DEX etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DEX etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YORUM : Günlerin Sonu - Susan Ee



  Penryn ve Raffe kaçıyorlar. Ümitsizce bir doktor bulmaya çalışıyorlar. Pagie’in kaderi nasıl değişecek? Tehdit nereden gelecek? Hangi tarafta olmak güvenli? Penryn, canavarlardan ve meleklerden önce cevaplarla savaşmak zorunda. Apokaliptik kâbus başlıyor.
Orijinal Adı : End of Days
Seri Sıralaması : Penryn & the End of Days #3
Goodreads Puanı : 4.1 (43,049 oylama)
Sayfa Sayısı : 388 sayfa
Yayınevi : DEX 
Etiket Fiyatı : 25 tl
***
   Penryn ve Raffe sonunda istediklerini buldular ; Paige ve bir çift kanat. Ama ikisi de olması gerektiği yerde ve şekilde değil. Şimdi de bir doktor bulmak zorundalar. 
    Üstelik sorunları bunlarla da bitmiyor. Melek dünyasında kıyasıya bir rekabet var. Gabriel öldüğünden beri kimin elçi olacağı konuşuluyor. Raffe , yıllardır meleklerin yanında olmamasına rağmen o da adaylardan biri. Raffe elçi olursa Penryn ilk aşkını sonsuza dek kaybedebilir. 

  Herkese merhaba! Günlerin Sonu ile serinin sonuna geldik. Seriyi ne ara okudum inanın bilmiyorum. Tüm kitaplar elimde su gibi akıp gitti. Okumak isteyenlere tavsiyem 3 kitabı da ellerinde bulundurmaları çünkü çok çabuk bitiyor. Bir bakmışsınız Raffe'nin kanatlarını ararken kitabın sonuna gelmişsiniz :D 
  Şimdi gelelim kitabın eleştiri kısmına. Seri güzel miydi? Mükemmeldi. Peki , son kitap mükemmel miydi? Ne yazık ki değildi. Yazar birkaç beklentimi karşılayamamış. Mesela doğru düzgün Penryn&Raffe sahnesi yok. Koskaca 3 kitap yazılmış ama Penryn ile Paige'in daha fazla sahnesi vardı herhalde. Son kitaptayız , artık okurlar romantik bir sahne bekliyor ama tık yok. 
   Romantizm bir kenara bırakırsak , aksiyon sahneleri çok güzeldi. Zaten yazar bu konuda bayağı yetenekli. Çok güzel aksiyon&gizem kitapları yazar diye düşünüyorum. Kitapta heyecan bir an bile eksilmiyor. Final zaten çok çok güzeldi. Hiç beklemediğim bir şey oldu. Böyle o sahnede yüreğim dağlandı diyebilirim. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. 
   Ama o final sahnesinden sonra yine Penryn ve Raffe sahnesi yok. Yazar beni çıldırttı! Azıcık bir romantizm olsun be kadın! Raffe'nin aşkı için yapmadığı bi fedakarlık kalmadı ama sen hala daha Penryn'in annesini son sayfalara sığdırmaya çalışıyorsun. Annesini de sevemedim zaten. 
   İstediğim sahnelerin olmamasından dolayı kitaptan bir yıldız kırdım. Sanırım yazar kendine romantizm konusunda pek güvenmiyor çünkü ne zaman romantik bir olay olsa pat diye kesiliyor. 
   Kitapta birkaç tane de yazım hatası vardı. "Baş melek" yerine "Başak Melek" falan yazılmış. Okurken gözünüze takılmıyor çoğu ama bu beni bayağı güldürmüştü. 

   Kısacası , seri de güzel kitaplar da. Lakin fazla romantizm beklemeyin. Başlamak isteyenler tüm seriyi ellerinde bulundururlarsa daha rahat ederler diye düşünüyorum. 

Puanım : 4/5

YORUM : Kıyamet Sonrası - Susan Ee

Penryn’in küçük kız kardeşi Paige kayboldu. İnsanlar korkuyor.
Bir annenin kalbi kırık.
Penryn San Francisco sokaklarında kardeşini arıyor. Sokaklar neden bu kadar boş? Herkes nereye kayboldu?
Paige kardeşinin izini sürerken, meleklerin gizli planının merkezini buluyor ve ürkütücü gerçeklerle yüz yüze geliyor.
Raffe kanatlarının peşinde. Onlarsız meleklere katılması imkansız. Tekrar kanatlarını kazanmak ya da Penryn’in hayatını kurtarmak arasında kaldığında, hangisini seçecek?

Melekler, insanlar ve canavarların korku dolu hikayesi, Meleğin Düşüşü’nün ardından, Kıyamet Sonrası ile devam ediyor...
Orijinal Adı : World After 
Seri Sıralaması : Penryn & the End of Days #2
Goodreads Puanı : 4.21 (73,602 oylama)
Sayfa Sayısı : 360 sayfa
Yayınevi : DEX
Etiket Fiyatı : 24 tl 
İlk kitabın yorumunu okumak için buraya tıklayın.
***
  Penryn ve Raffe , Paige'ı kurtarmayı başardılar ama önlerinde büyük bir sorun var.Çünkü Paige insansı özelliklerinin birkaçını kaybetmiş. Sadece insan eti ile beslenebilen bir yarı-canavar artık. 
    Paige'ı kurtarmalarına rağmen Raffe'nin kanatları başka bir meleğin sırtına takılı. Raffe hala kanatlarını arıyor ancak bu yolculukta Penryn'e gerek yok. Penryn çoktan kardeşini buldu ve amacını tamamladı. 
    Yine de Paige'deki tuhaflıklar bitmek bilmiyor. Ablasını ve annesini bırakıp melek yuvasına geri döndü. Bu durumda Penryn'de melek dolu yeni bir binaya girmek ve kardeşini tekrar eski haline getirmek zorunda. 
Serinin orijinal kapakları. 
   Herkese merhaba! Serinin ikinci kitabı ile karşınızdayım. Serinin ilk kitabı olan Meleğin Düşüşü'nü 2 günde bitirmiştim. Kıyamet Sonrası'nda ise yeni bir rekor kırdım ve kitabı bir günde bitirdim. Ne kadar akıcı olduğunu anlatamam. Kitabı elinizden bırakmak için kerpeten falan lazım herhalde. Olaysız geçen tek bir sayfa yok. Yazarı çizgisini bozmadığı ve bu kitabı da ilk kitap kadar heyecanlı yaptığı için tebrik ediyorum.Şimdi kitabı incelemeye başlayalım. 
   İlk kitabı okuduysanız -okumayanlar bu kelimeden sonra devam etmesinler - son sayfada Raffe'nin Penryn'i öldü zannettiğini hatırlarsınız. Akrep sokması sonucu Penryn paralize hale geliyor ve çevresindeki herkes öldü zannediyordu. Bu yüzden kitabın neredeyse sonuna kadar Raffe yok. Penryn'i kaybettiği için büyük bir yas içinde ve sadece kanatlarını aramaya odaklanmış. O yüzden kitabın ilk 200 sayfasında gözlerim Raffe'yi aradı. Zaten yazar ilk kitapta da çok fazla romantizm yazmamıştı ve bu kitapta da yoktu. Üçüncü kitapta büyük bir sahne beklediğimi söyleyebilirim. Ne bileyim , Raffe azıcık ilgi göstersin artık kıza. Kıskansın ya da sevdiğini belli etsin. Yoksa kitapta bol bol aksiyon ama çok az romantizm oluyor. Eğer üçüncü kitapta da romantizm göremezsem yazara üzüntü dolu bir mail atmayı planlıyorum. 
   Yukarıda belirttiğim sorun dışında kitap kusursuzdu diyebilirim. Karakterlerimiz değişmeden yollarına devam ediyorlar. Birkaç yeni karakter eklendi ama geçiciydi. 
   Goodreads'te okuduğum yorumlarda herkes kitabın sonunun çok merak uyandırıcı olduğunu söylemiş ama bana göre öyle değildi. Güzel bir son muydu? Evet. Ama üçüncü kitabı hemen okumamı sağlayan bir son değildi. Zaten o sahneden sonra ne olacağını aşağı yukarı tahmin ediyorsunuz. O yüzden efsanevi bir son beklemeyin. 
   Rahatsız olduğum bir diğer konu ise serinin kapakları. Bir orijinal kapağa bakın bir de Türk basımına. Daha klişe bir kapak olamazdı herhalde. Ne koyalım diye çok düşünmüşler ve sonunda melek kanadında karar kılmışlar. Birde grimsi siyah kanadın kitapla ne alakası var? Orijinal kapağın kanadını alsaydınız keşke.

  
  Özetle , ikinci kitabını okudum ve seriyi hala daha öneriyorum. Fantastik severler kaçırmasın. Pişman olacakları bir seri olmayacak. Üçüncü kitapta görüşmek üzere...

Puanım : 5/5

YORUM : Meleğin Düşüşü - Susan Ee

   Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raffe, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raffe, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.
Orijinal Adı : Angelfall
Seri Sıralaması : Penryn&the End of Days #1
Goodreads Puanı : 4.18 (134,893 oylama)
Sayfa Sayısı : 316 sayfa
Yayınevi : Dex
Etiket Fiyatı : 24 tl 
***
   Kıyamet koptu. Melekler yeryüzüne indi ve peşlerinde büyük depremler , tsunamiler getirdiler. Bunun sonucunda dünya düzeni bozuldu ve insanlar ilkel hayvanlara döndüler. Gündüzleri insan çeteleri boş binaları yağmalıyor , geceleri ise melekler ortaya çıkıyor.
    Penryn , psikolojik rahatsızlığı olan annesi ve tekerlekli sandalyeye mahkum kız kardeşi ile hayatta kalmalı. Gündüzleri çetelere karşı savaşamayacakları için tek bir seçenekleri var ; geceleri dışarı çıkmak.
    Herhangi bir melekle karşılaşmamayı umarak dışarı çıkıyorlar ancak şans onların yanında değil. Kanatları kesilmek üzere olan bir melek görüyor. Penryn , meleğe yardım etmek isterken diğer melekler kız kardeşini kaçırıyorlar. 
    Penryn kız kardeşini geri almak için melekle bir anlaşma yapıyor. O kardeşini melek ise kanatlarını geri alacak. 
"Küçükken hep Külkedisi olacağımı düşlemiştim ama sanırım yaptıklarımdan sonra benden artık ancak kötü kalpli cadı olurdu.Ne var ki Külkedisi de intikamcı meleklerin istila ettiği bir kıyamet sonrası dünyada yaşamıyordu."
   Herkese merhaba! Müthiş bir fantastik kitapla karşınızdayım. "Neden daha önce okumadım ki" diye yakındığım , sabahtan akşama kadar derse gittiğim halde 2 günde bitirdiğim ve anında serinin ikinci kitabına başladığım bir eser. 
     Nereden başlasam bilmiyorum. Kitabın kurgusu da karakterleri de harika! Kitapta olaylar ve heyecan bitmiyor , her daim bir şeyler oluyor ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Yazarın kalemi de akıcı. Sizi yormadan , kafa karışıklığına mahal vermeden ilerliyor. 
     Kitabın kurgusuna özgün diyemem , klasik bir melek kitabı ama yazar araya farklı ve özgün bir şeyler de katmış. Spoiler olmaması adına buraya yazmıyorum :D 
     Ve karakterler....Hangi birini anlatsam bilmiyorum. Favori karakterim olan Penryn'den başlayayım. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir , ezilen , büzülen , sürekli kurtarılmayı bekleyen kadın karakterlerden tiksiniyorum. Hele de aksiyon dolu fantastik kitaplarda hiç çekilmiyorlar. Penryn ise bu tip karakterlerin tam tersi. Annesinin sağlık durumu yüzünden kendini ondan savunmasını öğrenmiş. Neredeyse tüm savunma sporlarını yapmış , her daim spor ayakkabısı ve kargo pantolonu ile gezen biri. Rahat mı rahat bir tip anlayacağınız. Raffe'ye ve kız kardeşine olan sadakati de benden tam puan kazandı. 
   İkinci karakterimiz ; kanadı kırık , boynu bükük Raffe'miz. Kitap boyunca onun kim olduğuna , neden kanadı kesildiğine dair bir fikrimiz yok. Gerçi kitabın sonunda kim olduğunu öğrenmek sizi biraz şaşırtabilir. 
   Ben Raffe karakterini de sevdim ama ondan önce Raffe ve Penryn arasındaki ilişkiyi sevdim. Yazar ana karakterleri ikinci sayfada aşık edeyim , beşinci sayfada evlendireyim derdine düşmemiş. Zaten kitabın yarısına kadar aralarında "hoşlanma" denilen şeyin bile lafı geçmedi. Yazarın ilişkiyi yavaş ama oturaklı bir şekilde kurgulamasını sevdim. Çünkü jilet hızıyla aşık olan karakterlerden bıkıyoruz artık. 
  Sevdiğim şeylerden bahsettim ama sevmediğim bir durumu da atlamadan geçmek olmaz. Hepimiz Dex'in "kalitesine" aşinayız ama bunu dile getirmeden geçemeyeceğim : Sayın Dex , bu kitabın hali ne? Sayfaları biraz daha inceltirseniz arkasını görebileceğiz. Kitap kuş gibi hafif ya. Sayfaların rengi de bir tuhaf. Saman kağıt gibi hafif sarıya yakın. Memlekette kağıt kıtlığı mı başladı benim mi haberim yok? Sizin 3 sayfanız kalınlığında 1 sayfası olan kitaplar var. Gözünüzü seveyim , malzemeden çalmayın artık.
   Bu kısa serzenişimden sonra yazar umarım ikinci kitabı da bunun kadar güzel yazmıştır diyorum ve yorumumu sonlandırıyorum. 

   Kısacası herkesin okumasını önerdiğim bir kitap. Fantastik severler mutlaka okumalı. Fantastik türüne başlamak isteyenler de bu kitapla -veya Ateş serisiyle- başlayabilirler. 

Puanım : 5/5

Instagram'da Ufak Bir Çekiliş!


Herkese merhaba! Ufak bir çekiliş ile karşınızdayım. Bir iki yazı önce size LUX serisine devam etmeyeceğimi yazmıştım. Bu yüzden serinin son kitabını instagram üzerinden şanslı bir takipçime hediye etmek istiyorum. Kitap hiç okunmamıştır ve orijinal baskıdır.
Çekiliş burada değil , instagram hesabımda (@tiryakisikitap) yer alıyor. Katılımla ilgili tüm şartlar da çekiliş resminin altındadır. 

Öyleyse sizi şöyle alalım.

YORUM : Oniks - Jennifer L. Armentrout

Daemon'la aramızda bir uzaylı bağı olmasının muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
Gerçi bu bağa rağmen ona direnmeye kararlıyım. Ama bunu yapmak hiç de kolay değil çünkü Daemon (kahretsin!) gittikçe gözüme daha da taş gibi görünüyor. Üstelik bu sefer Arumlardan çok daha büyük bir problemimiz var. Savunma Dairesi kasabada.
Eğer Daemon'ın yapabildiklerini keşfeder ve benim de onunla bağım olduğunu anlarlarsa ikimizi de mahvedecekler. Bu arada okula yeni biri geldi ve herkesten gizlediği bir sırrı var. Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmüş gibi) Daemon'a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?!
Kimse sonsuza kadar yalan söyleyemez.
Ultra yakışıklı ve ultra odun Daemon Black geri döndü!
Lux serisi, OBSİDİYEN'den sonra 2012'nin en iyi genç yetişkin kitabı seçilen ONİKS ile tam gaz devam ediyor. Daemon'a karşı koymanın imkânsız olduğunu artık siz de çok iyi biliyorsunuz...
Orijinal Adı : Onyx
Seri Sıralaması : LUX Serisi #2
Goodreads Puanı : 4.33 (119,318 oylama)
Sayfa Sayısı : 396 sayfa
Yayınevi : DEX
Etiket Fiyatı : 29 tl 
***
   Daemon ve Katy arasında kimsenin göremediği bir bağ oluşmuştur. Ancak ikisi de bu bağın sonuçlarını bilmez. Bir gün Katy eşyaları hareket ettirmeye başladığında ise çevreleri bir sürü düşman ile sarılacaktır. 
  Obsidiyen (serinin ilk kitabı) yaklaşık 5 yıl önce okuduğum ve bayıldığım bir kitaptı. Ardından serinin ikinci ve üçüncü kitaplarını da alıp okudum. Ama serinin kalan kitapları geç basıldı. Bu sırada başka başka şeyler araya girdi ve seri ile bağım koptu. 
   Geçenlerde serinin son kitabı Direniş elime geçti ve seriye baştan başlama kararı aldım. Burada ufak bir not girmek istiyorum , zamanında Obsidiyen'i çok beğenip herkese okutmuştum o yüzden berbat halde. Sayfalar kırışık , kenarları katlanmış. O halde kitaba dokunmak bile istemediğim için (evet,böyle bir takıntım var) serinin ikinci kitabı olan Oniks'ten başladım. Konuyu unutmuşum ama yazar arada ilk kitaptan bilgiler verdiği için kolay adapte oldum.
    Ne yazık ki seneler önce aldığım zevki tekrar alamadım. Kitaptaki her olay gözüme battı diyebilirim. Bir kere , Daemon ve Katy olmadan geçen sahne yok. 7/24 birlikteler. Bu beni bayağı rahatsız etti. Üstelik aralarında geçen diyaloglar da bayağı çocuksu. Katy sürekli Daemon'a "gıcık,öküz" gibi hitaplarda bulunuyor. Birbirine laf atmalar birden aralarında çekime dönüşüyor ve bu döngü kitap boyunca devam ediyor. 
  Daemon ve Katy olmadan geçen sahnelerde de bol bol kötü adamlar var ama ne olacağını 20 sayfa öteden kestiriyorsunuz. Kitabın sonunu tahmin etmeniz akıcılığı öldürüyor tabi. 
  Kitabı 5 yıl önce neden sevmişim en ufak bir fikrim yok. Belki de kitap hakkında aşırıya kaçan reklam gözümü boyadı,bilemiyorum. Yine de size 5 yıl sonra size okumayın diyebilirim sanırım. Piyasada bol bulunan fantastik/aşk kitaplarından pek bir farkı yok. Fena bir kitap değil ama muhteşem diyebilmek çok çok zor. 

Puanım : 2/5

YORUM : Füzyon - Julianna Baggott

"Talebimizi reddederseniz, rehineleri öldüreceğiz..."
Kıyamet günü gelip de İnfilaklar yaşandığında, Kubbe'dekiler güvendeydi. Hayatta kalan dışarıdaki perişanlar, külün ve dumanın ortasında yaşam savaşı verirken, Pürler sırça köşklerinde yara almadan hayatlarına devam etmişti.
Şimdiyse Pürlerin önderi Willux oğlunu geri almak adına hayatta kalanlara karşı korkunç bir saldırı düzenliyor. Ona karşı mücadele etmek için küçük bir grup biraraya geliyor: savaşçı Lyda, devrimci Bradwell, muhafız El Capitan ve gizemli geçmişi peşini bir türlü bırakmayan Pressia, Evveliyat'a dair bir dizi şifreli ipucunu çözüp hayatta kalanları kurtarmaya çalışıyor.
Füzyon, geleceklerini kurtarmak ve dünyanın kaderini değiştirmek için mücadele eden insanların nefes kesen hikayesi.
Grotesk bir anarşinin hüküm sürdüğü bir dünyayı anlatan post-apokaliptik seri, Pür'den sonra, Füzyon ile okurunu bambaşka korkularla yüzleştiriyor.
Orijinal Adı : Fuse
Seri Sıralaması : Pür (Pure) Serisi #2
Goodreads Puanı : 4.05 (7,037 oylama)
Sayfa Sayısı : 467 sayfa
Yayınevi :DEX
Etiket Fiyatı : 25 tl
Serinin ilk kitabının yorumu için tıklayın.
***
Yorum serinin ilk kitabını okumayanlar için SPOİLER içerir!

   Partridge babasının gerçek yüzünü görüp Kubbe'den kaçmıştır. Kız kardeşi Pressia'nın varlığını öğrenmek ise bardağı taşıran son damla olur. Babası tüm dünyayı bir kül yığınına dönüştüren adamdır ve Partridge onu durdurmak zorundadır. Bu yolculukta kız kardeşi Pressia , isyanı yöneten Bradwell, eski bir asker olan El Capitan ve sevdiği kız Lyda eşlik eder. 
   Partridge'nin görevi Kubbe'ye geri dönüp babasını zehirlemektir. Bu sırada Pressia , Bradwell ve El Capitan insanlığın yaşlanmasını önleyecek hücre geliştirici formülü aramaya çıkarlar. Lyda ise kimsenin beklemediği bir değişim geçirecektir. 
Kuşlar sırtına füzyonlanmış Bradwell
   Öncelikle kitabın konusundan başlayayım. Yukarıya kısaca özet yazmaya çalıştım ama kurgu o kadar karışık ki açıklayarak yazmak imkansız. Birbirine geçen ilişkiler ve sırlarla dolu bir olay örgüsü. Ben kitabı 2 ayda okudum. Maalesef sosyal yaşantım yüzünden kitap aksadı ve 2 ay elimde süründü. Kurgu da çok karmaşık olduğu için okumaya karar verdiğim her an karakterleri unuttuğumu fark ettim. Olaylar bile aklımda yer etmiyordu. Olayları unuttukça da kitap uzadı. En son bitireyim dedim ve 2 günde kalan sayfaları okudum. Size tavsiyem boş bir zamanınızda seriye başlamanız. Pür bu kadar karmaşık değildi ama Füzyon bayağı detaylı. Seriyi aksatmayarak okuyun çünkü öbür türlü tüm atmosferi yok oluyor. 
  Karakterlere dönecek olursak ; Partridge'ın birkaç yerde sinir olduğum hareketi oldu. Kendine güven sorunu var.Kitapta en sevmediğim karakterdir kendisi. Kitapta en sevdiğim karakter ise El Capitan. Onun sert duruşu hoşuma gidiyor. Böyle cehennem gibi bir dünyada hayatta kalmak için de sert olmak gerekiyor zaten. Pressia , Bradwell ve Lyda orta düzeyde karakter benim için. Pür'ü okurken Lyda'ya sinir olduğum birkaç kısım vardı ama neyse ki Füzyon'da yazar daha akıllı bir karakter oluşturmuş. 
   Yazar kitaba romantizm katmaya çalışmış ama başarılı olamamış. Karakterlerin aşk konusunda duyguları çok yüzeysel. "Ne ara aşık oldu bu" diye soruyorsunuz kendinize. Aşıklar arasındaki diyaloglar çok yapay. Distopik kitaplarda aşk ilişkisine yer verilmeyecekse hiç olmaması gerektiğini düşünüyorum ben. Çünkü o diyalogları okurken insan göz devirmeden duramıyor. 
   Onun dışında , kitabın son 50 sayfası çok hareketli ve akıcıydı ama ondan önceki sayfalar geçmek bilmedi. Sürekli aynı şeyleri yaptılar. Başları belaya girdi-biri kurtardı-yola devam ettiler. Bu döngü birkaç kere tekrar edince de insan sıkılıyor tabi. Ama son 50 sayfası için o sayfalara katlanılır diye düşünüyorum. Çünkü kitabın sonu heyecanlı ve akıcıydı. 
  
  Kısacası ; distopya sevenlerin okuyabileceği bir kitap. Gerek romantik gerek aksiyon sahneleri olsun genç yetişkinlere hitap ediyor. Çok etkileyici bir romantizm beklemeyin kitaptan. Kitabın ortaları sizi sıkabilir ama sonu için değer diye düşünüyorum. Beklentilerinizi yüksek tutmazsanız seversiniz. 

  
Puanım : 3/5

YORUM : Pür - Julianna Baggott

Burada olduğunuzu biliyoruz, kardeşlerimiz.
Pressia, Infilakları ve ondan önceki hayatını hayal meyal hatırlıyor. Büyükbabasıyla birlikte yasadıkları delikte, insanlığın kaybettiği şeyleri düşünüyor: lunaparkları, sinemaları, doğum günü partilerini, anneleri ve babaları. Her şey küle döndü, hırpalandı, hiç iyileşmeyecek derecede yara aldı ve zarar gören bazı bedenler, bambaşka nesnelerle bütünlesti. Şimdi herkesin askeri eğitim görmesi gereken yaşa geldi Pressia. Tabii iki ihtimal var. Ya asker olacak ya da bedeni fazla zarar gördüyse eğitimdeki askerlerin canlı hedef
tahtası olacak. Pressia'nın kaçması gerek.
Bir Pür yak ve külünü solu.
İnfilaklardan tek bir yara almadan kurtulanlar da var. Pürler. Gökyüzündeki kubbelerinde, yerdeki insanlardan daha üstün olan, sağlıklı bedenlerini ve zihinlerini koruyacak şekilde yaşıyorlar. Bir Pür olan Partridge, kendini burada kapana kısılmış ve yalnız hissediyor, bir de farklı. O da kayıplarını
düşünüyor sık sık, belki yuvası dağıldığı için. Babası duygusal olarak soğuk bir adam, ağabeyi intihar etmiş ve annesi, İnfilaklar sırasında Kubbe'ye adım atamadan kaybolmuş. Bu yüzden, birinin ağzından kaçan bir sözcük, annesinin hala hayatta olma olasılığını ona çıtlatınca, hayatını riske edip
Kubbe'yi terk ediyor ve annesini bulmaya koyuluyor.
Pressia ve Partridge karşılaşıyorlar. Tüm dünya başlarına yıkılıyor. 
Orijinal Adı : Pure
Seri Sıralaması : Pür Serisi #1
Goodreads Puanı : 3.75 (19,965 oylama)
Sayfa Sayısı : 500 sayfa
Yayınevi : DEX 
Etiket Fiyatı : 27,50 tl
***
    Dünya'da büyük bir patlama meydana gelir. Bu patlamanın ardından yaşam neredeyse durma noktasına gelir. Havada asılı kalan toz ve küllerden güneş görünmez olur. Bitkiler ölür ve insanlar mutasyona uğrar. Patlama anında hangi madde ile temas halindeyseniz o madde ile birleşirsiniz. Patlamadan sonra yapışık insanlar , uzuvları metal ile kaynaşmış çocuklar ortaya çıkar. Bütün bu karmaşanın arasında birkaç şanslı insan Kubbe adı verilen , kısmen de olsa yaşamın eskisi gibi olduğu bir camın içine saklanır. Kubbe'dekiler dışarıda kalan insanlara bir mesaj yollarlar. Onları izlediklerini dile getirirler. Bu mesajdan sonra ise bir daha haber alınmaz. 
  Pressia dışarıda kalanlardan biridir. Patlama sırasında eli dokunduğu bebeğin kafası ile birleşmiştir. Pressia mutasyonla kurtulsa bile ailesi kurtulamaz. 
  Partridge ise seçilmişlerden biridir. Babası ve abisi ile Kubbe'ye girmeyi başarır. Ancak Kubbe'deki tüm bu ihtişamlı yaşamın ardında bir baskı olduğunun farkındadır. Partridge , Kubbe'nin dışının ona öğretilenden farklı olduğunu düşünür. Bir gün annesine dair ufak bir ipucu yakalar ve Kubbe'den kaçıp annesini aramaya karar verir. 
   Pür bitti. Hayatımda okuduğum en güzel kurgulardan birine sahipti diyebilirim. Yazar gerçeğe bağlı kalarak distopik bir evren oluşturmuş. Acaba patlama olsaydı biz de bu halde mi olurduk diye düşündürüyor okuru. Kötü adamlara güzel bir eleştiri olmuş. 
  Kurgusu güzel olsa da anlatım geri planda kalıyor. Anlatımda bir şeyler eksikti yani. Kitapta akıcılık yoktu. Bunun nedeni kitaptaki olayların tahmin edebilir olması. Olaylar kitabın sonuna kadar sizde merak uyandırmıyor.Pür yazarın ilk eseri değil. Bu yüzden ,yazarın acemiliği diyemem sanki bu anlatım şekli yazarın tarzı gibi.
  Birde yazı boyutu sorunu var. Kitaptaki yazılar normal fonta göre küçük. Okurken zorluk çıkartıyor. Kitabın tüm güzelliği almış götürmüş.
  
  Kısaca kurgu olarak güzel ama anlatım olarak tatmin etmeyen bir kitaptı. Konusunu sevdiyseniz okuyabilirsiniz ama yazı boyutu ve anlatım şekli sıkıntıya sokuyor. 

not : Serinin ikinci kitabı Füzyon'un yazı boyutu çok daha küçük.

Puanım : 3/5

KVBT 17. Tur 4. Gün : Yurtdışı Kapakları

  Oyuncu kitabı Türkiye dahil birkaç ülkede daha yayınlandı. Ben deniz sizin için yurtdışının kapaklarını derledim. Bizim kapağımız açık ara daha uygun gibi. Hem kitabı yansıtıyor hem de okuyucuya göz zevki sunuyor :D Sizce en güzel kapak hangi ülkenin?



Jennifer, J.Lynn adıyla çıkarmış ilk kitabı. 2012 de yayınlanan ilk kapak bu. Kitap ilk zamanlarda sadece  internet ortamında yayınlandığı için bu kapak da e-book için kullanılmış.

Oyuncu'nun sesli kitap versiyonu için 24 Haziran 2013 yılında bu kapak kullanılmış.

Nihayet kitabımız 2015 yılında bu kapakla basılmış. Bu basımın sayfa sayısı ise 272.

Oyuncu , orijinal kapağıyla 2014 yılında Macaristan'da yayınlanmış. 

15 Mayıs 2013'te "Paparazzis et quiproquos" adıyla Fransa'da çıkan kapak bu.

Kitabın en son baskısı Dex'ten. Mart 2016'da yayınlanmış. 

KVBT 17. Tur 3. Gün : Karakter Tanıtımı




Chad Gamble : Chad , kardeşleri arasında en çapkın olanı. Aynı zamanda en komiği. Aslında kardeşleri kadar zor zamanlar geçirmiş ama o umutsuz olmak yerine hayatı ciddiye almadan yaşamaya karar vermiş. Magazin haberlerinde uslanmaz bir Kazanova gibi gözükse de sanılanın aksine daha sakin bir aşk hayatı var. 
  Chad'ın sorunları kitabın başına dile getirilmiyor ancak ilerleyen sayfalarda yaşadıklarının birazını öğrenebiliyoruz. O uçarı kişinin altında daha derin sorunların olduğunu görüyoruz. Chad'i okuyuculara sevdiren özelliklerden biri de bu. Chad, hiç sorunu yokmuş gibi gözüken ama aslında hayatından fazlasıyla sıkılan biri. Muhteşem gibi gözüken hayatına renk katacak birini arıyor. Ve sonrasında karşısına onun tam zıttı bir kadın çıkıyor.
  Chad'e uyan bir oyuncu bulmak zor. O yüzden herkesin kafasında kendi Chad Gamble'ı oluşsun istiyorum. Okurken kitabın kapağına fazla bakmamanızı da tavsiye ederim :)


Bridget Rodgers : Bridget , bu tarz romance kitaplarında görmeye alışık olmadığımız bir karakter. Uzaktan sessiz,sakin bir kadın gibi görünse de aslında sözünü esirgemeyen biri. Tam olarak sert kadın diyemem ama çıtkırıldım biri de değil kesinlikle. Chad ile sürekli atışıyorlar. Bu atışmalar kitabı akıcı kılan etmenlerden biri. 
  Bridget'in ailesine ya da geçmişine dair pek bir bilgi yok kitapta. Keşke yazar kitabı azıcık daha uzatsaydı da Bridget hakkında da bir şeyler öğrenseydik :(
  Bridget ilk kitaptan hatırladığımız bir karakterin yanında çalışıyor : Madison Daniels. Maddie , Chad'in kardeşi Chase ile birlikte bu sayede Chad hakkında çok şey biliyor. Bridget de Maddie sayesinde Chad konusunda bilgili.
  Kitapta Bridget kızıl saçlı , orta boylu ve hafif dolgun bir kadın olarak betimleniyor. Bu yüzden kitabı okurken onu Holland Roden olarak düşündüm. Oyuncu filme çekilirse de muhteşem bir seçenek olur karakterimiz için :)

  
Bayan Gore : Bridget'in deyimiyle zalim halkla ilişkiler uzmanı. Bayan Gore şirketin Chad için tuttuğu bir uzman. Uzmanlık alanı ise zıvanadan çıkmış sanatçıları,oyuncular,sporcuları doğru yola yöneltmek. Bir nevi diktatör. 
  Chad'in takımı da onu yola getirmek için Bayan Gore'u tutuyor. Bayan Gore , Chad'e düzgün bir ilişki bulmakla görevli. Aksi , disiplinli bir kadın. Onu en güzel Sandra Bullock yansıtır diye düşünüyorum. 

Madison Daniels : Maddie,serinin ilk kitabının ana kahramanı. Chad'in küçük kardeşi Chase ile birlikte. Aslında Chase onun çocukluk aşkıydı ancak abisinin arkadaşı olduğu için aralarında pek bir şey olmuyordu. Ta ki güzel bir düğüne kadar!
  Buradan sonrasını anlatmıyorum. Serinin ilk kitabı Sağdıç'ı okuyarak Maddie'yi daha yakından tanıyabilirsiniz :) 
  Kitap film olsa Maddie karakterini Emma Watson en güzel yansıtırdı.


Chase ve Chandler Gamble : Chase; Gamble kardeşlerin en küçüğü , Chandler ise en büyüğü.  Oyuncu kitabında bu iki kardeşi pek göremiyoruz çünkü her birinin kendi kitabı var. 
  Chandler kardeşler arasında en ağzı sıkı olanı. Bu yüzden Oyuncu'yu okurken onun hikayesini merak ediyorsunuz. 
  Chad gibi bu kardeşlere de uygun oyuncular koymak istemiyorum. Serimizin ana karakterlerinin nasıl tipler oldukları okuyucuların kendi kafasında kalsın :) 

KVBT 17. Tur 1. Gün : Oyuncu | Yorum

    Bridget Rodgers'ın yolu ünlü Gamble kardeşlerden biriyle kesişiyor. Hem de tüm dünyanın tanıdığı yıldız beyzbol oyuncusu Chad Gamble ile.
    Chad sadece beyzbol alanında değil, kadınlar konusunda da bir oyuncu. Tüm gazetelerin hem spor hem de dedikodu sayfaları Chad Gamble'ın çapkınlık maceralarıyla dolup taşıyor. Ta ki bu maceralar Chad'in kariyerini tehdit etmeye başlayana kadar… Chad'in menajeri, oyuncunun imajının düzelmesi ve kulüple sözleşmesinin yenilenebilmesi için bir çözüm öneriyor: Aklı başında bir kadınla düzenli bir ilişki. Peki ama kim olacak bu kadın?
Orijinal Adı : Tempting the Player
Seri Sıralaması : Gamble Kardeşler (Gamble Brothers) #2
Goodreads Puanı : 4.08 (16,527 oylama)
Sayfa Sayısı : 208 sayfa
Yayınevi : DEX
Etiket Fiyatı : 18 tl
***
   Chad, Gamble kardeşlerin ortancasıdır. Gençlik yıllarında beyzbolda başarıyı yakalamıştır ve  30 yaşına gelmesine rağmen hala bir numaralı oyuncudur. Şehirde adını bilmeyen yoktur. Ancak Chad spordaki başarısıyla değil , çapkınlığıyla anılmaktadır. Spor sayfalarında bile Chad'in çalkantılı aşk hayatından söz edilir. Spor kulübü , Chad'in bu gidişatından endişe eder. Yıldız oyuncusu baş belası bir Kazanova'dır ancak onu takımdan atmak da istemezler. Bu yüzden Chad ile ilgili dedikoduları bastırmak için bir çözüm bulmaya çalışırlar.
  Chad ise medyada anlatılanların aksine her gece barlarda yatan , önüne gelenle birlikte olan biri değildir. O hayatı dolu dolu yaşamayı seven bir adamdır ve bir gün Deri ve Dantel isimli barda kızıl saçlı bir kadın aklını başından alır. 
  Bridget , hayatının çoğunu işine ve kedisine adamış bir kadındır. Hayatının sadece bir akşamında bara gitmeye karar verir ve orada hiç beklemediği bir adam onunla flört etmeye başlar. Bridget , Chad'i tanımaktadır aslında. Patronun sevgilisi , Chad'in küçük kardeşi Chase'dir. Chad hakkında bilgisi vardır özellikle de ne kadar çapkın olduğuyla ilgili. Bridget , Chad'in bir oyuncu olduğunu düşünür ve onu habersiz bir şekilde bırakıp gider.
  Ama kader onları tekrar bir araya getirecektir ve bu sefer isteseler de istemeseler de bir arada olmak zorunda kalacaklardır...

  Kitap tek kelimeyle mükemmeldi! Jennifer'i daha önce okumayan yoktur diye düşünüyorum.-varsa da hemen okumalı!- Her kitapta olduğu gibi bu kitapta da mükemmel-ötesi bir üslupla yazılmış. Karakterler ,diyaloglar,kurgu falan hepsi çok güzeldi. Jennifer'in kötü yazdığı kitap mı var zaten? (Tamam , bu kadar fangirllük yeter :D ) 
  Kitap , 208 sayfa. Yani bayağı kısa geliyor okuyana. Ben de 2 saat gibi bir zamanda bitirdim. Keşke bir 200 sayfa daha yazsaydı dedim. 
  Karakterlere gelecek olursak , Chad kardeşler arasında favorim değil açıkçası. Ben daha çok büyük kardeş Chandler'ın hikayesini merak ediyorum. (Bir sonraki kitap onun.) Yine de Chad'i okurken gülmeden edemedim. Kardeşler arasında en uçarı olanı ve her hareketinin altından bir yaramazlık çıkıyor. Bridget ise onun tersine sessiz , uyumlu ve disiplinli bir kadın. Hayatında Chad gibi bir erkek olması onun prensiplerine aykırı ama ikisi de kalplerine söz geçiremiyor. 
  Kitabın en güzel kısmı Chad-Bridget atışmalarıydı sanırım. Okurken bayağı eğlendim. Bridget'in hazır cevaplılığı ve Chad'in komik soruları eğlendirdi beni. Sizin de seveceğinize eminim.
  
  Kısacası kitap çok güzeldi. Hemen okunacak ince ve eğlenceli bir kitap arıyorsanız şiddetle öneririm. 


Puanım : 5/5

YORUM : Yıkılan Krallıklar - Morgan Rhodes

    Prenses: Lüks bir dünyada şımartılarak büyütülmüş Cleo, uzun zaman önce yeryüzünden silinip gittiği düşünülen büyünün peşinde, zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmak zorunda.
   Asi: Haksızlıklar yüzünden öfkeden deliye dönen Jonas, ülkesinin sefalet içinde kalmasına neden olan baskıya karşı ayaklanıyor ve hiç tahmin etmediği bir görev üstleniyor.
   Büyücü: Kraliyet ailesinin bir ferdi olan Lucia, geçmişi hakkındaki gerçeği ve sahip olacağı kehanet edilen doğaüstü gücünü keşfediyor.
   Veliaht: Şiddetle büyüyen ve fetih için eğitilen, kralın ilk çocuğu Magnus, yüreğin kılıçtan daha keskin olabileceğini anlıyor.
   Mitika'nın üç krallığında da büyü uzun zaman önce unutulmuştu. Şimdi, barışın hüküm sürdüğü yılların ardından, ölümcül bir huzursuzluk içten içe, bir hastalık gibi yayılıyor. Her bir krallığın lideri güç için savaş baltasını çıkardı, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Krallıklar yıkılacak. Peki ama her şey yıkıldıktan sonra kim zaferle ayakta kalacak?
Orijinal Adı : Falling Kingdoms
Seri Sıralaması : Yıkılan Krallıklar (Falling Kingdoms) #1
Goodreads Puanı : 3.85 (15,596 oylama)
Sayfa Sayısı : 424 sayfa
Yayınevi : DEX
Etiket Fiyatı : 24 tl

YORUM : Bela - Sally Green

   Sen bir cadısın, yarı Ak, yarı Kara. Okuyamıyor, yazamıyorsun ama iyileşiyorsun hızla. Karanlık çökünce kapalı bir yerde kalırsan hasta oluyorsun. Annalise'e çok âşıksın ama Ak Cadılardan nefret ediyorsun. On dört yaşından beri bir kafesin içinde tutsaksın. Kaçmalı ve o korkunç, katil babanı bulmalısın. Bunu başarmalısın, on yedinci yaş gününden önce hem de. Çünkü sen yok edilmesi gereken bir Bela'sın.





Orjinal Adı : Half Bad
Seri Sıralaması : Bela (Half Bad) Üçlemesi #1
Goodreads Puanı : 3.81 (14,452 oylama)
Sayfa Sayısı : 396 sayfa
Yayınevi : Dex 
Etiket Fiyatı : 20 tl 

MAKK 9. Blog Tur : Bir Sır Saklı İçimde | Yorum + Çekiliş

Kimse ismimle çağırmaz beni.
Küçük çocuklar bilmezler.
Her gün güneş doğarken hatırlatırım kendime,
bir gün ben de unutursam diye.
Judith, benim adım Judith.
Judith dört yıl önce en yakın arkadaşı ile birlikte kaybolmuştu.
İki sene sonra geri döndüğünde, konuşamıyordu.
Judith artık lanetli. Ne komşularına, ne ailesine, ne de aşkına
derdini anlatabiliyor. Herkes onu yok sayıyor. Ama canını en çok aşk acısı yakıyor.
Şiirsel bir anlatım. Trajik bir gerilim.
Şok edici bir gizem.

Orjinal Adı : All the Truth That's in Me 
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Goodreads Puanı : 3.96 (6,609 oylama)
Sayfa Sayısı : 260 sayfa
Yayınevi : DEX 
Etiket Fiyatı : 19 tl


***
   Judith , gelişmemiş bir ada toplumunda yaşamaktadır. Yaşadığı halkta kadınlar evde kalıp yemek ve temizlik yapmakta , erkekler ise çiftlikte çalışmaktadır. Doğru düzgün bir okul bile yoktur. Judith , mutlu bir aileye sahip zeki biridir. Bir gece en yakın arkadaşı ile kaçırılır. Ne babası ne de annesi kızlarının kim tarafından kaçırıldığını bilmezler. 

Yorum : KÜLLER - Ilsa J.Bick

   Bir elektromanyetik darbe dalgası çakar gökyüzünde; tüm elektronik aygıtlar parçalanır, bilgisayarla çalışan tüm aletler yok olur ve milyarlarca insan o an, oracıkta ölür.
   Hayatta kalan bir avuç insandan biri olan Alex, ölmüş anne babasına ve geçmişte kalan yaşamına veda eder. Çıktığı zorlu yolculukta, Afganistandan yeni dönmüş genç bir asker olan Tom ve büyükbabasını elektromanyetik darbede kaybetmiş olan sekiz yaşındaki Ellie ile karşılaşır.
   Bu küçük grup ve hayatta kalan diğerleri için şimdi tüm mesele, yiyecek ve barınak bulmak, kime güveneceklerini iyi bilmek, darbe sayesinde kazandıkları güçleri iyi kullanmak ve bir de kimin insan, kimin artık "değişmiş" ve bir zombiye dönüşmüş olduğunun ayırdına varmaktır.


  Her an bizim dünyamızın da başına gelebilecek bir felaketten sonrasını anlatan Küller, okurların elinden düşmeyecek, zaman zaman da kanını donduracak bir serinin ilk kitabıdır.

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _






   Ashes Triology serisinin ilk kitabı Külleri bitirdim. İlk 100 sayfası aşağıda bahsedeceğim nedenlerden ötürü çok sıkıntılı geçti. Hatta geçmek bilmedi. Kalan sayfalarda ise kitap yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Aksiyon , birazcık aşk ve az miktarda gerilim ile kitabın kalan sayfaları su gibi akıp gitti. Hatta ilk 100 sayfada 'ben hayatta bitiremem bunu' dediğim halde kitabın sonunda ikinci kitabı Gölgeler'i de okumak ister oldum. 



  Gelelim neden ilk 100 sayfada sıkıntı yaşadığıma. Öncelikle kitabın başlangıç kısmı olduğu için hiçbir olay yoktu. Çevre ve karakter tanıtımı ön plana atılmıştı. Ve asıl karakterlerimizden biri olan Tom Eden olaya daha dahil olmamıştı. Ama asıl beni sinir eden ve okuma istediğimi sömüren kısım bu değil tabi ki. Sonuçta kitabın ilk sayfalarından bahsediyoruz mecburen karakterlere olaylardan daha çok önem verilmesi gerekir. 
   Ellie henüz 8 yaşında ve elektromanyetik dalga nedeniyle büyükbabasını kaybediyor. Alex ise kıza yardımcı olmak için elinden geleni yapıyor. Ellie aşırı derecede şımarık , söz dinlemez ve kafasına buyruk biri. İlk sayfalarda Alex'in başına ne gelirse kızı korumak istediği için geliyor. Hatta Ellie bir ara ikisinin yemesi gereken yemeği tek başına yiyor ve Alex tüm bu olanlar karşısında o kadar sakin ki! Ben Alex'in yerinde olsam kızı ormanın ortasında bırakıverirdim. Rahibe Teresa bile Alex kadar sabredemezdi! Ya ben çok bencilim ya da Alex çok yumuşak huylu.
   Sonraki sayfalarda ise Ellie eskisi kadar sorun çıkarmıyor-hatta yardım bile ediyor-. Ve hikayeye Tom'da dahil olunca miiiss gibi  bir kurgu çıkıyor ortaya.  
   Kitap ilerledikçe kurgu güzelleşiyor , yazarın anlatımı zaten güzeldi. Yazım hataları ise göze çarpacak kadar yoktu. 



     
   Üçüncü kitap Canavarlar Eylül 2013 'de yayınlanmış. Ancak ülkemizde daha çıkmadı. DEX'in en kısa zamanda çıkarması dileğiyle <33




VERDİĞİM PUAN : 3/5



FUARIN İLK GÜNÜ!

 Fuara gidemeyenler için -tıpkı benim gibi- bir post yayınlamaya karar verdim :) Umarım en kısa zamanda her ilde bunun gibi fuarlar düzenlerler :)

1- DEX YAYINLARI : 

İlk olarak en sevdiğim yayınevi olan DEX'ten başlamak istiyorum :) Eski kitaplarında fiyatlar 4-5 tl ye kadar inmiş. Yeni kitaplarda ise %20 indirim var.

Hayır , ağlamıyorum gözüme Daemon kaçtı :(

Yorum : Yemin - Kimberly Derting

   Burası Ludania, yaşam koşulları zor bir ülke. Toplum, katı sınıflara ayrılmış durumda ve her sınıf kendi dilini konuşmak zorunda.
   En küçük bir sınır ihlali, örneğin üst sınıfa mensup birinin gözlerine bakmak bile, anında idam sebebi.
  On yedi yaşındaki Charlaina, küçüklüğünden beri her sınıfın dilini anlama yeteneğine sahip; ve bu yeteneğini kendini bildi bileli herkesten saklıyor. Kendini özgür hissettiği tek yer, artık birer uyuşturucu pazarına dönmüş yeraltı klüpleri. Buralarda insanlar baskıcı kurallardan sıyrılıp kısa süreliğine de olsa rahat bir nefes alabiliyorlar.
  İşte Charlaina da burada son derece çekici ve gizemli bir gençle tanışıyor, adı Max. Ve Max, daha önce Charlainanın hiç duymadığı bir dilde konuşuyor. Charlaina neredeyse sırrını açık etmek üzere.
  Onu görer görmez çarpılsa da Maxin hangi tarafta olduğundan bir türlü emin olamıyor. Sık sık yinelenen acil durum tatbikatları birden gerçeğe dönüşüp de şiddet ve vahşet ülkede kol gezmeye başladığında Charlainanın yeteneğinin neye hizmet ettiği anlaşılıyor: Ülkesini zalim bir rejimden kurtarmak.
     Zamansız ve mekansız bir üçlemenin ilk kitabı olan Yemin, sınıf gerçekliğini dil üzerinden sembolize ederek katı toplumsal ayrımlara dikkat çekiyor. Karanlık, soğuk ve katı rejimlerin toplumlar üzerindeki baskısını gösterişli ve sürükleyici bir macerayla betimliyor.


Tür : Genç/Yetişkin , Fantastik
Sayfa sayısı :  256
Yayınevi : DEX

                                                   Kitapyurdu | D&R | GittiGidiyor



Yorumum : Yemin , tamamen farklı bir dünyanın kapılarını açıyor bize. Ludania kast sisteminin uygulandığı katı kurallara sahip bir ülke. Her sınıfın kendi dili var ve üst sınıftan biri konuştuğu zaman alt sınıflar kafalarını eğmek zorunda. Üst sınıfın dilini öğrenirsen ölürsün.
  Charlaina ise doğuştan gelen özel yeteneği sayesinde duyduğu tüm dilleri anlıyor ve konuşabiliyor. Fakat yeteneğini saklamak zorunda yoksa başına büyük belalar açacak.
  Bir gece kulübünde Max ile tanışana kadar her şey yolunda gidiyor zaten. Ancak bu kitaptaki yakışıklımızın sakladığı büyük sırlar var. Max düşman mı yoksa dost mu ?
  Ülkenin başı Kraliçe Sabara ise ilk kraliçeden bu yana tahtta. Kraliçelerin bedenlerini birer birer ele geçiriyor ve ülke, 'farklı beden-aynı ruh' altında yıllar boyu yönetiliyor. Bu sefer ise ortada yeni bir kraliçe yok ve Sabara'nın zamanı yavaş yavaş tükeniyor.

  Kitabın başında bir yavaşlık var. Ortam ve düzen anlatılıyor , kısa kısa olaylar oluyor. Neyse ki yazarın enfes anlatımı sayesinde kolaylık geçiyoruz ilk kısımları :) Sonralara doğru ise sırlar birer birer ortaya çıkıyor ve Charlaina için seçim zamanı geliyor. Bir yandan Max'ı düşünürken bir yandan Kraliçe Sabara'nın sonunu merak ediyorsunuz , sonra bir bakıyorsunuz kitap bitivermiş! o.O Nasıl bittiği bile anlaşılmıyor heyecandan :)
  Neyse ki serinin 2. kitabı mevcut. Daha Türkçe edisyonu çıkmadı , ne zaman çıkar onu da bilmiyorum. DEX mikrofon sende :)




Alıntılar : 

'Gözlerimi kapatıp Max'i düşündüm.Bunu ilk yapışım değildi. Ve - o gece bir kez daha - artık kafamı meşgul etmeyi bırakmasını diledim. Ailemden haber beklerken bir de onun ihanetiyle ilgili endişelenmek istemiyordum. 
 Gene de o buradaydı , bir şekilde aklıma girmeyi başarıyordu.'


'Kız kardeşimin elini tutup onu kendime çektim.Sonra ikimizde dizlerimizin üzerine çöktük.Dikkatleri kendi üstümüze daha fazla çekmemeliydik. Hıyanet etmiş gibi görünmek aptallık olurdu.'


'Kaşlarımı çattım. "Burada ne işin var?" diye sordum yanına vardığımda. 
 Kaşlarını belli belirsiz kaldırdı. Hissetmeye hakkım olmayan şeyler hissettiğim için kıpkırmızı kesilmiştim. Fakat beni nasıl etkilediğini görmesine izin veremezdim
 "Seni görmeye geldim," diye cevap verdi , rahat bir tavırla.'


' "Neden bu kadar korkuyorsun?" Bunu o kadar şefkatlice , o kadar nazikçe söylemişti ki Angleşçe konuşmadığını neredeyse fark edemeyecektim. Konuştuğu dil ona cevap verebileceğim ikinci ve son dil olan Parshonca da değildi.
  Bu sesi - bu lehçeyi- daha önce bir kez daha , o gece kulüpte arkadaşları Brooklynn'le konuşurken duymuştum.
  Yasalar bu konuda açık ve netti.
  (...)
  "Dediklerini anlamıyorum." '



  Kitabın güzel,meraklandırıcı ve akıcı olduğunu düşünüyorum. Scott Westerfeld'ın Çirkinler serisini sevenlere özel olarak öneriyorum , hoşunuza gideceğine eminim :)

Puanım : 4/5








BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI