doğan kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğan kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YORUM : Asla Yapma - Koethi Zan

  Kaçarak kurtulamazsın!
  Gözleri bağlı ben... Zincire vurulmuş benç... Köşede, ellerim arkadan kelepçelenmiş, bir sandalyeye bağlı, dilime bir cerrah iğnesi batırılırken ben...Tutsaklık insana bir şeyler yapar. Ne kadar aşağılık bir hayvan olabileceğinizi gösterir. Hayatta kalmak ve bir gün öncesine göre daha az acı çekmek için nasıl da her şeyi yapabileceğinizi gösterir...
  Çocukluk arkadaşları Sarah ve Jennifer için dünyayı güvenli kılmanın tek bir yolu vardır. "Asla yapılmayacaklar listesi" oluşturmak ve bu listeye sonuna kadar uymak. Uçak kazaları, doğal afetler, hastalıklar, tecavüz... Hepsinden kaçınmanın mümkün olduğuna inanırlar. Üniversiteye başladıklarında odalarının başköşesine asarlar listeyi. Ama bir gün listenin önemli bir kuralını ihlal ederler. Sarah kendine geldiğinde bir mahzendedir, çırılçıplak soyulmuş ve ayak bileğinden duvara zincirlenmiştir. Ve yalnız değildir. Orada bir deri bir kemik, çıplak, yanındaki duvara zincirli iki kız daha vardır, ama Jennifer ortalarda yoktur. Ve onları kaçırıp bu mahzene kilitleyen adam acı verme yöntemleri konusunda çok "rafine" ve incelikli tekniklere sahiptir!
  Koethi Zan'ın hakları 20 ülkeye satılan, CBS tarafından filme çekilecek olan romanı Asla Yapma bir sayfadan diğerine soluğunuzu tutarak geçeceğiniz müthiş bir psikolojik gerilim romanı. Okurken tıpkı başkahramanın kendisi gibi, rahatsız edici bir fikre, suçun felsefesi üzerine bugüne dek söylenmiş en kafa karıştırıcı o cümleye tosladığınızı hissedeceğiniz bir kitap: Kurban her zaman suçludur!
Orijinal Adı : The Never List
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Goodreads Puanı : 3.6 (10,638 oylama)
Sayfa Sayısı : 324 sayfa
Yayınevi : Doğan Kitap
Etiket Fiyatı : 27 tl
***
  Sarah ve Jessica çocukluktan beri arkadaşlar. Ancak başlarına gelen bir kaza sonucu psikolojileri alt üst oluyor ve paranoyak hale geliyorlar.Kazaların,kaçırılmaların vs. kurbanın suçu olduğuna karar verip "Asla Yapılmayacaklar" diye uzun mu uzun bir liste oluşturuyorlar. Bu liste o kadar kabarık ki bir süre sonra hayatları kısıtlanıyor. 
  Bu durumdan sıkılan Sarah listeye tamamen aykırı bir hareket yapıyor. Jessica'yı da ikna ederek partiye gidiyor. 
   Parti sorunsuz geçse de partiden sonra kiraladıkları araca binince bir terslik olduğunu anlıyorlar. Ne yapsalar da arabadan çıkamıyorlar ve ertesi gün kendilerini yeraltında bir mahzende buluyorlar. Elleri duvara zincirle bağlı ve işkenceye uğramış bir şekilde...

  Herkese merhaba! Bu zamanlar pek tarzım olmayan kitapları okumaya devam ediyorum. Asla Yapma da onlardan biri. Gerilim tarzını sevmesem de kitap bana kendini okuttu. Zaten içerisindeki gizem sizi sayfalar boyunca sürüklüyor. Akıcı bir yanı var.
  Yine de kitaba birkaç eleştiri yapmak istiyorum. Öncelikle tanıtım reklamlarında abartıldığı gibi "sizi uykusuz bırakacak" bir kitap değil. Geçtim uykusuz bırakmayı kitap sizi korkutmuyor bile. Zaten yazar işkence kısımlarını doğru düzgün anlatmıyor bile. Kitapta kaçıran adamın kızlara yaptığı işkenceye dair toplasak bir sayfa falan yazı vardır. Daha çok kahramanların , kaçıran adamı hapse attırmaya çalışmalarını okuyoruz. Ki bu da kitabı psikolojik/gerim tarzından ziyade aksiyon/polisiye kategorisine sokuyor. 
  Aşırı abartılmış tanıtım reklamlarını bir kenara bırakırsak , sonunun da beni şaşırtmadığını söyleyebilirim. Kitap çok güzel başlıyor , karakterlerin sıkıntılarını sizde hissediyorsunuz. Ortalara doğru birçok karakter kitaba dahil oluyor. Sonunda da gizem açığa çıkıyor. Ancak okuyucuların çoğunun tahmin edebileceği bir sonu var. 
  Yanlış anlaşılmaları önlemek için kısa bir özet yapayım ; kitap güzel ama abartıldığı kadar değil. Fiyatı da fazla geldi bana. Kitap basım kalitesi ortalama-ciltli bile değil- , içi desek  iyi ama şahane değil. Neden bu kadar yüksek bir fiyat konulmuş şaşırdım. Kalite/fiyat oranını pek tutturamamışlar. 
  
  Kısacası , gerilim/polisiye sevenler için hoş bir kitap olabilir. Ancak olayların gidişini tahmin etmek çantada keklik olacak sizin için. Konu hoşunuza gittiyse bir şans verin ancak reklamlarına aldanıp almaya kalkmayın hayal kırıklığına uğrarsınız. 

Puanım : 3/5

YORUM : Golem ve Cin - Helene Wecker

Korkunç güçlere sahip bir büyücü tarafından, yalnızlık çeken bir adam için kilden yapılmış bir golem...
Ve bin yıllık esaretinden uyanan bir cin... Bu iki olağanüstü varlığın yolu 1899 yılında New York'ta kesişir. Farklı olmaktır onların kaderi... Hikâyeleri herkes gibidir aslında, kendini farklı ve yalnız hisseden her insan gibi...
Ve tehlike, onlar için sadece bir adım ötededir hep.
Golem ve Cin iki ayrı kültürün efsanelerinden besleniyor ve zengin anlatımı sayesinde okuru ilk sayfadan itibaren içine alıyor. 2013 yılının en iyi kitapları listelerini altüst eden bu roman Türkiye'de de çok sevilecek.
Orijinal Adı : The Golem and the Jinni
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil. 
Goodreads Puanı : 4.1 (70,730 oylama)
Sayfa Sayısı : 640 sayfa
Yayınevi : Doğan Kitap
Etiket Fiyatı : 32 tl
***
  Polonya'da dini ilimlerin karanlık tarafıyla uğraşan bir adam vardır : Yehudah Schaalman. Bir gün müşterilerinden biri ondan bir golem yapmasını ister. Ancak bu golem , savaşmak için değil eş olmak için yapılacaktır. Yehudah tüm mağrifetlerini kullanır ve müşterisinin istediğini yapar. Müşterisi , eşi olan golem ile Amerika'ya yolculuğa çıkar. Ne yazık ki yolculuk esnasında adam ölür. Sahipsiz kalan golem koca New York'ta tek başına kalır.
   Bu sırada uzak diyarlardan gelmiş bir ibriğin yolu kalaycı dükkanına düşer. Kalaycı adam , ibriğin üstündeki antik desenler karşısında şaşırır. İbriği incelerken beklenmedik bir şey olur. Dükkanı aydınlanır ve ibriğin içinden bir cin çıkar. 
  Herkese merhaba! Beklenmedik bir kurgusu ve güzel bir anlatımı olan mükemmel bir kitapla karşınızdayım. Şimdi teker teker kitabın özelliklerini ele alalım. 
   Öncelikle Golem ve Cin yazarın ilk kitabıymış ama yazarın deneyimli bir yazara yakın kalemi var. Kurguda en ufak bir açığa izin vermiyor. Kitap bittiğinde aklınızda en ufak bir soru kalmıyor. Mantık hatası yok. Her şey yerine oturuyor kitap bitince. Zaten kitap hakkında birkaç yazı okuyunca da yazarın derin bir araştırma yaptığını öğrendim. Kitapta fazlalık edecek bilgi yok. Aksine yerinde bilgiler var. Ama bu bilgilerin kitabın akıcılığını bozacağını düşünmeyin. Kitabın kurgusu içinde bu bilgiler harmanlanıp gidiyor. 
   Kitabın kurgusu yukarıdaki özetten çok daha detaylı. Golem ve cin nasıl tanışacak derken geçmişle bağları bile ortaya çıkıyor. Son sayfaya kadar pür dikkat okuyorsunuz. 
   Ben kitaba bayıldım. Kurgu ilginizi çektiyse sizde düşünmeden okuyun derim. 

  Kısacası ; kültürel motiflerle bezenmiş,mistik bir havası olan, farklı bir kurgu okumak isteyenlere kitabı öneriyorum. Sayfa sayısı gözünüzü korkutabilir ama su gibi akıyor. 

Puanım : 5/5

YORUM : Haruki Murakami - 1Q84

“Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir…”
Sarsıcı bir yolculuğa hazır mısınız?
Öyleyse kemerlerinizi bağlayın. Erkekleri, titizlikle geliştirdiği bir yöntemle öteki dünyaya gönderen genç bir kadınla tanışacaksınız. Ve amansız bir takiple onun peşine düşen fanatik bir cemaatin müritleriyle…
Romantik misiniz?
Evet, bu kitapta aşk da var… İki dünya bir araya gelmeden mümkün olmayan bir aşk.
Yaşadığınız dünya gerçek mi, hiç düşündünüz mü?
Düşündüyseniz, paralel bir evrene geçmek sizi heyecanlandıracaktır o zaman. Hayatı algılayışınızı değiştirecek bir kitabın kapağını açmak üzeresiniz şu an.
Yaşayan en büyük yazarlardan biri olarak kabul edilen Haruki Murakami başyapıtı, tüm dünyada milyonlarca satan kitabı 1Q84’le bir imkânsızı başarıyor. Nefesinizi kesecek bir macera romanını, gerçek nedir, insan neye inanmalı, aşk dünyayı kurtarabilir mi soruları ekseninde bir yürek atlasına dönüştürüyor.
Orijinal Adı : 1Q84
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil. 
Goodreads Puanı : 3.88 (137,744 oylama)
Sayfa Sayısı : 1256 sayfa
Yayınevi : Doğan Kitap
Etiket Fiyatı : 59 tl 
***
   Tengo Kavana , Tokya’da matematik öğretmenliği yapan kendi halinde biridir. Hobi olarak edebiyatla da ilgilenmektedir. Bir gün editörü Komatsu ondan başka bir yazarın metnini  düzenlenmesini ister. Bu yazar , gelecek vaat etmektedir ancak kalemi çok güçlü değildir. Kalemi güçlü olan Tengo sayesinde metin ülke çapında ün kazanacaktır. Tengo bu hileli işe girmek istemese de bir süre sonra öykü ile arasında farklı bir bağ hisseder ve oyuna dahil olur.
   Aomame, bir spor kulübünde antrenördür. Ancak sadece bu iş ile ilgilenmez. Bazı zamanlar kiralık katil olarak çalışır.Eşlerine şiddet uygulayan erkekleri , enselerine sapladığı iğne ile öldürür. Doktorlar bu yöntemi çözemez ve ölüm nedeni olarak kalp krizi yazılır. Becerikli bir katildir. Sezgileri güçlüdür. Bu sezgileri sayesinde bir gün dünyada yanlış bir şeyler olduğunun farkına varır.
 Herkese merhaba! Uzun mu uzun bir kitapla karşınızdayım. Daha önce içinizde Haruki Murakami okuyan var mı bilmiyorum ama bizim edebiyat  tarzımızdan bayağı farklı olduğunu söyleyebilirim. Ben daha önce yazardan  Sputnik Sevgilimi okumuştum. O da güzel bir kitaptı ama 1Q84 ondan çok daha iyi.
    Kitabın arka kapağında konusu yazmıyor. Ben birazcık özetlemeye çalıştım. Yukarıdaki özet yaklaşık ilk 100 sayfayı anlatıyor. Kitap çok çok daha derin. İki karakter birbirinden çok ayrı gözükse de yazar ustaca bağlamış. Karakterler arasında ilişkiler zekice oluşturulmuş. Farkında olmadan karakterlere bağlanıyorsunuz halbuki her bir karakter aşırı soğuk. Evet , karakterler bizim edebiyat kitaplarımızdakilere göre çok ciddi kalıyor. Duygular ön planda değil. Robotumsu bir hava mevcut. Nasıl desem , Japon halkının o resmiyeti var kitapta. Yine de ben karakterlerinin her birini ayrı sevdim.
    Kitap akıcı , çok olay olmayan kısımlarını bile merakla okuyorsunuz. Gerçekten bin sayfa nasıl geçti anlamadım.
   Kitapta eleştirilebilecek tek bir yan var. Sonunun belirsizliği. Kitabın sonunda hiçbir şey olmuyor diyebilirim. Evet , en önemli olay ve sır aydınlığa çıkıyor ama diğer karakterler  hakkında en ufak bir ipucu yok. Sputnik Sevgilim’de de aynı şey olmuştu. Daha sonra yazar ile ilgili okuduğum yazılarda bu durumun onun yazım şekli olduğunu öğrendim. Yani , o kadar sayfa okuyup sonunda yazara sitem edebilirsiniz. Ben ettim çünkü çoğu şey havada kaldı.

  Kısacası , kendini merakla okutturan -sonu ile birazcık hayal kırıklığına uğratsa da- bir kitap.  Aşırı fantastik olmayan , bilim-kurgu karışımı bir havası var. Okuyanlarının çoğunun seveceğini düşünüyorum. Kitabın ciddi havası ilk başlarda size farklı gelebilir ama okumaya devam etmenizi tavsiye ederim. 


Puanım : 4/5

Yorum : Sağdan Birinci Mezar - Darynda Jones

   Sağdan Birinci Mezar'ı okurken çok eğleneceksiniz… Çünkü Charley'nin hayatında her şey var: Olağanüstü yetenekler, macera, gizem, görünmez ama iç titreten dokunuşlar, yani aşk…
   Charley Davidson bir özel dedektif… Hem de cazibeli bir kadın.
Ama bildiğimiz özel dedektiflerden ve tabii bildiğiniz cazibeli kadınlardan değil. O bir ölüm meleği. Henüz öbür dünyaya geçememiş ruhlarla iletişim kuruyor ve "ışığa gitmeleri"ne yardım ediyor. Doğrusu, ölülerle konuşma yeteneği, katilleri bulmakta da çok işine yarıyor…
   Charley'nin bir de âşığı var… Ama kahramanımız adamı göremiyor. Sadece o çıldırtıcı dokunuşlarını hissediyor… Sık sık ve derinden…
Cazibeli dedektifimiz bugünlerde ne mi yapıyor? Cinayete kurban giden üç avukatın katillerini bulmaya çalışıyor… Herhalde sizi nasıl bir heyecanın beklediğini anladınız artık.



***
  Charley bir ölüm meleği! Üstelik hayatı boyunca bu 'sorunundan' dolayı insanları kendinden uzaklaştırmış bir melek. Nefes alanlarla

Yorum : Kaybolma Numarası - Mette Jakobsen

 Kimsenin bilmediği küçücük bir adada geçen gizemli ve masalsı bir hikâye...
 Neyi ve kimi sevdiğimiz sadece kalbimizde gizlidir. Kelimelerde -en güzellerinde bile- değil, kalbimizde. Göğsünü sıkıştıran, kemik kafesinden uçmak isteyen o kuştadır. Sahip olduğumuz tek şey budur, gerçek olan tek şey budur.
  Karla kaplı bir adanın hikâyesi bu. Haritalarda bulamayacağınız kadar küçük bir adanın…Minou’nun hikâyesi. Küçük bir kız Minou ama bütün filozoflar gibi yürüyüş yapmanın mutlak gerçeğe ulaşmakta önemli bir araç olduğunu düşünüyor. Bir gün kıyıya vurmuş bir oğlan cesedi buluyor Minou. Oğlanın dudakları tam bir sırrı söylemek üzereymiş gibi kıvrılmış. Erzak gemisi gelene kadar, üç gün evlerinde kalacak bu sessiz misafir. Minou’nun da büyük bir sırrı var. Tam bir yıl önce elinde siyah bir şemsiye ile yürüyüşe çıkan ve bir daha geri gelmeyen annesiyle ilgili. Adanın tüm sakinleri, babası, Rahip ve gerçek bir sihirbaz olan Kutucu, annesinin öldüğünü düşünüyorlar. Ama Minou annesinin ölmediğini biliyor...

Satın almak için : D&R  |  Idefix  |  Pandora  |  KitapYurdu

***


  Söze nasıl başlasam bilemiyorum. Çok büyük beklentilerle başladığım ancak sonu -kesinlikle- beni tatmin etmeyen bir kitaptı. Yazarın kalemini de beğendiğim söylenemez. Kitapta uzun cümleler yerine kısa ve öz cümleler kullanmış ancak yazar paragraflar arası geçişi sağlayamamış. Üstelik kitap içerindeki olaylar bir türlü çözüme kavuşmadı. [Spoiler içerir!] Kitapta bir savaştan söz ediliyor ama hangi savaş olduğu yazmıyor. Anlattığı zamanı kestiremiyorsunuz. Mantık hataları ise her yerde! Anladığım kadarıyla adada 4 kişi yaşıyorlar , suları ve elektrikleri var. Ancak dış dünyayla hiçbir şekilde iletişim kurmuyorlar.[Spoiler bitti!]
  Yazar kitabı olayları sona kavuşturma amacı gütmeden yazmış. O yüzden okumaya başladıysanız olayların sonunun gelmesini beklemeyin. 


  Goodreads puanı : 3.32
  
  Eğer felsefe ile ilgileniyorsanız hoşunuza giden bir kitap olabilir ama benim gibi felsefeyle uzaktan yakından alakanız yoksa benim gibi sıkıla sıkıla okursunuz. 








PUANIM : 2/5


BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI