pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YORUM : Ürperti - Maggie Stiefvater

   Gözlerimi açtım, sadece Grace ve ben vardık, artık ondan ve benden başka hiçbir yerde hiçbir şey yoktu. Sanki öpücüğümü ve beni içinde tutmak istermişçesine dudaklarını birbirine bastırıyor, avcumdaki bir kuş kadar kırılgan bu anı tutuyordu.
   Grace senelerce evinin arkasındaki ormanda yaşayan kurtları seyretmiştir. Aralarından bir tanesi, sarı gözlü olan -onun kurdu- ise bakışlarına hep karşılık vermiştir. Birbirlerine tanıdık gelseler de Grace sebebini bilmemektedir.
   Sam ikili bir hayat sürdürmektedir. Kurtken, sevdiği kızın sessiz bakışları altında yaşamaktadır. Fakat her sene kısa bir süreliğine tekrar insan olmasına rağmen Grace'le konuşmaya cesaret edememiştir… Şimdiye kadar.
Grace ve Sam için sevgi, adını koyamadıkları bir his olmuştur. Ancak bir kez dile getirildiğinde görmezden gelinemez bir hal alacaktır. Sam insan formunda kalmaya çabalamalı, Grace ise onu yanında tutmaya çalışmalıdır. Fakat bunun için geçmişin yaralarına, şimdiki zamanın kırılganlığına ve geleceğin imkânsızlığına göğüs germek zorunda kalacaklardır...
Orijinal Adı : Shiver
Seri Sıralaması : The Wolves of Mercy Falls #1
Goodreads Puanı : 3.78 (381,387 oylama)
Sayfa Sayısı : 400 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 29,90 tl 
***
   Grace, 6 sene önce evinin yanındaki ormanda kurtlar tarafından saldırıya uğrar. Ancak kurtlardan bir tanesi Grace'i kurtarır ve o günden sonra o kurt zaman zaman Grace'in camının altına gelir. 
   Ancak Grace'in bilmediği bir şey vardır. Ormandaki kurtlar , havalar ısınınca insan hallerine geri dönerler. Onun kurdu da aslında Sam adında bir çocuktur. 
   Grace, en sevdiği kurdun insan olduğunu öğrendikten sonra mutlu bir hayat süreceğini düşünür ancak her şey göründüğü kadar basit değildir. 
Serinin tüm kitapları ülkemizde Ürperti,Beklenti ve Ebedi adıyla çıktı.
  Herkese merhaba! Fantastik bir üçlemenin ilk kitabı ile karşınızdayım. Bu seferki kitabımız kurt adamlar dünyasından ancak bu kurt adamlar diğerlerinden biraz farklı. Mesela her dolunayda dönüşme gibi bir durumları yok. İstedikleri zaman insan da olamıyorlar. Tamamen ısıya bağlı dönüşüyorlar. Hava soğuduğu anda her an kurt adama dönüşebilirler. Birde bunların sonsuza kadar dönüşme hakkı yok. Birkaç yıl sonra tamamen kurt oluyorlar ve insan bellekleri yavaş yavaş siliniyor. Yazar "klasik kurt adamları" biraz değiştirmiş. 
  Öncelikle kitabın en büyük eksisinden bahsetmek istiyorum. Kitapta heyecan verici olay sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor ve kitabın acayip depresif bir havası var. Ne olursa olsun karakterlerin sonu mutlu bitmeyecek gibi hissediyorsunuz. Depresif havasının yanında olay olmaması da kitabın üzerine tuz biber ekiyor. Ben ilk sayfalarda dram kitabı okuyormuşum gibi geldi ve bu durum beni boğdu. Sonra yazar yavaş yavaş toparlıyor ve kitap akıcı hala geliyor. 
   Karakterlere çok bağlanamadım diyebilirim. Çünkü aralarındaki aşk çok havada kaldı. Kız aşık olmuş ama neden aşık olmuş mesela? Neyini sevmiş? Yazar biraz daha açıklayabilirdi. Tamam bir geçmişleri var ama pat diye de ilişki başlamamalı. 
   Kitabın sonu güzeldi ama serinin ikinci kitabını merak etsem de büyük ihtimalle okumayacağım. Çünkü ikinci kitapta da çok olay olmadığını duydum. Yazar kitaplarında biraz daha fazla olaya yer vermeli. Özellikle fantastik kitapların içinde mutlaka aksiyon olunca Ürperti'de bir bocaladım. 
   Yine de kitaba kötü diyemem. Yukarıda kötü özelliklerini saydım sadece. Siz melankolik havası olan kitapları seviyorsanız bu kitabı da sevebilirsiniz ama bana hitap etmiyor. Durgun kitapları bitirmekte zorlanıyorum. 

  Kısacası ; aksiyon dolu , neşeli fantastik kitaplardan bıktım diyorsanız Ürperti güzel bir seçim olabilir. Ama benim gibi olaysız kitapları okumakta zorlanıyorsanız uzak durun derim. 

Puanım : 3/5
 

YORUM : Tehlikeli Yalanlar - Becca Fitzpatrick

Tehlikeden korunmak için kurduğunuz yalanlarla örülü hayatta gerçek aşkı bulsaydınız hangisinden vazgeçerdiniz? Hayatınızdan mı, aşkınızdan mı? Stella Gordon'ın hayatı bir yalandan ibaret.
Stella, Nebraska, Thunder Basin'de yaşasa da kendini oraya ait hissetmemektedir. Bir uyuşturucu satıcısının işlediği bir cinayet davasının kilit tanığı olarak, tanık koruma programına alınmıştır. Kasaba halkı ise Stella'nın gerçekte kim olduğunu bilmez. Gerçek kimliğini açıklamak istediği çocuk, Chet Falconer bile… Doğruları söylemenin, güvenli cennetine tehlike getirmekten başka bir sonuç doğurmayacağının farkındadır.
Genç kız her ne kadar dikkat çekmemeye çalışsa da, tehlike hızla yaklaşmaktadır. Suçluların tanıklardan kurtulma yolları vardır ve Stella'nın tek bir hatası, soğukkanlı katilleri kapısına kadar getirecektir.
Orijinal Adı : Dangerous Lies
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil. 
Goodreads Puanı : 3.85 (5,586 oylama)
Sayfa Sayısı : 384 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 35 tl
***
  Stella Gordon , annesi yüzünden görmemesi gereken bir olaya tanıklık etmiştir. Olayı polise bildirdiğinde ise acilen tanık koruma programına alınır. Çünkü olayın faili yıllardır aradıkları bir mafya babasıdır. 
   Stella yaşadığı yerden kimseye haber vermeden alınır ve başka bir yere yerleştirilir. Arkadaşları , erkek arkadaşı , okul bursu ve daha pek çok şey tek bir gecede hayatından çıkar. Stella şimdi yeni hayatına alışmalı ve peşindeki adamlara nerede kaldığı hakkında en ufak bir ipucu vermemelidir. 
  Herkese merhaba! Favori yazarlarımdan biri olan Becca Fitzpatrick'in son kitabını okudum. Ne yazık ki yazarın gitgide kötüleştiğini düşünüyorum. Hani Hush Hush serisi nerede bu nerede. Kötü bir kitap diyemem , ben yüksek beklentilerle başlamış olabilirim. Yine de yazar polisiye tarzı kurgulardansa fantastik tercih etmeli. 
  Kitabın kurgusu çok farklı değil ama sonunu tahmin edemeyebilirsiniz. Bu yüzden merakla okuyorsunuz. Kitabın kendine has bir akıcılığı var. Sonu da okuyucuyu şoke etmese de ufak bir şaşkınlık yaratıyor. Normal bir kurguyu yazar yeteneği ile güzel bir hale getirmiş. 
   Karakterlere bayıldım. Genel olarak yazarın oluşturduğu karakterleri seviyorum. Becca Fitzpatrick tutarlı ve derin karakterler oluşturmasını çok iyi beceriyor. Chet de favori erkek karakterlerimden biri oldu. 
  Kitap hafif polisiye hafif genç-yetişkin tarzında. Kitabın sonlarına doğru polisiye ağır basıyor. 

 Kısacası , kolay okunan , güzel , akıcı bir kitap.Sizi sıkmıyor ve sonuna kadar götürüyor. Yüksek beklentilerle başlamamanızı öneririm. 

Puanım : 3/5

YORUM : Ruh Kapanı - Rachel Vincent

PARA, ŞÖHRET VE PIRILTILI BİR YAŞAM İÇİN RUHUNDAN VAZGEÇER MİSİN?
  Kaylee ölüleri görmüyor ama… Biri öldüğünde çığlık atıyor.
  Pop yıldızı Eden sahnede hayatını kaybettiğinde Kaylee bağırmayınca bir şeylerin fena halde ters gittiğini anlar: Ruhu olmayan biri için çığlık atamıyordur.
  Kaylee’nin ihtiyacı olan son şey okulu asmak, babasının koyduğu yasakları çiğnemek ve gerçek olamayacak kadar yakışıklı erkek arkadaşının sadakatini sınamaktır. Fakat kendilerini sanat dünyasının ışığına kaptırmış gençler geçici bir şöhret karşılığında ruhlarını vermektedir. Üstelik bunun bedelinin Alt Dünya’da sonsuza dek acı çekmek olduğunun farkında değildirler.
  Kaylee onların ruhlarını kurtarmak için elinden geleni yapacaktır; bu, kendi ruhunu riske atması anlamına gelse bile.
Orijinal Adı : My Soul to Save
Seri Sıralaması : Ruh Çığlığı (Soul Screamers) #2
Goodreads Puanı : 3.98 (19,211 oylama)
Sayfa Sayısı : 296 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 28,50 tl
İlk kitabın yorumu için buraya tıklayın.
***
  Kaylee gittiği konserde, şarkıcı Eden aniden ölünce bir yanlışlık olduğunun farkına varır çünkü çığlık atmamıştır. Ne olduğunu anlamaz ama ölüm meleği Eden'in ruhunu alınca gördüğü şeyle dehşete kapılır. Eden'in ruhu yapış yapış ve siyahtır. Normal ruhlar ile alakası yoktur. Daha sonra Eden'in ruhu olmadığını ve gördüğü şeyin iblis nefesi olduğunu öğrenir.
Şimdi Kaylee ve Nash'in tek bir amacı vardır. Genç şarkıcıların ruhlarını alanın kim olduğunu bulmak.  
  En iyi tahminim Eden'in ruhunu ün ve servet için sattığıydı ama kesin olarak bilmiyordum.Emin olduğum tek şey o kararından şuanda büyük ihtimalle pişman olduğuydu ve Addison'ın ruhunu 4 gün içinde geri alamazsak o da aynı kaderi paylaşacaktı. Bunun olmasına izin vermeyecektim. 
   Herkese merhaba! Ruh Çığlığı serisinin ikinci kitabı ile karşınızdayım. İlk kitabı sevmiştim çünkü farklı bir dünyası vardı. Ancak ikinci kitap ilgi kadar ilgimi çekmedi. Çünkü aynı karakterlerle benzer olaylar okuyorsunuz. İlk kitapta Kaylee'nin nasıl bir fantastik dünyada olduğunu merak ederek okuyorsunuz ama ikinci kitapta zaten bildiğiniz bir durum bu. Evet , kitap yine kendini okutuyor ama ilk kitap daha akıcıydı. 
  Kurgu hakkında çok bir şey yazmak istemiyorum çünkü zaten arka kapağa resmen kitabın özetini koymuşlar. Arka kapağı bu kadar detaylandırmanın ne gereği var bilmiyorum. 
  Kitabın en sevdiğim yanı mantık hatası olmaması sanırım. Yazar aklınızda soru işareti bırakmıyor , her şeyi açıklıyor. Kurguda da herhangi bir hata yok. Bu kitabı anlayarak ve akışına kapılarak okumanızı sağlıyor. 

  Kısacası , akıcı , kolay ve çabuk okunan fantastik bir kitap ama sizi yeterince tatmin etmiyor. Gerek fantastik ögeleri olsun gerek kitabın kurgusu olsun , uzun süre fantastik okuyan okurlar için yetersiz. İlk defa fantastik okuyacak olanlar bir şans verebilir. 

Puanım : 3/5

YORUM : Ruh Hırsızı - Rachel Vincent

Kaylee ölüleri görmüyor, ama…
Çevresinde ölmek üzere olan biri varsa bunu hissediyor. Ve bu öngörü esnasında kontrol edemediği bir güç, çığlık atmasına neden oluyor. Hem de kulakları sağır edecek bir çığlık.
TÜM KÖTÜLÜKLERE MEYDAN OKUYAN, ENGEL TANIMAZ BİR AŞK!
Kaylee'nin tek isteği okulun en havalı çocuğuyla olmanın keyfini çıkarmaktır ama Nash onun çığlıklarının ardındaki gizemi bildiğinden, sıradan bir ilişki onlar için sadece hayaldir. Okul arkadaşları gizemli bir şekilde ölmeye başladığındaysa, sıradaki kurbanın kim olduğunu sadece Kaylee bilecektir.
Ancak onları kurtarması imkânsız gibi görünmektedir çünkü bir ruhu kurtarmanın bedeli, bir diğerini kaybetmektir...
Orijinal Adı : My Soul to Take
Seri Sıralaması : Ruh Çığlığı (Soul Screamers ) #1
Goodreads Puanı : 3.89 (37,352 oylama)
Sayfa Sayısı : 312 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 28,50
***
  Kaylee , tek bir özelliği hariç sıradan bir lise öğrencisidir. Onu yaşıtlarından ayıran özelliği ise biri ölmeden önce çığlık atma isteği ile dolmasıdır. Bu durumu yanlarında yaşadığı amcası ve yengesine de söylemiştir ama sonuç psikiyatri servisinde bitmiştir. En yakın arkadaşı Emma hariç kimse ona inanmaz o da sırrını saklar. 
   Zaten ölen birinin yakınında olmak o kadar sık bir olay da değildir. Ancak okulun popüler çocuklarından biri olan Nash , Kaylee ile konuşmaya çalıştığında güçlü bir atak gelir. Kaylee buna engel olamaz ve sırrını Nash ile de paylaşır. 
   Bundan sonra ise olaylar akıl almaz bir yönde ilerler. Çünkü her gün Kaylee'nin çevresindeki kızlardan biri nedensizce ölmektedir. Bunu araştırmak ise Kaylee'ye düşmektedir.
  Herkese merhaba! Kitabın kısa bir özetini çıkarmaya çalıştıktan sonra yorumuma geçebilirim. Ancak ondan önce size seri hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum. Seride -yan kitaplarını saymazsak- 7 adet kitap bulunuyor. Daha da devam edecek. Ülkemizde ise serinin ilk 3 kitabı çıktı. Pegasus Yayınları serilerini yarım bırakmaz genelde ama Ruh Çığlığı serisinin akıbeti ne olacak bilmiyorum. Şuan ufukta 4. kitap gözükmüyor. 

  Kitabın yorumuna gelecek olursak , Ruh Hırsızı başlarda beni sıkan ama ortalara doğru temposunu yükselten ve finali ile de heyecanlandıran bir kitap oldu. Başlarda sıkıldım çünkü hem yazarın hızına alışmakta zorlandım hem de Kaylee'nin içinde bulunduğu bilinmezlik beni sıktı. Tek tek açıklayacak olursam , yazarın çok hızlı bir anlatımı var. Yaklaşık 5 sayfada falan tüm önemli olaylar olup bitiyor. Pek fazla tasvir yok , karakterlerin ayrıntılı geçmişi yok. Sanki kronolojik sırada olayları okuyorum ama ayrıntı yok. Yazarın daha fazla detay vermesini bekledim açıkçası. Kitabın başında detay eksik olunca da hafif bir sıkılır gibi oldum. 
   Kaylee'nin sırlarını öğrenmeye başlayınca kitap daha akıcı hale geldi. Sonunda ise doruk noktasına ulaştı. Yazarın çok güzel ve merak uyandıran bir finalle bitirdiğini düşünüyorum. 
   Ancak kitabın başlarının hızlı olması dışında canımı sıkan bir durum daha var. Nash konusu. Sanki yazar Nash'i aklında oluştururken birden fazla karakter düşünmüş gibi. Kitapta Nash okulun havalı çocuğu , birçok kızla birlikte olan , partiden partiye koşan biri olarak tasvir ediliyor. Ama sadece tasvir ediliyor. Tasvirden ötesine geçemiyor. Nash'in davranışları ise tam tersini yansıtıyor bize. Yardımsever , romantik , uysal biri. Yazar kötü çocuk oluşturmak istemiş ama Nash'e o kadar vakit ayıramamış bu yüzden ortaya saçma sapan bir karakter çıkmış. Keşke böyle zorlama bir çabaya girmeseymiş diyorum. 

   Eğer , İrlanda&İskoçya mitolojisine alışkın değilseniz kitabın kurgusu size çok farklı gelecektir. Ben de çok alışık olduğumu söyleyemem. Tipik bir fantastik okuru olarak vampirlerden , kurt adamlarından sonra çölde vaha bulmuş gibi oluyorsunuz. Farklı kurgulara , karakterlere aç olduğumu Ruh Hırsızı'nı okuduktan sonra fark ettim. O yüzden yeni bir dünya denemek isteyenler için öneririm. 
   
   Özetlemek gerekirse , kitap akıcı ve değişik bir kurguya sahip. İlk sayfaları geçince çok kısa bir sürede okuyup bitiriyorsunuz. Kafanıza takılan birkaç mantık hatası olabilir ama bitince keyif aldığınızı fark ediyorsunuz. Kolay okunabilen ve farklı bir kurgu içeren kitap arayan okuyuculara önerilir.

Puanım : 4/5

YORUM : Keşke Senden Nefret Edebilseydim - Lucy Christopher

Ben seni görmeden önce sen beni gördün.Bir kız: Gemma, havalimanında, ailesiyle tatile çıkmak üzere. Gözlerinde öyle bir bakış vardı ki…Bir adam: Ty, salaş, bronz tenli, olgun görünümlü, nedense tanıdık, gözleri buz gibi mavi. Sanki beni istiyormuşsun gibi.Kız ailesinden uzaklaşıyor. Bir anlığına. Adam onun kahvesinin parasını ödüyor. Ve içine ilaç atıyor.Hem de çok uzun süredir.Gemma ne olduğunu anlamadan Ty onu alıp götürüyor. Kumlara ve sıcağa. Boşluğa ve kimsesizliğe. Hiçliğe. Ve onu sevmesini bekliyor.Kurbanın, kendisini kaçırana yazdığı bir mektup olan Keşke Senden Nefret Edebilseydim Gemma'nın hayatta kalmaya dair ümitsizlik dolu öyküsü. Gemma'nın bedenini çalan Ty, genç kızın içinde çığlık atan tüm içgüdülere rağmen kalbini de çalmayı başarabilecek mi?
Orijinal Adı : Stolen: A Letter to My Captor
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değildir.
Goodreads Puanı : 3.93 (52,802 oylama)
Sayfa Sayısı : 304 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları 
Etiket Fiyatı : 23 tl 
***
   Gemma, Londra'da yaşayan zengin bir ailenin kızıdır. Yaz tatilini geçirecekleri yere giderken Bangkok Havalimanı'nda biriyle karşılaşır. Genç adam , Gemma'ya kahve ısmarlar ve ikili konuşmaya başlarlar. Konuşmanın ilerleyen dakikalarında Gemma bir sorun olduğunu sezinler. Görüş alanı bulanmaya ve başı dönmeye başlar. Kısa süre sonra ise vücudunu hareket ettiremeyecek kadar bilincini kaybeder. Ne olup bittiğini anlamaz. 
  Uyandığında kendini adını bile bilmediği bir çölün ortasında bulur. Görüş alanında herhangi bir yaşam belirtisi yoktur. Ki zaten yaşadığı evde su ve elektrik sistemi bile yoktur. 
  "Neden buradayım?" diye sessizce sordum. Ceplerini vurarak yokladın ve bir kutu kibrit çıkardın. Kayaları işaret ettin. "Çünkü burası sihirli. Bu yer...güzel. Ve sen güzelsin. Güzel ve farklı. Her şey yerine oturuyor."
  Kitap , Gemma'nın Ty'a yazdığı bir mektup. Bu yüzden - alıntıda da gördüğünüz gibi- kitapta tuhaf bir dil var. "Sen gidiyorsun , geliyorsun" gibi ifadeler mevcut. Alışması zor değil ama ilk sayfalarda kitabın akıcılığını alıp götürüyor. İlk 50 sayfa bu yüzden sıkıcı gelebilir ama ilerlemenizi tavsiye ederim. 
  Karakterler mükemmel oluşturulmuş! Okurken hem Ty'a hem Gemma'ya hak veriyorsunuz. Yazar sizi bir ikilemin içine sürüklüyor. Gemma'nın açısından bakarak o çölden kaçmak istiyorsunuz , ailenizin yanına dönmelisiniz. Ama koca bir çölün ortasında Ty'ı ardınızda bırakmak da sizi üzüyor. Bu durum sizi üzse de sonunu merak ederek okuyorsunuz. Sonu benim çok hoşuma gitti. Hafif belirsiz bir son yazmış yazar ama bayağı duyguluydu. 
  Ancak size şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Ty , sorunlu biri. Ama öyle beklediğiniz 'kötü çocuk sorunları' gibi değil onun sorunları. Daha gerçekçi , daha olası. Gemma'yı kaçırmaya cesaret etmiş ama aslında içten içe korkuyor. Onu kaybetmekten , incitmekten korkuyor. 
  Ty&Gemma arasındaki ilişki beni etkiledi. Umarım sizi de etkiler. 
  1 yıldızı neden kırdığıma gelecek olursak. Yazarımız bize bu kadar romantik bir ilişki yazmış ama en azından karakterler arasında bir yakınlaşma olsaydı? Resmen el ele bile tutuşmuyorlar. Gemma'nın Ty'dan nefret ettiğini biliyorum ama birazcık belli etseydi bari hislerini. Bu yüzden 1 yıldız kırdım. Daha fazla romantik sahne ile daha güzel bir kitap olurdu. 
not : Yayınevi kitabın adını bayağı değiştirmiş olsa da iyi ki değiştirmiş! Orijinal adından çok daha iyi uymuş. Kapağın müthiş olduğundan bahsetmeye gerek görmüyorum zaten :D 
  
  Gerçekçi bir genç-yetişkin kitabı okumak isteyenlere öneririm. Kaçırılma tarzı kurgulara ilginiz varsa da tam sizlik. Dili sorun olacak ama bir süre sonra alışıyorsunuz. 


Puanım : 4/5

YORUM : Eleanor&Park - Rainbow Rowell

Eleanor
Kızıl saçlar, tuhaf giysiler. Park başını çevirene kadar onun arkasında duran; o uyanana kadar yanında uzanan; diğer herkesi daha soluk, daha sıradan ve yetersiz gösteren… Eleanor.
Park
Bir şarkıyı ona dinletmeden Eleanor'un seveceğini bilen; o sonunu anlatmadan esprilerine gülen; göğsünde, tam boğazının altında, Eleanor'u ona verdiği sözleri tutmaya itecek bir yere sahip olan… Park. İlk aşkın sonsuza dek sürmeyeceğini bilecek kadar zeki ama bunu deneyecek kadar cesur ve umutsuz, on altı yaşındaki iki talihsiz âşığın bir okul yılı boyunca süren hikâyesi. Eleanor, Park'la karşılaştığında siz de ilk aşkınızı ve nasıl da büyülendiğinizi hatırlayacaksınız...
Orijinal Adı : Eleanor&Park
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değildir.
Goodreads Puanı : 4.13 (464,643 oylama)
Sayfa Sayısı : 360 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 32,50 tl
***
   Eleanor , sorunlu bir ailede 4 kardeşi ile yaşamaktadır.Anne babası o küçükken ayrılmışlardır. Babaları yeni bir aileye sahiptir ve çocukları ile ilgili görünmesine rağmen aslında çocukları onun umurlarında değildir. Annesi ise yeni bir evlilik yapmıştır. Üvey babası Richie , Eleanor'u evden atmıştır ve bu duruma annesi sesini çıkarmamıştır. 1 yıl sonra geri döndüğünde ise Eleanor , üvey babasına karşı çıkmaması gerektiğini öğrenmiştir. 
   Eleanor'un aksine Park , düzenli bir aile yapısına sahiptir. Annesi ile babası birbirlerini deli gibi sevmektedir ve kardeşi ile de çok iyi anlaşmaktadır. Park sessiz sakin biri olmasına rağmen okulun en popüler kızı Tina ona aşıktır. Hatta bir süre birlikte olmuşlardır. 
  Eleanor , Tina'nın tam aksidir. Erkek kıyafetleri giyen , kabarık turuncu saçlara sahip , balık etli bir kızdır. Yüzü ve omuzları tamamen çillerle kaplıdır. Yine de bu Park'ın ona aşık olmasına engel değildir. Ancak Eleanor ve Park için bir gelecekten söz edilebilir mi ? 
  Kitap güzeldi ve bayağı akıcıydı. İlk 100 sayfada neredeyse hiç olay yoktu ama su gibi akıp geçti. Yazarın müthiş bir kalemi var. Diğer yazarlardan çok farklı bir tarzı var. Birazcık John Green'i andırıyor. Bilmiyorum belki de kurgu Green'in kitaplarına benzediği için böyle düşünmüş olabilirim. 
   Akıcı olmasını sağlayan en büyük etken karakterler bence. Eleanor'a son sayfalarda uyuz olsam da tüm karakterleri sevdim diyebilirim. Karakterler çok gerçekçiydi , eminim gerçek hayatta mutlaka onlara benzer insanlar karşınıza çıkmıştır. Karakterleri sevdikten sonra kitabın gerisi geliyor zaten. 
   Eleanor ve Park arasındaki ilişki kitaplarda kolayca bulamayacağınız türden. Benim için aşırı masumdu. Birbirlerinin saçlarından çektiler , ellerini tutmaya çekindiler. Kitabı farklı kılan etkenlerden biri de buydu.   Masum bir aşk arıyorsanız Eleanor ve Park tam sizlik! 
   Kitabın ilk sayfalarında olay olmasa da son sayfalarda aksiyon ağırlıklıydı. Eleanor ve Park'ın sonunu merak ederek okuyorsunuz. Ne yazık ki belirli bir son beklemeyin. Kitabın sonu belirsiz bitiyor. Sanırım yazar sonunu bizim belirlememizi istemiş. Belirsiz sonları seviyorsanız hoşunuza gider. Ben belirsiz sonlardan hoşlanmadığım için bir yıldız kırdım kitaptan. Yazarın kitabı bitiriş tarzı beni hayal kırıklığına uğrattı. 


Puanım : 4/5

YORUM : Gözyaşlarını Asla Eldivensiz Silme - Jonas Gardell


Özgürlük kavgasının verildiği bize özel o küçük dünyada, hayatta kalan az sayıda kişiden biriyim.
Ve şimdi size hikâyemizi anlatacağım…
1982 yılında Rasmus, çocukluğundan beri farklı eğilimleri yüzünden baskı gördüğü kasabayı ve ailesini terk eder. Artık eşcinsellerin yeni bir hayata başlayabilmek için tek şans olarak gördüğü Stockholm’de yaşayacaktır. Tüm olasılıklara açık bu capcanlı şehrin, genç Rasmus’un yaşamını nasıl şekillendireceği ise belli değildir…
Dindar ve prensiplerine sıkı sıkıya bağlı ailesinin etkisi altında, içine kapanık bir çocuk olarak büyüyen Benjamin ise inançları ile arzuları arasındaki çelişkinin yükü altında ezilmektedir. Ve bir gün kendisi gibi olduğunu fark ettiği, sonunda aidiyet duygusunu hissedebileceği bir gruba katılma fırsatını yakaladığında Benjamin hayalini kurduğu sıcaklığın ve aşkın kollarına kendini kaptırır…
Orijinal Adı : Torka Aldrig Tarar Utan Handskar 1 . Karleken
Goodreads Puanı : 4.13 (2,300 oylama)
Seri Sıralaması : Gözyaşlarını Asla Eldivensiz Silme #1
Sayfa Sayısı : 288 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı :  26 tl
***
  Herkese merhaba! Uzun zamandır bloga yazı yazmıyordum. Geri dönüşümü bu muhteşem kitapla yapayım dedim :)
  
    Rasmus , İsveç'in küçük bir kasabasında yaşamaktadır. Çevresindeki çocuklar gibi davranmadığı için dışlanmaktadır. Ailesi onun birisiyle arkadaş olmasını ister ancak o yalnızlığı tercih eder. Bu küçük kasabadan kurtulma hayalleri kurar. Liseden sonra yaşadığı yeri terk edip Stockholm'e gidecektir. 
   Benjamin'in ailesi Yehova Şahidi'dir. Küçüklüğünden beri Benjamin ve kız kardeşi dini bir yaşam sürerler. Yehova Şahidi olmak için eğitilirler. Onların bu dünyaya geliş nedeni insanları din hakkında bilgilendirmektir. Benjamin'e göre eşcinsellik Tanrı'nın insanlara sınavıdır. Kendisi ve ailesi bu tür bir sınava tabi tutulmadığı için çok şanslıdır. 
Bu kısımdan sonrası spoiler içerir!  

  Rasmus liseden mezun olur ve Stockholm'e -teyzesinin yanına- taşınır. Stockholm'de nereye gideceğini bilemezken teyzesinin sevgilisi Rasmus'un eşcinsel olduğunu anlar ve ona birkaç bar ismi önerir. Artık Rasmus akşamlarını bu tarz mekanlarda harcamaya başlar. Ailesi endişelense de umrunda olmaz. 18 sene bunun için beklemiştir.
  1982 de çok önemli bir sorun patlak verir : eşcinsel vebası.(AIDS) Amerika'dan Avrupa'ya yayınlan bu hastalık tüm dünyayı korkutur. Çünkü geri dönüşü yoktur. Yakalanan kişinin vücudunda tuhaf yaralar oluşur. Bazen ishalle başlar bu hastalık. Bazen ufak bir grip kişiyi ölüme sürükler. Tüm dünyadaki din mensupları eşcinselleri suçlar. Bu hastalığın Tanrı'nın onları yok etmek için hazırladığını düşünürler. 
   Tam bu zamanlarda Benjamin ve Rasmus'un hikayesi başlar.
                Ben hayatımda beni seven birini sevmek istiyorum.

  Kitap , yazarın araştırmaları sonucu oluşmuş. Yani içerisindeki bilgiler doğruydu. Zaten hikayenin de yaşanmış olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kitabı sevdim. Yazar bilgilerini güzel bir kurgu ile harmanlamış. Okurken o döneme ait bilgilerle sıkılmıyorsunuz. Sanki yazarın anlatmak istedikleri Benjamin ve Rasmus'un hikayesinin arkasından size el sallıyor. 
  Kitabın kapağına bakarak erotik bir roman zannedebilirsiniz. Ben ilk aldığımda çekinmiştim o yüzden acaba +18 mi diye. Ama kesinlikle değil! Zaten ilk 150 sayfada tamamen karakterlerin çocukluklarını okuyoruz sonra da tanışmalarını. Tabi , eğer homofobik biriyseniz size onların öpüşmesi bile abartı gelecektir. 
  Kitabın bir diğer sevdiğim yanı yazarın AIDS'i ele alış biçimiydi. Öyle bir anlatmıştı ki insan lanet ediyor bu hastalığa. Gerçekten günümüzde -ne kadar ilaçları var ,yavaşlatıyoruz deseler de- tedavisi yok.  Hastalığın kökeni Afrika. Oradan dünyaya yayıldığı düşünülüyor. 1980'lerde AIDS'ın eşcinseller yoluyla bulaştığı sanılsa da günümüzde bu bilgi geçerli değil. 
   Kısacası ben kitabı sevdim. Yazarın bir yandan hüzünlendirirken bir yandan düşündüren bir anlatımı var. 1980 dönemi Avrupa'sının homoseksüelliğe bakış açısını merak ediyorsanız okuyun derim. 


Puanım : 4/5

YORUM : Tehlikeli Temas - Abbi Glines

     Blaire Wynn'in en son istediği şey babasının yeni ailesinin yaşadığı Florida'daki Rosemary Sahili'ne taşınmaktır. Ancak seçim şansı yoktur. Bir hastalık yüzünden ölen annesi, ardında yüklü borçlar bıraktığı için Blaire'in Alabama'daki çiftliği elinde tutması mümkün değildir.
     Koltuğunun altındaki tabancayla kamyonetini zengin sahil kasabasına çeken Blaire buraya asla uyum sağlayamayacağını bilmektedir. Babasının Paris'e gittiğini ve onu yeni üvey kardeşi Rush Finlay'le yalnız bıraktığını öğrenince daha büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İnsanları hor gören, hiçbir şeyden pişmanlık duymayan, adı çıkmış bir rock yıldızının oğlu olan Rush yakışıklı olduğu kadar şımarıktır da… Ve Blaire'i gördüğü anda genç kızın kanına girer.
       Yaz ayları ilerledikçe genç kadın, Rush'ın asla tahmin etmediği yanlarını görecek ve birbirlerine karşı hisleri görmezden gelemeyecekleri kadar güçlenecektir. Ancak Rush, Blaire'in tüm dünyasını yıkacak bir sır bilmektedir. Blaire genç adamın tehlikeli temasına kendini kaptırmadan önce bu gizemi ortaya çıkarabilecek midir?

Orijinal Adı : Fallen Too Far
Goodreads Puanı : 4.25 (118,104 oylama)
Seri Sıralaması : Rosemary Sahili (Rosemary Beach) Serisi #1
Sayfa Sayısı : 256 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları 
Etiket Fiyatı : 22,50 tl 

YORUM : Gece Nöbeti - Sergey Lukyanenko

     Karanlık'ı Aydınlık'tan ayıran tek şey: Gece Nöbeti...
     Büyüleyici bir fantastik serinin ilk kitabı olan Gece Nöbeti, Rusya'da Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter'dan daha başarılı olmuş bir kült roman: Sergey Lukyanenko'nun Gece Nöbeti Aydınlık ile Karanlık güçler arasındaki sonsuz mücadeleyi korku ve kurgunun eşsiz bir karışımıyla anlatıyor.
     Çok eski zamanlardan beri "Diğerleri" denen yaratıklar var aramızda: vampirler, şekil değiştirenler, cadılar, ak ve kara büyücüler... Doğaüstü güçleriyle tebdil-i kıyafet aramızda yaşıyor, içinde yaşadığımız dünyaya paralel bir gerçekliğe, gölgeler içindeki Alacakaranlık'a girip çıkabiliyor ve böylece Karanlık ile Aydınlık arasındaki dengeyi korumak için sürekli tetikte bekliyorlar. Gece ve Gündüz'ün sadık nöbetçilerinin görevi bin yıllık ateşkesi korumak ve dengeyi bozacak her türlü ihlali cezalandırmak... Ancak bir kehanete göre "Diğerleri"nin arasından iyi ve kötü arasındaki bu dengeyi sonsuza kadar değiştirecek kadar güçlü biri ortaya çıkacak ve eğer bu kişi kötülerin yanında yer alırsa, dünya bütünüyle kaosa sürüklenecek.
Orijinal Adı : Ночной дозор (Nochnoy Dozor)
Seri Sıralaması : Gece Nöbeti Serisi (Watchs) #1
Goodreads Puanı : 3.96 (24,402 oylama)
Sayfa Sayısı : 528 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 28 tl

YORUM : Kız Kardeşler Arasında - Kristin Hannah

   Sevgi adına yapılan hatalar...
   Yeni bir başlangıç yapabilme umudu...
   Ve sadece iki kız kardeşin arasında kalacak anılar...
 Meghann Dontess yıllar önce kimsenin cesaret edemeyeceği bir tercih yaparak tüm hayatını sil baştan kurmaya karar verir ve başarılı bir kariyere sahip olabilmek için ağır bedeller ödemek zorunda kalır: Kız kardeşini terk etmek. Başarılı ama yalnız bir kadın olan Meghann'ın yıllar sonra tekrar bir araya geldiği kız kardeşi Claire şimdi bir dönemecin eşiğindedir ve hayatında ilk kez âşık olup kısa süre içinde evlenmeye karar vermiştir.
 Meghann kız kardeşini hata yapmaması için evlenmekten vazgeçirmeye çalışırken kader onları tahmin bile edemeyecekleri kötü bir sürprizle karşı karşıya bırakır. Ancak zorlukların üstesinden gelmek için gösterdikleri çaba onları yakınlaştıracak ve birbirlerini anlamaları için bir fırsat sunacaktır…
 Kız Kardeşler Arasında acı veren pişmanlıkları, kalbin küçük bir köşesinde saklanan güzel hatıraları ve ne olursa olsun yitirilmeyen tekrar sevebilme umudunu anlatıyor...

Orjinal Adı : Between Sisters 
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Goodreads Puanı : 4.00 (23,294 oylama)
Sayfa Sayısı : 480 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı :  28 tl 

YORUM : Siyah Buz - Becca Fitzpatrick

   Âşık olmak hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı… Beni ona bakarken yakalayınca hemen gözlerimi kaçırdım. Bakarken yakaladığına inanamıyordum. Ona karşı hissedebileceğim çekim fikrinden nefret ettim.Beni rehin almıştı. Beni isteğim dışında alıkoymuştu. Son iyilikleri bunu değiştiremezdi. Kendime onun gerçekte kim olduğunu hatırlatmalıydım.Ama gerçekte kimdi?





Orjinal Adı : Black Ice
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Goodreads Puanı : 3.85 ( 9,281 oylama)
Sayfa Sayısı : 384 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 30 tl 

YORUM : Dolunay - Andrea Cremer

Dost mu Düşman mı? Gerçek mı Yalan mı? Özgürlük mü Kader mi?
Calla Tor kendini baş düşmanları olan Arayıcılar'ın ininde bulduğunda, günlerinin sayılı olduğundan emindir. Ancak Arayıcılar Calla'ya bir teklifte bulunarak eski efendisini yok edip sürüsünü ve geride bıraktığı genç adamı kurtarabilmesi için bir fırsat sunar.
Ren'in hayatı, genç kadının özgürlüğünden daha mı değerlidir? Shay her şeye rağmen sevdiği kadının yanında kalacak mıdır?

Kaderi kendi ellerinde olan Calla, hangi mücadelenin savaşmaya değer olduğuna karar verecek ve gerçek aşkın tüm zorlukların üstesinden gelip gelemeyeceğini görecektir...
"Dolunay yaratıcı ve merak uyandırıcı bir dille yazılmış. Serinin üçüncü kitabı için sabırsızlanacaksınız..."
-Kirkus Reviews-
"Güçlü kadın karakteri ve heyecan dolu macerasıyla her satırını keyifle okuyacaksınız."
-School Library Journal-
Orjinal Adı : Wolfsbane 
Seri Sıralaması : Silüet (Nightshade) Serisi #2
Goodreads Puanı : 4,13 (34.690 oylama)
Sayfa Sayısı : 416 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 25 tl
Serinin ilk kitabının yorumu için buraya tıklayın.

***
  Kurguyu spoiler vermeden özetleyerek başlarım genelde yazılarıma. Ne yazık ki bu sefer öyle olmayacak. Çünkü zaten arka kapak bize kitabı özetliyor. Zaten kitabın doğru düzgün bir kurgusu yok bir de oraya yazmışlar resmen ilk 200 sayfayı...

Gece Evi Serisini Neden Sevmiyorum ?





   Uzun zamandır bu tarz bir yazı yazmak istiyordum. Güzel bir kitap okuduğum zaman hemen bloga yorumunu girmek istiyorum ancak kötü bir kitap/seri okuduğum zaman bir daha kapağı açılmamak üzere rafa kaldırılıyor. Yorumlarımdan yola çıkarak kitap aldığını belirten birkaç takipçim olunca ben de kitapseverlerin uzak durması gereken bir seriyi tanıtmak istedim. 
   Gece Evi Serisi ilk kitaplarını severek okuduğum , sonlara doğru ise nefret ettiğim bir seri. Nefret etmemin birçok nedeni var , aşağıya hepsini tam olarak yazabilirim umarım. 

Yorum : Silüet - Andrea Cremer

Bir kurt sürüsüne söz geçirebiliyor ama kalbine asla!

  Calla, kaderinin ona ne getireceğini biliyordu:
Geleceğin ateşli alfa kurdu olmak… Ren Laroche'la eşleşecek, onunla omuz omuza savaşıp sürüyü yöneterek Bekçiler'in kutsal mekânlarını koruyacaklardır. Ancak yakışıklı bir gencin hayatını kurtararak efendilerinin yasalarını çiğnediğinde Calla kaderini, varlığını ve kendi dünyasını sorgulamaya başlar. Kalbini dinlerse her şeyini, hatta belki hayatını bile kaybedecektir.





***
 Uzun zamandır kurtları anlatan fantastik kitap okumuyordum. O nedenle Silüet'e ilk başladığımda bir parça yadırgadım. Güneş ışığına çıkamayan sivri dişli dostlarımıza fazla zaman ayırmışım anlaşılan.

Kargo Ne Getirmiş ?

 Yaklaşık 2 gün önce kitapyurdu.com dan kitap siparişi vermiştim. Kitaplarım eksiksiz , en kısa sürede , hasar görmemiş olarak elime ulaştı. Sadece Fever serisinde hafif bir toz tabakası vardı onun da kargocular yüzünden olduğunu düşünüyorum. 

YORUM : Lanetli : Ölümsüz Aşk Hikayeleri - P.C. Cast

 "Benimle gelin, olur mu? Haydi, tekrar ölümsüzlerin dünyasına geçelim. Bu kitaptaki muhteşem yazarların hikâyelerinin çeşitliliği ve zenginliği karşısında gözlerim kamaştı.
  Rachel Caine'in Morganville'ini ziyaret etmek her zaman bir zevktir ve Tanith Lee'nin eşsiz sesinin büyüsüyle baştan çıkarılmak büyük bir hazdır.
  Vampirlerin üç intikam tanrıçası tarafından yaratıldığı Kristin Cast'ın dünyasına gülümseyerek, hem tatmin olmuş bir okuyucu hem de kızıyla gurur duyan bir anne oldum.
  Claudia Gray'in İç Savaş öncesi hikâyesinin son kısmı beni neşelendirdi. "Lanetli Aşk"ta Cynthia Leitich Smith'in olağanüstü hikâyesinden zevkle karışık bir şaşkınlık duydum.
  Richelle Mead'in "Mavi Ay"ı nefesimi kesti. Nancy Holder'ın kıyamet sonrası görüşü beni vahşi, ürkütücü bir geziye çıkardı ve Rachel Vincent'ın vampir sireni efsanelerimize hoş bir katkı oldu.
  Bu sayfalardaki sihri okurken bana eşlik etmeniz için sizi davet ediyorum. Hep birlikte vampirlerin cazibesiyle hiptonize olacağız ve böylece geçici bir süre için bile olsa bir parça ölümsüzlüğe ulaşacağız." (Tanıtım Bülteninden)


***

  P.C. Cast'ın editörlüğünü yaptığı kitap her biri birbirinden ünlü yazarlarımızın kısa hikayelerinden oluşuyor.Hikayelerin hepsini size tek tek anlatmayacağım ancak hepsinin ortak noktası vampir,siren,hayalet vs. unsurlar içermesi. Çoğu da araya aşk harmanlanmış macera. 
  Hikayeler çok güzel olmasına rağmen sanki kırpılmış kırpılmış bu hale gelmiş gibi. Hepsi ortalama 40 sayfa zaten ve yazarlarımız hiçbir betimlemeye girmeden direk olayları anlatıyor. Aşk desen hepsinde birden gerçekleşti zaten. Ne zaman tanıdın oğlanı ne zaman sevdin hiç belli değil. Birden aşık oldu gibi tüm karakterler. Yani rahat 400-500 sayfa kitap yazılabilecek konuları 40 sayfaya sığdırmışlar. Hepsinin tadı damağımda kaldı. Buna rağmen her hikayenin güzel olduğunu söyleyebilirim. Fantastik severlerin boş zamanların keyif alarak okuyacaklarına inanıyorum. 


Puanım : 3/5

CNR Kitap Fuarı!




   Herkese merhaba! Resimden ve başlıktan da anlaşılacağı gibi geçen gün CNR kitap fuarına gittim. Tüyap'a göre çok küçük bir fuar. Yabancı , Aspendos , Nemesis , DEX vb. yayınevlerinin katılmaması da beni hayal kırıklığına uğrattı. Gelecek sene daha fazla yayınevinin katılacağına eminim :) 

YORUM : Gece Yolu - Kristin Hannah

  On sekiz yıldır çocuklarının ihtiyaçlarını her şeyden üstün tutan Jude Farraday'in ikizleri Mia ile Zach zeki ve mutlu birer gençtir. Defalarca evlatlık verilen ve karanlık bir geçmişe sahip olan Lexi kısa sürede Mia'nın en yakın arkadaşı ve bu birbirine bağlı ailenin de bir parçası olur. 

  Jude çocuklarının iyi bir yaşam sürmesi ve tehlikelerden uzak olmaları için her şeyi yapmıştır. Ancak lisedeki son yılları hepsini büyük bir sınavdan geçirir ve sıcak bir yaz gecesi, verilen yanlış bir kararla hepsinin hayatları altüst olur. Farraday ailesi göz açıp kapayıncaya kadar paramparça olacak, Lexi her şeyini kaybedecektir. Sonraki yıllarda, hepsi o gecenin doğurduğu sonuçlarla yüzleşir ve unutmaya çalışır. Ya da affetme cesaretini kendinde bulmaya...(Tanıtım Bülteninden)






***

  Harika bir kitabı daha bitirdim. Nasıl başladım , ne ara sonuna geldim de bitirdim anlamadım. Yazarımızın diğer kitaplarını da en kısa zamanda alıp okumayı düşünüyorum. 

    Kısaca konudan bahsedecek olursak ; Jude Farraday ikizlerine aşırı derecede düşkün helipkopter bir annedir. Kendi annesinden sevgi göremediği için tüm ilgi ve alakasını çocuklarına ve biricik eşi Miles'a kitap boyunca sevdiğim , değişmeyen karakterlerden biri yönlendirmiştir. Gül gibi geçinip giderlerken Mia kendine yeni bir arkadaş edinir : Lexi. Lexi , uyuşturucu bağımlısı bir annenin kızıdır. Babasını hiç tanımamış ve yıllar boyunca koruyucu ailelerinin yanında yaşamıştır. Farradaylar Lexi'yi aileden biri gibi kabul ederler çünkü utangaç kızları Mia'yı kabuğundan çıkaran odur. Ancak tam mezun oldukları yıl kötü bir olay Farraday ailesini yıkar. O olaydan sonra Lexi ise hiç istemediği birine dönüşür , annesine. 
[Aşırı SPOİLER İçerir!]
  Mezuniyet gecesi Mia'nin abisi Zach araba kullanacaktır. Ancak ikizler içkili oldukları için arabayı kullanmak Lexi'ye düşer. Tabi ki araba kaza yapar ve emniyet kemerini takmadığı için Mia hayatını kaybeder. Zach'in yüzü yanmış , Lexi'ye ise hiçbir olmamıştır. İşte o andan itibaren bizim hoşgörülü annemiz Jude tam bir cadıya dönüşür! Mia'nın ölümünden tamamen Lexi'yi suçlu tutar ve kıza dava açar. İkinci kıza kadar çok sevdiği Lexi artık onun kızının katilidir. Peh! Sanki Mia'da , Zach'de ve kendisinde hiç suç yokmuş gibi! 
[SPOİLER Bitti!]

  O gece yaşanan kötü olaydan sonra Jude bunalıma girer. Ailesini ihmal etmeye başlar. Depresyondan çıkmak için gitmediği doktor kalmaz ancak hiçbiri işe yaramaz. Peki bir gün Lexi kapısını çaldığı zaman kendinde affetme gücünü bulabilecek midir?

   Bu aralar çok ağlıyorum ve tüm suçlu da Kristin Hannah! Bu kitap Kış Bahçesi'nden çok daha fazla üzücü olaylar içeriyordu bence. Yazarımız sevdiğimiz insanların bir olayla ne kadar değişebileceğini de çok güzel bir dille anlatmış. Ancak kitabın sonunu pek sevmedim. Tüm olaylar son 20-25 sayfada çözümleniyor. Yani kitap boyunca sonucunu merak ettiğiniz olaylar için yazar çok bekletiyor sonra da hemen sonunu bağlıyor. Sanki 'Şu olaylarının sonuna da hemen bağlayayım , uykum geldi,' der gibiydi :) 


 Yüreğiniz Now is Good , Yeşil Yol gibi filmlere dayanıyorsa bu kitabı da bir çırpıda okursunuz :)


VERDİĞİM PUAN : 4/5 


YORUM : Kış Bahçesi - Kristin Hannah

Meredith ve Nina Whitson birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardeşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabir olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, şimdi bile kızlarına herhangi bir avuntu vermeyen, aşırı mesafeli anneleri Anya’nın yanında bulacaktır. Anneleriyle aralarındaki tek bağ, onun, çocukluklarında bazı geceler kızlara anlattığı bir Rus masalıdır. Ölüm döşeğindeki babalarınınsa, hayatındaki kadınlardan son bir arzusu vardır. Anya kızlarına bir masal anlatacaktır; yıllar önce başladığı ama hiç bitirmediği o masalı. Hem de bu kez sonuna kadar. Bu masal daha önce duydukları hiçbir şeye benzememektedir; altmış yıldan uzun bir zamanı kapsayan, savaş mağduru Leningrad’da başlayıp günümüz Alaska’sına kadar uzanan, sürükleyici, gizemli bir aşk hikâyesi. Nina’nın gerçeği açığa çıkarma konusundaki saplantısı, onları annelerinin geçmişlerinde, ailelerini tümüyle sarsacak ve tamamen değiştirecek bir sır öğrenecekleri, beklenmedik bir yolculuğa sürükler.

***

  Kristin Hannah çok sevdiğim yazarlardan biri haline geldi. Nasıl oldu da şu ana kadar hiçbir kitabını okumadığıma çok şaşırıyorum. Kış Bahçe'si kendisinin okuduğum ilk kitabı ve bende çok güzel izlenimler bıraktığını söyleyebilirim. Şimdi de Gece Yolu'na başladım ancak onu Kış Bahçesi kadar güzel bulmadım. Umarım sonu beni şaşırtır :)


 ***

  Kış bahçesi sorunlu bir aileyi anlatıyor. Meredith ve Nina annelerinden hiçbir zaman sevgi görememiş , taban tabana zıt iki kız kardeştir. Anneleri hakkında hiçbir şey bilmeden büyümüşlerdir. Babaları ise hayatlarındaki bu üç kadın arasında sevgi oluşturmaya çalışır. Aralarındaki ilişkinin düzeldiği tek zamanlar annelerinin , kızlarına masal anlattığı zamandır. "Adı Vera ve o zavallı bir kız. Bir hiç."  Masal her zaman aynı cümleyle başlar ancak kızlar hiçbir zaman masalın sonunu duymamışlardır. 
   Babalarının ölüm döşeğinde ise son bir arzusu vardır. Masal son bir kez daha anlatılacaktır. Bu kez tamamı. 



Kız kardeşlerden biri olan Meredith kitaptaki en sevdiğim karakterdi. Babalarının işlettiği Kış Bahçesi'ni devralan , sorumluluk sahibi , daima planlarla hareket eden ciddi ve soğuk bir karakter. Annesinin onlara olan sevgisizliği yüzünden çocuklarına iyi bir anne olamama korkusu içinde bir yerlerde gizli. Bu yüzden iyi bir anne olabilmek için çok uğraşıyor ancak bu sefer de kocasına vakit ayıramıyor. Kocası Jeff onu terk ettiği zaman işe gerçek manada bir yıkıma dönüşüyor. İşlerine daha çok odaklanıyor. Peki , yıllardır kendisini sevmesini isteyen annesinin hikayesini öğrendiğinde tüm bunlar önemini koruyacak mı ?  



İkinci kız kardeş Nina ise çok ünlü bir fotoğrafçı. Dünya'nın dört bir yanına savaş,doğal afet,açlık vb. sıkıntıları görüntülemek için gidiyor. Çektiği fotoğraflar ünlü dergilerin kapaklarını süslüyor ve Nina hayallerini yaşıyor. Her ırktan insanların hikayelerini resme aktarıyor , kendi gözleriyle görüyor. Peki , yıllar önce bırakıp gittiği evinin hikayesi ne olacak ?  

  Kitap ilk başlarda yavaş ilerliyor ancak son 200 sayfayı öyle hızlı okudum ki bittiğini anlamadım bile :) Trajedi tarzı kitapları sevenler varsa kesinlikle okumalı! 
  Annelerinin hikayesi ise kitabın en can alıcı kısmı! Okurken ağlamasam bile gözlerim doldu.




VERDİĞİM PUAN : 5/5

FUARIN İLK GÜNÜ!

 Fuara gidemeyenler için -tıpkı benim gibi- bir post yayınlamaya karar verdim :) Umarım en kısa zamanda her ilde bunun gibi fuarlar düzenlerler :)

1- DEX YAYINLARI : 

İlk olarak en sevdiğim yayınevi olan DEX'ten başlamak istiyorum :) Eski kitaplarında fiyatlar 4-5 tl ye kadar inmiş. Yeni kitaplarda ise %20 indirim var.

Hayır , ağlamıyorum gözüme Daemon kaçtı :(

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI