçimi bakımından sıkıntı yaşıyor. Sanki yıllardır Ortaçağ'da yaşamış gibi şıp diye uyum sağladı. Bir kere Amerikan aksanından eski İskoç aksanına başarılı bir şekilde nasıl geçiş yaptı? O elbiselere nasıl alıştı? 
  Bir diğer rahatsız olduğum konu ise ilk 20 sayfada olayların aşırı hızlı anlatılması. Sanki bu serinin ilk kitabı değilmiş , daha önce bir kitap daha varmış da yazar ilk 20 sayfada bize o kitabın özetini yapmış gibi. Karakterleri tanıtabilmek adına çok hızlı bir giriş yapılmış. Neyse ki sonraki sayfalar normal bir düzende yazılmış. 
   Karakterlere ise ba-yıl-dım! Bir kere çoğu tarihi aşk hikayesinde olan kadın kovalar-erkek kaçar durumu yok. Bu kitapta Hawk , Adrienne'yı kendine aşık etmeye çalışıyor. Adrienne sürekli Hawk'ı reddetse dahi Hawk , kızımızın peşini bırakmıyor. Diğer tarihi aşk romanlarında adamların kitabın son sayfasına kadar aşkını dile getirmemesine sinir olurdum. Bu yüzden Sisli Dağların Ötesinde , karakter ilişkileri bakımından bir adım önde benim için. 
   Sisli Dağların Ötesinde , yazarın yazdığı ilk kitaplarından olduğu için birçok eksiği var. Gerek anlatım biçimi olsun gerek olaylar olsun. Yine de kitap kendini 2 günde okuttu bana. Ayrıca kitapta Ateş serisinde kullanılan birçok kelimeye de rastladım. Tabi , İskoçyalı serisi asla bir Ateş serisi olamaz :) Bu seriye başlayarak yazarımızın kendini ne kadar geliştirdiğini de görmüş oldum aslında. 

   Özet olarak ; sürekli kadının erkeğin peşinde koştuğu tarihi aşk romanlarından sıkıldıysanız , içinde bir tutam fantastik ögeler barındıran bir kitap arıyorsanız Sisli Dağların Ötesinde tam size göre. Ateş serisini daha önce okuduysanız uyarayım İskoçyalı serisi onun kadar güzel değil. (Hangi seri ondan daha güzel olabilir ki?)

Dipnot : Ateş serisi , Karen Marie Moning tarafından yazılmış bir seridir. Başlangıçta 5 kitapta bitirmeyi planlayan yazar okurların istekleri üzerine devam kitaplarını yazmaya başlamıştır. 



Puanım : 4/5

YORUM : Hayvan Mezarlığı - Stephen King

  "Kutsal Mezarlığa gömülen ölüler, kısa sürede yeniden hayata dönerler."
-Bir Kızılderili İnancı-
    Dr. Louis Creed ve ailesi eski kızılderili mezarlığındaki ruhların gazabına uğramışlardı... Bunun elbette nedenleri olmalıydı!..
Stephen King okurlarını, doğaüstü olaylarla bezenmiş heyecanların doruğuna götürüyor.



Orijinal Adı : Pet Sematary 
Goodreads Puanı : 3.88 (260,271 oylama)
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Sayfa Sayısı : 400
Yayınevi : Altın Kitaplar
Etiket Fiyatı : 23 tl
***
  Louis Creed, eşi Rachel ile zar zor evlenmiş bir doktordur. Rachel'in ailesi zengindir ve Louis de eşine eski hayatını verebilmek adına güzel bir ev satın alır. Satın aldığı ev güzeldir ama tek bir kusuru vardır. Bu güzel evin arkasında hayvan mezarlığı vardır. Bu sıradan bir havyan mezarlığı da değildir. Çok çok eskilere dayanır ve orada bulunan mezarları çocuklar kendi elleri ile kazmışlardır. Üstelik kasaba halkının çoğu oranın büyülü olduğuna inanır. 
  Louis ve ailesi başlangıçta çok güzel zaman geçirirler. Karşı komşuları ile yakınlaşırlar. Kasaba halkını yavaş yavaş tanırlar. Gel zaman git zaman ailenin küçük kedisine araba çarpar. Louis , kedinin ölmesinin kızını çok etkileyeceğini düşünür. Kederli kederli kızına ne diyeceğini düşünürken karşı komşuları Jud ona bir çıkış yolu sunar. 
  Jud , hayvan mezarlığının arkasında daha eski bir mezarlık olduğunu söyler. Eski bir inanışa göre bu mezarlığa gömülenler tekrar canlanmaktadır. Louis ile kediyi oraya gömerler. Louis hayvanı gömene kadar ne olduğunu anlamaz. Sanki uyuşturucu etkisinde gibidir. Ertesi gün kedi eve döndüğünde ise gördüğüne inanamaz.  Başta inkar etse de sonradan o da mezarlığın sihirli bir yer olduğuna inanır. 

   Kitaba çevremdekilerin etkisi ile başladım. Daha önce de duymuştum ama Stephen King'in diğer kitaplarını okumaktan sıra gelmemişti. Kitap hakkında düşündüklerim ise pek iç açıcı değil. 
  Öncelikle kitabın ilk 100 sayfası acayip yavaş geçti. Elbette , birden konuya girmek düşünülemez ama kedi dirilene kadar sıkıla sıkıla okudum. Hatta bir ara kitabı bırakmayı da düşündüm. 
  Sonrası ise korkutmadı diyemem. Özellikle son 100 sayfa korkutucuydu. Ama 300'lere gelene kadar zorlandım. 
  Kitabın beğenmediğim bir diğer yanı ise beni şaşırtmamasıydı. Yani olayları 20 sayfa önce tahmin edebiliyordum. Belki çocukken duymuş olabilirim sonunu ama okumadan önce sezinledim. 
  Sonunu tahmin etmeme rağmen yine de korka korka okudum diyebilirim. Eğer tahmin etmeseydim daha keyif verirdi tabi.
  Kısaca korkudan çok gerilim kitabı tadı verdi bana. King'in diğer kitaplarını (örn : Zifiri Karanlık Yıldızsız  Gece) daha çok sevmiştim. 



Puanım : 3/5

KVBT 17. Tur 4. Gün : Yurtdışı Kapakları

  Oyuncu kitabı Türkiye dahil birkaç ülkede daha yayınlandı. Ben deniz sizin için yurtdışının kapaklarını derledim. Bizim kapağımız açık ara daha uygun gibi. Hem kitabı yansıtıyor hem de okuyucuya göz zevki sunuyor :D Sizce en güzel kapak hangi ülkenin?



Jennifer, J.Lynn adıyla çıkarmış ilk kitabı. 2012 de yayınlanan ilk kapak bu. Kitap ilk zamanlarda sadece  internet ortamında yayınlandığı için bu kapak da e-book için kullanılmış.

Oyuncu'nun sesli kitap versiyonu için 24 Haziran 2013 yılında bu kapak kullanılmış.

Nihayet kitabımız 2015 yılında bu kapakla basılmış. Bu basımın sayfa sayısı ise 272.

Oyuncu , orijinal kapağıyla 2014 yılında Macaristan'da yayınlanmış. 

15 Mayıs 2013'te "Paparazzis et quiproquos" adıyla Fransa'da çıkan kapak bu.

Kitabın en son baskısı Dex'ten. Mart 2016'da yayınlanmış. 

KVBT 17. Tur 3. Gün : Karakter Tanıtımı




Chad Gamble : Chad , kardeşleri arasında en çapkın olanı. Aynı zamanda en komiği. Aslında kardeşleri kadar zor zamanlar geçirmiş ama o umutsuz olmak yerine hayatı ciddiye almadan yaşamaya karar vermiş. Magazin haberlerinde uslanmaz bir Kazanova gibi gözükse de sanılanın aksine daha sakin bir aşk hayatı var. 
  Chad'ın sorunları kitabın başına dile getirilmiyor ancak ilerleyen sayfalarda yaşadıklarının birazını öğrenebiliyoruz. O uçarı kişinin altında daha derin sorunların olduğunu görüyoruz. Chad'i okuyuculara sevdiren özelliklerden biri de bu. Chad, hiç sorunu yokmuş gibi gözüken ama aslında hayatından fazlasıyla sıkılan biri. Muhteşem gibi gözüken hayatına renk katacak birini arıyor. Ve sonrasında karşısına onun tam zıttı bir kadın çıkıyor.
  Chad'e uyan bir oyuncu bulmak zor. O yüzden herkesin kafasında kendi Chad Gamble'ı oluşsun istiyorum. Okurken kitabın kapağına fazla bakmamanızı da tavsiye ederim :)


Bridget Rodgers : Bridget , bu tarz romance kitaplarında görmeye alışık olmadığımız bir karakter. Uzaktan sessiz,sakin bir kadın gibi görünse de aslında sözünü esirgemeyen biri. Tam olarak sert kadın diyemem ama çıtkırıldım biri de değil kesinlikle. Chad ile sürekli atışıyorlar. Bu atışmalar kitabı akıcı kılan etmenlerden biri. 
  Bridget'in ailesine ya da geçmişine dair pek bir bilgi yok kitapta. Keşke yazar kitabı azıcık daha uzatsaydı da Bridget hakkında da bir şeyler öğrenseydik :(
  Bridget ilk kitaptan hatırladığımız bir karakterin yanında çalışıyor : Madison Daniels. Maddie , Chad'in kardeşi Chase ile birlikte bu sayede Chad hakkında çok şey biliyor. Bridget de Maddie sayesinde Chad konusunda bilgili.
  Kitapta Bridget kızıl saçlı , orta boylu ve hafif dolgun bir kadın olarak betimleniyor. Bu yüzden kitabı okurken onu Holland Roden olarak düşündüm. Oyuncu filme çekilirse de muhteşem bir seçenek olur karakterimiz için :)

  
Bayan Gore : Bridget'in deyimiyle zalim halkla ilişkiler uzmanı. Bayan Gore şirketin Chad için tuttuğu bir uzman. Uzmanlık alanı ise zıvanadan çıkmış sanatçıları,oyuncular,sporcuları doğru yola yöneltmek. Bir nevi diktatör. 
  Chad'in takımı da onu yola getirmek için Bayan Gore'u tutuyor. Bayan Gore , Chad'e düzgün bir ilişki bulmakla görevli. Aksi , disiplinli bir kadın. Onu en güzel Sandra Bullock yansıtır diye düşünüyorum. 

Madison Daniels : Maddie,serinin ilk kitabının ana kahramanı. Chad'in küçük kardeşi Chase ile birlikte. Aslında Chase onun çocukluk aşkıydı ancak abisinin arkadaşı olduğu için aralarında pek bir şey olmuyordu. Ta ki güzel bir düğüne kadar!
  Buradan sonrasını anlatmıyorum. Serinin ilk kitabı Sağdıç'ı okuyarak Maddie'yi daha yakından tanıyabilirsiniz :) 
  Kitap film olsa Maddie karakterini Emma Watson en güzel yansıtırdı.


Chase ve Chandler Gamble : Chase; Gamble kardeşlerin en küçüğü , Chandler ise en büyüğü.  Oyuncu kitabında bu iki kardeşi pek göremiyoruz çünkü her birinin kendi kitabı var. 
  Chandler kardeşler arasında en ağzı sıkı olanı. Bu yüzden Oyuncu'yu okurken onun hikayesini merak ediyorsunuz. 
  Chad gibi bu kardeşlere de uygun oyuncular koymak istemiyorum. Serimizin ana karakterlerinin nasıl tipler oldukları okuyucuların kendi kafasında kalsın :) 

KVBT 17. Tur 1. Gün : Oyuncu | Yorum

    Bridget Rodgers'ın yolu ünlü Gamble kardeşlerden biriyle kesişiyor. Hem de tüm dünyanın tanıdığı yıldız beyzbol oyuncusu Chad Gamble ile.
    Chad sadece beyzbol alanında değil, kadınlar konusunda da bir oyuncu. Tüm gazetelerin hem spor hem de dedikodu sayfaları Chad Gamble'ın çapkınlık maceralarıyla dolup taşıyor. Ta ki bu maceralar Chad'in kariyerini tehdit etmeye başlayana kadar… Chad'in menajeri, oyuncunun imajının düzelmesi ve kulüple sözleşmesinin yenilenebilmesi için bir çözüm öneriyor: Aklı başında bir kadınla düzenli bir ilişki. Peki ama kim olacak bu kadın?
Orijinal Adı : Tempting the Player
Seri Sıralaması : Gamble Kardeşler (Gamble Brothers) #2
Goodreads Puanı : 4.08 (16,527 oylama)
Sayfa Sayısı : 208 sayfa
Yayınevi : DEX
Etiket Fiyatı : 18 tl
***
   Chad, Gamble kardeşlerin ortancasıdır. Gençlik yıllarında beyzbolda başarıyı yakalamıştır ve  30 yaşına gelmesine rağmen hala bir numaralı oyuncudur. Şehirde adını bilmeyen yoktur. Ancak Chad spordaki başarısıyla değil , çapkınlığıyla anılmaktadır. Spor sayfalarında bile Chad'in çalkantılı aşk hayatından söz edilir. Spor kulübü , Chad'in bu gidişatından endişe eder. Yıldız oyuncusu baş belası bir Kazanova'dır ancak onu takımdan atmak da istemezler. Bu yüzden Chad ile ilgili dedikoduları bastırmak için bir çözüm bulmaya çalışırlar.
  Chad ise medyada anlatılanların aksine her gece barlarda yatan , önüne gelenle birlikte olan biri değildir. O hayatı dolu dolu yaşamayı seven bir adamdır ve bir gün Deri ve Dantel isimli barda kızıl saçlı bir kadın aklını başından alır. 
  Bridget , hayatının çoğunu işine ve kedisine adamış bir kadındır. Hayatının sadece bir akşamında bara gitmeye karar verir ve orada hiç beklemediği bir adam onunla flört etmeye başlar. Bridget , Chad'i tanımaktadır aslında. Patronun sevgilisi , Chad'in küçük kardeşi Chase'dir. Chad hakkında bilgisi vardır özellikle de ne kadar çapkın olduğuyla ilgili. Bridget , Chad'in bir oyuncu olduğunu düşünür ve onu habersiz bir şekilde bırakıp gider.
  Ama kader onları tekrar bir araya getirecektir ve bu sefer isteseler de istemeseler de bir arada olmak zorunda kalacaklardır...

  Kitap tek kelimeyle mükemmeldi! Jennifer'i daha önce okumayan yoktur diye düşünüyorum.-varsa da hemen okumalı!- Her kitapta olduğu gibi bu kitapta da mükemmel-ötesi bir üslupla yazılmış. Karakterler ,diyaloglar,kurgu falan hepsi çok güzeldi. Jennifer'in kötü yazdığı kitap mı var zaten? (Tamam , bu kadar fangirllük yeter :D ) 
  Kitap , 208 sayfa. Yani bayağı kısa geliyor okuyana. Ben de 2 saat gibi bir zamanda bitirdim. Keşke bir 200 sayfa daha yazsaydı dedim. 
  Karakterlere gelecek olursak , Chad kardeşler arasında favorim değil açıkçası. Ben daha çok büyük kardeş Chandler'ın hikayesini merak ediyorum. (Bir sonraki kitap onun.) Yine de Chad'i okurken gülmeden edemedim. Kardeşler arasında en uçarı olanı ve her hareketinin altından bir yaramazlık çıkıyor. Bridget ise onun tersine sessiz , uyumlu ve disiplinli bir kadın. Hayatında Chad gibi bir erkek olması onun prensiplerine aykırı ama ikisi de kalplerine söz geçiremiyor. 
  Kitabın en güzel kısmı Chad-Bridget atışmalarıydı sanırım. Okurken bayağı eğlendim. Bridget'in hazır cevaplılığı ve Chad'in komik soruları eğlendirdi beni. Sizin de seveceğinize eminim.
  
  Kısacası kitap çok güzeldi. Hemen okunacak ince ve eğlenceli bir kitap arıyorsanız şiddetle öneririm. 


Puanım : 5/5

KVBT 16. Tur 2. Gün : Alıntılar

 

Telefonu çaldığında hala orada duruyordu. Numarayı tanımayınca meşgule attı. Bir dakika sonra aynı numaradan bir mesaj geldi : Eğer sana iyi gelmeyecek bir şey istiyorsan , onun yerine beni dene.
"Lütfen bana tüm gece o çizgi filmli pornoyu izlediğini ve babamızı aramadığını söyle." Çocukluğundan beri yaptığı gibi Hudson çenesini sıktı. Büyük kardeş Aidan da Hudson'un inatçılığıyla karşı karşıya olduğunu fark edip iç çekti. "Bunu konuşmuştuk ,dostum. Ona ihtiyacamız yok. "Var," dedi Hudson. "Ve o porno değil,anime. Bir çeşit sanat."
Ve o anda onu öperek mağara adamı gibi evine götürmek ve her ikisine de neleri kaçırmakta olduklarını göstermek istiyordu.
"Ben senin tekerleğini tamir ederim," dedi Aidan. "Ve sen de yakın zamanda bir iş bulacaksın. Ve görüntün de..." Sesi kısıldığında Lily hemen ona baktı. "Mükemmel," dedi Aidan.
"Evet," dedi Aidan. "Ölü Adamın Uçurumu'ndaki bir olayla ilgili ne zaman çağrı alsam onu düşünüyorum. " Göz göze geldiler. "Ve seni , Lily. Doğruyu söylemek gerekirse çoğunlukla seni düşünüyorum."
Aidan geri çekildiğinde aralarında sadece bir santim vardı. "Evet," dedi. "Haklısın. Aramızda hiçbir şey yok. Ateş , sıcaklık ve çılgınca bir ihtiyaç dışında hiçbir şey."
"Kabul et , aslında sadece beni özledin. Ama ilgimi çekmek için bu kadar uğraşmana gerek yok bebeğim , ilgim zaten senin.
"Teorik olarak kıçımı öpmenden mutluluk duyarım," dedi gözlerini büyüterek. "Ben bunu gerçekten yapmak isterim," diye karşılık verdi Aidan.
"Benim için bir iş değilsin Lily. Hiç de değil. Bundan daha fazlasısın. Ve bence , ben de senin için daha fazlasıyım. Ne düşündüğümü bilmek ister misin?" "Hayır derdim ama bunun seni durdurabileceğini sanmıyorum." Aidan zalimce gülümsedi. "Bence bir şey hissetmemen değil , aksine fazla hissetmenden kaynaklı. Seni korkutuyorum."
Lily nefesinin kesildiğini hissetti. "Ne olmasını istiyorsun ki?" "Ben mi? Bu çok kolay.Geceleri seninle birlikte uykuya dalmak ve sabahları seninle sarmaş dolaş uyanmak istiyorum. Gülümsedi ve omuzlarını kaldırdı. "Diğer her şey ekstra , bebeğim. Bir yüzük. Çitle çevrili bir ev. Bebekler. Ne istersen."

KVBT 16. Tur 1. Gün : Beni Yeniden Sev | Yorum

    Aidan Kincaid, yaşadığı kasabanın her şeyidir itfaiyecisi, arama kurtarma sorumlusu, baş döndürücü yürüyen cazibesi ve kalp kırıcısı…
   Yıllar önce kalbini kaptırdığı Lily Danville, kendince haklı bir sebeple hem kasabayı hem de Aidan'ı terk ettiğinde, Aidan'ın yaptığı tek şey, kalbinin kapılarını diğer tüm kadınlara kapatmak olur.
   Ancak kader, aradan geçen yıllar boyunca ağlarını örmeye devam etmiştir. Günün birinde Lily, kasabaya geri dönmek ve hem geçmişiyle hem de ilk aşkıyla yüzleşmek zorunda kalır.
   Bu mecburi geri dönüşün ona eski acılarını yeniden yaşatmaktan başka bir işe yaramayacağına inanır Lily.
Oysa yıllar sonra doğup büyüdüğü yeri ve Aidan'ı görmenin onda yeniden uyandıracağı tek duygu hüzün değildir. Küllenmiş bir aşk, yeniden alevlenmek için hazırdır.
Orijinal Adı : Second Chance Summer
Seri Sıralaması : Cedar Tepesi #1 (Cedar Ridge #1)
Goodreads Puanı : 3.98 (4,258 oylama)
Sayfa Sayısı : 400 sayfa
Yayınevi : Nemesis Kitap 
Etiket Fiyatı : 22 tl 

***
  Aidan yaşadığı küçük kasabanın popüler çocuklarındandır. Kızların ikinci kez dönüp baktığı , başarılı ve yakışıklı bir sporcudur. Abisi Gray ile birlikte uçuruma tırmanmak gibi tehlikeli hobileri vardır. 
   Aidan sahip oldukları ile mutludur. Huzurludur. Ta ki bir gece kötü bir olaya tanıklık edene kadar. Ailesinin dağılmasına neden olan bu olay onun da hayatını alt üst eder. Tüm zenginliğin bir gecede borca dönüşmesine tanık olur. Yine de bu başına gelen en kötü şey değildir çünkü ertesi gün kalbinin sahibi kadının onu tek kelime etmeden terk ettiğini öğrenir.
   Aidan o günden sonra onu terk eden kadını unutmaya çalışır. Liseden mezun olur. Gece gündüz demeden insanların yardımına koşan bir itfaiye eri olur. 
   10 yıl sonra bile Aidan kalbinin sahibini - Lily'i- unutamaz. Hala aklında olan bu kadın bir gün çıkıp gelirse ne olur peki ? 


   
   Beni Yeniden Sev , okuyucuya sıcak çikolata tadı veren akıcı bir kitap. Konu başta klişe gelebilir ama çok daha derin bir içeriğe sahip. Lily'nin kasabayı neden terk ettiğini merak ederek başlıyorsunuz kitaba. Sonra karakterlerin geçmişini , neden bu hale geldiklerini merak ediyorsunuz ve kitap su gibi akıyor.Kitabı nasıl bitirdiğimi anlamadım diyebilirim. 
   Abi-kardeş arasındaki komik diyaloglar da kitabı akıcı kılan etkenlerden birisi. Spoiler vermek gibi olacak ama Gray'den daha fazla kardeş var ve ben hepsinin hikayesini okumak için sabırsızlanıyorum. 

    Kardeşler arasından kitabını deli gibi okumak istediğim biri var : Jacob. Onun hikayesini de çok merak ediyorum umarım en kısa zamanda çıkar.
   Karakterlere gelecek olursak ben ikisini de sevdim. Özellikle de Lily'i! Genelde bu tür romance kitaplarında çok kırılgan kadın karakter oluşturuluyor. Neyse ki Lily öyle değildi. Zor durumlarda Aidan'ı tersleyerek işini kendi halletmeye çalışması çok tatlıydı :)
   Aidan'a da ayrı bir başlık açmak gerekir sanırım.Aidan küçük kardeş olsa da çoğu zaman acaba Gray mi daha küçük diye düşündüm. Aklı başında ve tutarlı biriydi. Geçmişte yaşadıklarını 10 yıldır sır gibi saklayan biriydi. Aidan'ı sevdim ama öyle bayılarak okuduğum karakterlerden biri değildi.Bunun nedeni benimle çok ters bir karakter olması sanırım :D Benim yapmamalı diye düşündüğüm şeyleri tercih ediyor kitapta. Tatlı ve çekiciydi ama kitapta Lily bir tık daha öndeydi benim için. 
   Açık konuşmak gerekirse ben Jiil Shalvis'i bu kitapla tanıdım. Yazar , Şanlı Liman serisiyle ülkemizde bayağı ünlü aslında. Şanslı Liman da okunacaklarım arasındaydı ama tanışmak bu kitapla kısmet oldu. 
  
   Kısacası Beni Yeniden Sev , akıcıydı ve kurgusu ve anlatımı bakımından doyurucuydu. Size serinin devamını okutmak isteyen bir kitaptı. Romance/aşk türünü seven arkadaşların hepsine öneririm. Ben romance tarzında kitapları tercih etmesem de yazar bana bile kitabı sevdirdi kalemiyle :)


Puanım : 4/5

YORUM : Aramızda - Cora Carmack

    Bazen kendinizi bulmadan önce kaybetmeniz gerekir. Mezun olduktan sonra Avrupa turuna çıkmak; hem de sorumluluk yok, anne baba yok, kredi kartı limiti yok! Bu, çoğu kızın hayali, tabii Kelsey Summers'ın da. Avrupa turuna çıkan Kelsey, güzel zaman geçirdiğini düşünür ama bu pek de doğru değildir. Kendini bulma yolculuğunda yalnız hisseder ve bulacaklarından korkar. Arayışındaki yalnızlığı içki ve dans geçiremezken Jackson Hunt'la tanışır. Jackson içkinin yerine macerayı koyar, her yeni şehirle Kelsey'ye ne istediğini, hayallerini bulmasında yardımcı olur. Ama Kelsey kendini tanıdıkça Jason'ı ne kadar az tanıdığını fark eder.
Orijinal Adı : Finding It
Seri Sıralaması : İlk Defa (Losing It) Serisi #3
Goodreads Puanı : 4.02 (11,221 oylama)
Sayfa Sayısı : 320 sayfa
Yayınevi : Pena Yayınları
Etiket Fiyatı : 21 tl

YORUM : Gözyaşlarını Asla Eldivensiz Silme - Jonas Gardell


Özgürlük kavgasının verildiği bize özel o küçük dünyada, hayatta kalan az sayıda kişiden biriyim.
Ve şimdi size hikâyemizi anlatacağım…
1982 yılında Rasmus, çocukluğundan beri farklı eğilimleri yüzünden baskı gördüğü kasabayı ve ailesini terk eder. Artık eşcinsellerin yeni bir hayata başlayabilmek için tek şans olarak gördüğü Stockholm’de yaşayacaktır. Tüm olasılıklara açık bu capcanlı şehrin, genç Rasmus’un yaşamını nasıl şekillendireceği ise belli değildir…
Dindar ve prensiplerine sıkı sıkıya bağlı ailesinin etkisi altında, içine kapanık bir çocuk olarak büyüyen Benjamin ise inançları ile arzuları arasındaki çelişkinin yükü altında ezilmektedir. Ve bir gün kendisi gibi olduğunu fark ettiği, sonunda aidiyet duygusunu hissedebileceği bir gruba katılma fırsatını yakaladığında Benjamin hayalini kurduğu sıcaklığın ve aşkın kollarına kendini kaptırır…
Orijinal Adı : Torka Aldrig Tarar Utan Handskar 1 . Karleken
Goodreads Puanı : 4.13 (2,300 oylama)
Seri Sıralaması : Gözyaşlarını Asla Eldivensiz Silme #1
Sayfa Sayısı : 288 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı :  26 tl
***
  Herkese merhaba! Uzun zamandır bloga yazı yazmıyordum. Geri dönüşümü bu muhteşem kitapla yapayım dedim :)
  
    Rasmus , İsveç'in küçük bir kasabasında yaşamaktadır. Çevresindeki çocuklar gibi davranmadığı için dışlanmaktadır. Ailesi onun birisiyle arkadaş olmasını ister ancak o yalnızlığı tercih eder. Bu küçük kasabadan kurtulma hayalleri kurar. Liseden sonra yaşadığı yeri terk edip Stockholm'e gidecektir. 
   Benjamin'in ailesi Yehova Şahidi'dir. Küçüklüğünden beri Benjamin ve kız kardeşi dini bir yaşam sürerler. Yehova Şahidi olmak için eğitilirler. Onların bu dünyaya geliş nedeni insanları din hakkında bilgilendirmektir. Benjamin'e göre eşcinsellik Tanrı'nın insanlara sınavıdır. Kendisi ve ailesi bu tür bir sınava tabi tutulmadığı için çok şanslıdır. 
Bu kısımdan sonrası spoiler içerir!  

  Rasmus liseden mezun olur ve Stockholm'e -teyzesinin yanına- taşınır. Stockholm'de nereye gideceğini bilemezken teyzesinin sevgilisi Rasmus'un eşcinsel olduğunu anlar ve ona birkaç bar ismi önerir. Artık Rasmus akşamlarını bu tarz mekanlarda harcamaya başlar. Ailesi endişelense de umrunda olmaz. 18 sene bunun için beklemiştir.
  1982 de çok önemli bir sorun patlak verir : eşcinsel vebası.(AIDS) Amerika'dan Avrupa'ya yayınlan bu hastalık tüm dünyayı korkutur. Çünkü geri dönüşü yoktur. Yakalanan kişinin vücudunda tuhaf yaralar oluşur. Bazen ishalle başlar bu hastalık. Bazen ufak bir grip kişiyi ölüme sürükler. Tüm dünyadaki din mensupları eşcinselleri suçlar. Bu hastalığın Tanrı'nın onları yok etmek için hazırladığını düşünürler. 
   Tam bu zamanlarda Benjamin ve Rasmus'un hikayesi başlar.
                Ben hayatımda beni seven birini sevmek istiyorum.

  Kitap , yazarın araştırmaları sonucu oluşmuş. Yani içerisindeki bilgiler doğruydu. Zaten hikayenin de yaşanmış olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kitabı sevdim. Yazar bilgilerini güzel bir kurgu ile harmanlamış. Okurken o döneme ait bilgilerle sıkılmıyorsunuz. Sanki yazarın anlatmak istedikleri Benjamin ve Rasmus'un hikayesinin arkasından size el sallıyor. 
  Kitabın kapağına bakarak erotik bir roman zannedebilirsiniz. Ben ilk aldığımda çekinmiştim o yüzden acaba +18 mi diye. Ama kesinlikle değil! Zaten ilk 150 sayfada tamamen karakterlerin çocukluklarını okuyoruz sonra da tanışmalarını. Tabi , eğer homofobik biriyseniz size onların öpüşmesi bile abartı gelecektir. 
  Kitabın bir diğer sevdiğim yanı yazarın AIDS'i ele alış biçimiydi. Öyle bir anlatmıştı ki insan lanet ediyor bu hastalığa. Gerçekten günümüzde -ne kadar ilaçları var ,yavaşlatıyoruz deseler de- tedavisi yok.  Hastalığın kökeni Afrika. Oradan dünyaya yayıldığı düşünülüyor. 1980'lerde AIDS'ın eşcinseller yoluyla bulaştığı sanılsa da günümüzde bu bilgi geçerli değil. 
   Kısacası ben kitabı sevdim. Yazarın bir yandan hüzünlendirirken bir yandan düşündüren bir anlatımı var. 1980 dönemi Avrupa'sının homoseksüelliğe bakış açısını merak ediyorsanız okuyun derim. 


Puanım : 4/5
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI