yabancı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YORUM : Kırık Dökük - Dawn Barker

   Tony endişeliydi. Eşi Anna yeni doğan bebekleriyle pek başa çıkamıyordu. Anna bir bebek sahibi olmayı öyle çok istiyordu ki, Jack doğduğunda, hastaneden eve bir aile olarak dönmek ikisini de çok mutlu etmişti. Tüm bunların sadece altı hafta önce olduğuna inanmak zordu.
   Fakat Anna o zamandan beri kendisi gibi değildi. Bir an ağlarken bir sonraki anda fazlasıyla iyimser bir hal alıyordu. Tony bunun yeni doğan bir bebekle başa çıkmaya çalışırken normal olduğunu, Anna'nın bu yeni duruma alışmaya çalıştığını düşünmüştü. Kendisi işiyle meşguldü ve zamanla her şeyin düzeleceğine emindi. Fakat işler hiç de öyle olmadı. Şimdi Anna ve Jack kayıptı. Ve Tony bir şeylerin fazlasıyla yanlış olduğunu nihayet fark ediyordu… Bu ailenin başına gelenler tüylerinizi ürpertecek, nefesinizi kesecek ve canınızı acıtacak.
Orijinal Adı : Fractured
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Goodreads Puanı : 3.85 (579 oylama)
Sayfa Sayısı : 408 sayfa
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Etiket Fiyatı : 25 tl 
***
  Tony ve eşinin mutlu bir evlilikleri vardır ama eşi bir çocuk istemektedir. Tony ve Anna bebek sahibi olmak için 1 yıla yakın uğraşırlar ve sonunda Anna hamile kalır. Ancak bebekleri Jack annesine zorlu bir doğum yaşatır. Doğumdan sonrası ise Anna için daha zordur çünkü bebekleri 2 saatte bir uyanmaktadır. Anna da onunla birlikte uyanır. Sürekli bebeğini beslemekten ve uykusuz kalmaktan depresyona girer.
   Bir gün Tony işten eve döndüğünde Anna ve Jack'i bulamaz. Kimsenin nereye gittiklerine dair bir fikri yoktur. 
Yurt dışı Baskısı 
   Kırık Dökük bir psikiyatrist tarafından kaleme alınmış ve büyük ihtimalle yazarın gerçek hastalarından ilham alınmış. Aynı zamanda yazarın kitabı yazarken doktor kimliğini bırakamadığını düşünüyorum.Olaylara içinden bakamıyor , dışarıdan gözlemliyor gibi. Çünkü karakterler o kadar sinir bozucu ki! Kitabı bitirene kadar canım çıktı diyebilirim. Fırlatıp atasım geldi o kadar sinirlendim. Şimdi size nedenleri ile anlatacağım ancak uyarmam gerek ki buradan sonrası spoiler içerecek.
    Tony eşini ararken polisten telefon geliyor ve hastaneye gidiyor. Anna'yı hastanede şoka girmiş bir şekilde buluyor.Bebekleri Jack ise ölmüş. Bu andan itibaren Tony eşinin hiç suçu yokmuş gibi herkese karşı onu savunuyor ve polislere bağırıp çağırıyor. Eşinin suçlu olmadığını söylüyor. Kitabın ilk 50 sayfası Tony'nin sonu ünlem dolu cümleleri ile geçiyor. Sonrasında ise 180 derece dönüyor ve eşinin suçlu olduğunu düşünüyor.Bu sırada eşinin suçlu olduğunu söyleyen ailesine de bağırıyor. Hayır , 2 dakika önce sen de onun suçlu olduğunu düşünüyorsun neden bağırıyorsun millete? Bir diğer sinir bozucu karakter ise Anna. Anna çocuğunu doğurduktan sonra hiç uyuyamıyor. Sütü bitmek üzere. Çevresindeki herkes yardım teklif ediyor ama hiçbirini kabul etmiyor. Kendisini çirkin ve pis buluyor. Kocasına ona yardım etmediği için içten içe kızıyor ama ağzını açıp tek kelime etmiyor. Hayatımda bu kadar salak bir karakter daha okumadım sanırım. Ağzını açıp "Tony bu sefer de bebeğe sen bak" demek çok mu zor? Tony de ayrı alem zaten. Bebek o kadar bağırıyor ama uyanmıyor bile. Her sabah evden erken çıkıp geç geliyor. Senin yeni bebeğin olmuş neden evde durmuyorsun? Neden eşine destek olmuyorsun? Sonra kadın çıldırınca da "hepsi senin suçun Anna" öyle mi? 
    Evet , spoiler bitti. Kitabın sinir bozucu karakterleri ve karakterlerin sinir bozucu hareketleri yüzünden kitaptan gram zevk alamadım. Kitabı okumaya devam etmemin tek nedeni sonunu merak etmemdi. Anna'nın evden kaçmasına ne neden oldu , bu ikilinin sonu ne olacak diye okudum. Yazarımızın anlatımı da akıcı zaten. Gereksiz olaylara yer vermiyor. Ne yazık ki 400 sayfa okumama rağmen sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Çok basit bitti. Ortada bir sır bile yok. Okuduktan sonra 400 sayfa bunun için mi bekledim dedim. 
   Yazarın anlatımı güzel ama karakter oluştururken daha gerçekçi davranmasını tavsiye ederim. Yoksa güzel bir kurgu boşa gidiyor. 
   Çeviri , kapak ve basım ise mükemmel. Yabancı Yayınları uzun zamandır güzel baskı yapıyor zaten , umarım bu çizgilerinden uzaklaşmazlar. 

  Kısacası ; kimseye önermeyeceğim bir kitap Kırık Dökük. Verilen paraya da zamana da yazık! Hele benim gibi karakterlerle özdeşleşen bir okuyucuysanız kitabın yanına bile yaklaşmayın. Hala karakterleri düşündükçe sinirleniyorum. Ben kurguyu beğendim , karakterlerin bu şekilde davranmasını da kafaya takmam derseniz belki bir şans verebilirsiniz. Ama dediğim gibi sonu da bir yere varmıyor. 


Puanım : 1/5

YORUM : Tersyüz - Amy Harmon


Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
Orijinal Adı : Making Faces
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Goodreads Puanı : 4.37 (37,940 oylama)
Sayfa Sayısı : 376 sayfa
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Etiket Fiyatı : 20 tl 
***
  Ambrose okulun popüler çocuğudur. Yaşıtlarından daha uzun ve kaslı olduğu için okulda dikkatleri üzerine toplamaktadır. Üstelik kızlardan uzak durması da onu ilgi çekici biri haline getirmektedir. 
   Rita okulun en güzel kızlarından biridir ancak Ambrose'un ilgisini çekebilmek için bundan daha fazlasına ihtiyacı vardır. Bu yüzden en yakın arkadaşı Fern'den bir aşk mektubu yazmasını ister. Fern bu teklifi kabul eder çünkü o da Ambrose'a abayı yakmıştır. Mektuplaşma Ambrose, Rita'nın mektuplardaki kız olmadığını anlayana kadar sürer.  
  Lisenin bitişi ile Ambrose inanılmaz bir karar verir : orduya yazılacaktır. Üstelik lise arkadaşlarından birkaçını da ikna eder. 5 arkadaş Irak'a savaşmaya giderler. Ancak gençlerin bu kararları hiç de bekledikleri gibi sonlanmaz. Aylar sonra kasabaya içlerinden sadece biri geri dönebilir. 
  Hepinizin kurgudan da anlayacağı üzere kitabımız modern çağın Güzel ve Çirkin'i. Ambrose ve Fern arasındaki ilişki iki yıl içinde tersine dönüyor ve Fern gitgide güzelleşiyor. 
  Öncelikle şunu söylemek istiyorum kitabın ilk 150 sayfası boşu boşuna uzatılmış. Yazar karakterleri tanımamız için lise anılarını uzun uzun anlatıyor ama şöyle bir sorun var. Geriye kalan sayfalar Ambrose'un Irak savaşından sonraki duygularını yansıtmak için yetersiz. Keşke yazar 500 sayfa yazsaydı da Ambrose ve Fern arasındaki ilişkiyi okuyucuya yansıtabilseydi. 
  Kitabın ilk 150 sayfasını Ambrose'un askere gitmesini bekleyerek okudum. Sıkıldım ama sayfa atlamaya da kıyamadım. Sonra Ambrose askere gitti. Birkaç sayfa da askerlik anılarını okuduk. Ardından bomba patladı. Ambrose'un 4 arkadaşı öldü ve kendisi de yüzünden yaralandı. Sonraki sayfalarda Ambrose'un acısını hissedemedim. Bana kalırsa hayatına çok kolay adapte oldu. Yazarın çoğu şeyi üstünkörü geçtiğini düşünüyorum. Fern ve Ambrose ilişkisinde daha derine inilebilirdi.
   Kitapta beğendiğim şeylerden biri ise diyaloglardı. Gerçekten çok komik ve romantik diyaloglar vardı. Diyaloglar sayesinde kitap kısa sürede bitti. 
   Genel olarak kitabın kurgusunu beğendim. Basit bir kurgu gibi görünse de kitapta birçok başka olay daha oluyor ve kurgu karmaşık hale geliyor.
   Özetlemek gerekirse karakterleri , kurguyu sevdim ama yazarın yazım tarzını geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Okuyucuya daha fazla duygu aktarabilmeli. 

   Anlatıma pek takmam benim için kurgu önemli derseniz Tersyüz'e bir şans vermenizi öneririm ama bana yoğun duygular hissettiren bir kitap lazım derseniz başka bir kitaba bakmanız lazım. 

Puanım : 3/5

YORUM : Cadı Avcısı - Virginia Boecker

Tenime dağlanarak işlenmiş mühür. XIII
Beni koruyan ve ne olduğumu gösteren mühür. Ben On Üçüncü Yazıt'ın bir uygulayıcısıydım.
Bir cadı avcısı. Korkulması gereken kişi bendim.
En büyük düşmanınız dövüştüğünüz şey değil, korktuğunuz şeydir.
Orijinal Adı : The Witch Hunter
Goodreads Puanı : 3.80 (5,202 oylama)
Seri Sıralaması : Cadı Avcısı Serisi #1
Sayfa Sayısı : 400 sayfa
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Etiket Fiyatı :  25 tl
***
   Elizabeth , cadıların büyü ile başlattığı veba hastalığı yüzünden tüm ailesini kaybetmiştir. Açlığın pençesinde kıvranırken Caleb adında bir çocuk onu bulur ve birlikte saraya çalışmaya giderler. İkisi de mutfakta çalışmaya başlar. Ancak mutfak Caleb'e yeterli gelmez. Gözü yükseklerdedir. Bu yüzden yanına Elizabeth'i de alarak cadı avcısı olmaya karar verir. 
   Yıllar sonra Elizabeth ve Caleb cadı avcılarının en iyisi olurlar. Ellerinden kurtulan yoktur. Yakaladıkları çoğu cadı idam cezasına çarptırılır ya da yakılır. Kurtulanlar ise sarayda iğrenç işkencelere maruz kalırlar. 
   Elizabeth , cadıların kullandığı otlarla yakalandığında ise tüm dünyası değişir. Yargılanmadan hapse atılır ve idam edilme gününü bekler. Ancak bu olay ona yaptığı iş hakkında çok önemli bir sır öğretir. 
    Cadılar hakkında kitapları okumayı çok seviyorum. Fantastik yaratıklar arasında benim için bir numaralardır. Ne yazık ki buna rağmen Cadı Avcısı kitabı benim için vasattı.  
    Kitabın tahmin edilebilir bir kurgusu var. Neden bilmiyorum -cadılarla ilgili çok kitap okuduğum için olabilir-  kitaptaki her şeyi tahmin ettim. Yazar beni şaşırtamadı. Bu yüzden kitabı okurken merak unsuru yoktu benim için. 
   Karakterlerin hiçbirine yakın hissedemedim. Ana karakter Elizabet'i güya güçlü bir kadın karakter olarak oluşturmuş yazar ama Elizabeth tüm kitap boyunca kendini diğer kadınlarla karşılaştırdı. Üstelik nasıl çok başarılı bir cadı avcısı anlamadım , diğer cadı avcıları arasında eziliyordu. Çoğu karakter iyiyken kötü , kötüyken iyi oldu. Karakterlerin ruhsal değişimlerindeki geçiş evresi yoktu kitapta. Pat diye değiştiler. Karakterler hakkında en nefret ettiğim durum bu!
  Kurgu güzeldi ama yazarın kurguyu yeterince güzel işleyemediğini düşünüyorum. Zaten kitabı kötü yapan etkenlerden en önemlisi yazarın anlatım şekli. Bu konuyu başka yazar çok daha güzel anlatırdı. Virginia Boecker'ın okuduğum ilk kitabıydı ve bu gidişle son olacak gibi. 
  Kitabın baskısı içinin tam tersiydi. Sayfaların kalınlığı , yazı puntosu falan mükemmeldi. Üstelik böyle kalitede basılan bir kitaba göre fiyatı da çok uygun. 

  Özetlemek gerekirse , Cadı Avcısı benim için dışı güzel içi kötü bir kitaptı. Okuduğunuz ilk cadı kitabıysa sevme ihtimaliniz yüksek ama "ben zaten bir sürü fantastik kitap okudum" diyorsanız uzak durmanızı öneririm. 


Puanım : 2/5

YORUM : Kaçınılmaz - Amy A.Bartol


   Evie Claremont üniversiteye başladığında, gördüğü kâbusların biteceğini ummuştu. Ama bitmemişlerdi... En garip durumlarda bile mantıklı bir açıklama bulmaya çalışan Evie'nin hayatında, ikinci sınıf öğrencisi Reed Wellington'la tanıştıktan sonra akla mantığa sığmayacak şeyler olmaya başlamıştı. Reed'e karşı hissettiği anlamsız çekim de işleri iyice karıştırıyordu. Çünkü Reed, Evie'ye hayatta başına gelip gelebilecek en korkunç şeymiş gibi davranıyordu. Yine de ne zaman ihtiyacı olsa, hayatını kurtarmak için Reed oradaydı…Reed'in sakladığı sır neydi? Evie'nin şüpheleri doğru muydu? Peki, rüyalarında gördüğü o karanlık gelecek kaçınılmaz mıydı?
Orijinal Adı : Inescapable
Seri Sıralaması : Öngörü (The Premonition) Serisi #1
Goodreads Puanı : 4.06 (26,218 oylama)
Sayfa Sayısı : 432 sayfa
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Etiket Fiyatı : 23 tl
***
   Evie Claremont , ailesi ile hiç tanışmamış , dayısı tarafından büyütülmüştür. Hayatı boyunca küçük bir kasabada yaşamıştır ama bu durum üniversiteyi kazanınca değişir. Akademik burs ile üniversiteye başlar. Her şey çok güzel ilerlerken daha ilk günden kabuslar görmeye başlar. Kabusları sürekli tekrar eder ve hiç değişmez. Bu sırada ikinci sınıfın popüler çocuklarından Reed nedensizce Evie'ye düşman kesilir. 
   Evie bir süre sonra kendisinde tuhaflıklar sezer. Kabuslarında gördüklerini gerçek hayatta da yaşamaya başlar. Her şey üstüne gelirken Reed ona üniversiteden ayrılması için baskı yapar.
  Bu kötü olayların arasında tek güzel şey Russell'dir. Russell , Reed'in aksine komik ve sıcakkanlı biridir. Evie yavaş yavaş ikisinden de hoşlanmaya başlar. Ancak onun hikayesi basit bir aşk üçgeninden daha fazlasıdır. 
  Kitap hakkında pek fazla olumlu düşüncem yok aslında. Hele o ilk 150 sayfa neydi öyle! 
  Öncelikle kitabın bir Alacakaranlık uyarlaması(fanfiction) olduğunu bilerek okuyun. Çünkü Alacakaranlık ile bayağı bir benzerliği var. Reed Edward , Russell ise Jacob. Keşke sadece Alacakaranlık ile benzerlik olsaydı...Çünkü kitabın başları Alacakaranlık&Hush Hush serisi&Düşüş serisi karması olmuş. Okurken bunu başka yerden hatırlıyorum diyorsunuz. 
  Kitabın başlarını bu kadar sıkıcı yapan bir diğer etken ise Evie ve Reed'in diyaloglarıydı. Evie sürekli kendisinin ne olduğunu merak ediyor , Reed ise öğrenmesen senin için daha iyi havalarında. Bir iki yerde geçse bu diyalog sorun etmezdim ama ilk 100 sayfa bununla geçiyor. Hayır , yazar bizi mi meraklandırmak istemiş acaba? Çünkü kapakta kocaman melek kanatları var. Evie'nin hangi fantastik yaratık olduğunu bulmak zor olmasa gerek -_-
  Kitabın ilk 150 sayfasını geçtikten sonra olaylar ve diyaloglar özgünlük kazanıyor. Sonu beni pek şaşırtmasa da güzeldi. Ayrıca Russell ve Evie arasındaki diyaloglar da bayağı komikti. Sanırım kitabın akıcı olmasını sağlayan tek karakter Russell idi. Reed çok soğuk bir karakter gibi geldi bana. Üstelik Evie'ye birden aşık olması da komikti. Ne ara gördün de sevdin diye sormak istiyorum kendisine.
  Seriye devam edeceğim yine de. Son 100 sayfası seriye devam etmemi sağladı. 

  Aşk üçgenlerini  , klişe durumları ve melekleri seviyorsanız Kaçınılmaz'a bir şans verebilirsiniz. Okuduğunuz ilk melek kitabı olursa büyük ihtimalle hoşunuza gider. Ama Hush Hush ve Düşüş serisinden sonra okursanız seriler arasındaki farkı çok kolay görürsünüz. 


Puanım : 3/5

YORUM : Kızıl Tepe - Jamie McGuire

     İki kızını yalnız başına yetiştirmek için çabalayan Scarlet; evli olsa da âşık olmanın ne demek olduğunu unutmuş, tek yaşama nedeni küçük kızı olan Nathan ve tek derdi kız kardeşi ve erkek arkadaşlarıyla yapacakları hafta sonu kaçamağı olan üniversiteli bir genç kız olan Miranda… Dünyayı etkisi altına alan bir salgın patlak verdiğinde bu üç kişinin hayatı beklemedikleri şekilde kesişir ve artık tek amaçları vardır: Bu yeni ve acımasız dünyada hayatta kalabilmek.
Orijinal Adı : Red Hill
Goodreads Puanı : 3.93 (9,079 oylama)
Seri Sıralaması : Kızıl Tepe (Red Hill) #1
Sayfa Sayısı : 376 sayfa
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Etiket Fiyatı :  21 tl

YORUM : Kördüğüm - Calia Read

    Bir ay önce, akıl hastanesine yatırıldım. Dün, Lachlan ziyaretime geldi. Beni öptü ve aklımı kaçırmaya başladığımı söyledi. Saatler sonra Max düşüncelerimi işgal etti; deli olmadığımı ve bana ihtiyacı olduğunu hatırlattı. Birkaç dakika önce geçmişimi aydınlatmaya çalışarak gerçeklikten daha da uzaklaştım… Şimdi, herkes benim aklımı kaçırdığımı düşünüyor ama ben onun gerçek olduğunu ve ne gördüğümü biliyorum… Bana inanıyor musun?
    "Seksi, gizemli ve etkileyici bir hikâye… Calia Read'in kelimeleri sizi esir edecek ve aklınızı başınızdan alacak!"
-Claire Contreras, There is No Light in Darkness'in Yazarı-

Orjinal Adı : Unravel
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Goodreads Puanı : 4.11 (5,509 oylama)
Sayfa Sayısı : 336 sayfa
Yayınevi : Yabancı Yayınları 
Etiket Fiyatı : 20 tl

YORUM : Gözlerindeki Canavar - J.M. Darhower

      Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…
     Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu. (Tanıtım Bülteninden)

Orjinal Adı : Monster in His Eyes
Seri Sıralaması : Gözlerindeki Canavar Serisi (Monster in His Eyes) #1
Goodreads Puanı : 4.30 (12,053 oylama)
Sayfa Sayısı : 448 sayfa
Yayınevi : Yabancı Yayınları 
Etiket Fiyatı :  23 tl

***
   Karissa Reed , babası tarafından doğar doğmaz terk edilmiştir. Üstüne üstlük bir de Karissa'nın evden çıkmasına karşı , paranoyak bir anneye sahiptir. Hayatı boyunca 'yuva' diyebileceği bir yeri olmamıştır. Ancak bir gün annesini karşısına alır ve NYU'da okumak istediğini söyler. 

Yorum : Tatlı Bela - Jamie McGuire

   Tatlı Bela, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla tekrar sizlerle.
   Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız, fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox onun hayatını değiştireceğe benziyor. 
  İyi kız ve kötü çocuk… Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi yoksa bir felaketin mi?
  Tatlı Bela sadece bir "bestseller" değil, uluslararası bir fenomen. Yayımlandığı günden beri tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak.
(Tanıtım Bülteninden)


***
   Travis hayatını dövüşerek kazanan , dövmeli, tek gecelik ilişkilerin uzmanı bir gençtir.Abby ise geçmisi yüzünden

Yorum : Baba Dışarıda Bir Melek Var - Fikret Topallı


"Seri katiller üzerine yazdığı kitaplarla tanıdığımız Fikret Topallı, bu kez dünyadan ve Türkiye’den gizemli şehir efsaneleriyle
    karşımıza çıkıyor
“Hayaletli evler, ölümsüz ruhlar, gizemli yatırlar, mezardan çıkan ölüler, bitmek bilmeyen hazineler, lanetler, dehşet saçan katiller, uçan daireler… Hepsi bize gerçekmiş gibi anlatılır. Biz de inanırız, korksak bile inanmak isteriz. Sonra hemen paylaşırız 
arkadaşlarımızla, onları da etkilemek isteriz çünkü. Onlar da korkmalıdır bizim gibi. Büyümeye başlayınca da bu devam eder, okulda, iş yerinde, arkadaş toplantılarında, kahvehanelerde, askerde, hayatın her döneminde bildiğimiz, bize anlatılan şehir efsanelerini paylaşmaya bayılırız: ‘Biliyor musun benim bir arkadaşın dayısının başına ne gelmiş…’” Bu kitapta, yüzlerce yıldır dilden dile dolaşsa bile gerçekliği hiçbir zaman kanıtlanamayan ve en ünlü roman yazarlarını bile kıskandıracak kadar yaratıcı olan şehir efsanelerini okuyacaksınız." (Arka kapak yazısı)



   Fikret Topallı ' nın okuduğum ilk kitabı 'Baba,Dışarıda Bir Melek Var!'. Yazarımızın 'Seri Katiller' kitabını daha önce duymuştum ancak hiç elim gitmemişti almaya. Şimdi keşke alsaymışım diyorum çünkü bu kitaba ba-yıl-dım. 
   Urban Legends (Şehir Efsaneleri) çocukluğumdan beri ilgilimi çekmiştir benim. Araştırıp neredeyse hepsini okumuşluğum vardır. Maalesef hepsini bilmediğimi kitabı okuyunca anladım. Kitapta bir sürü bilmediğim efsane vardı ki hepsi de beni korkutmayı başardı. Gece okumanın da etkisi olmuş olabilir. Siz siz olun , bu kitabı gece tek başınıza okumayın :( 
   Yazarımız şehir efsanelerini 2 'ye ayırmış ; Türkiye'den ve Dünya'dan. Türkiye'nin şehir efsanelerinin çok korkutucu olduğunu belirteyim. İlgileniyorsanız bu kitabı sakın kaçırmayın!
   Yazarımızın Türk olması sayesinde hiçbir anlatım-imla hatası yoktu kitapta. Zaten olsaydı da heyecandan fark etmeyebilirdiniz :)
  Stephen King müptelalarına şiddetle önerilir! 

 
 İç kapak ve ayraç tasarımı nasıl ama ? Şahsen ben çok uyumlu ve korkutucu olduğunu düşünüyorum. 


VERDİĞİM PUAN : 5/5




BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI