kitap inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YORUM : Eczacının Kızı - Charlotte Betts






KitapEczacının Kızı
Yazar: Charlotte Betts
Yayınevi: Feniks Kitap
Sayfa Sayısı: 486









  Feniks sevdiğim yayınevlerinden biridir. Ancak ne yazık ki bu kitabı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Annemin eczacı olmasından dolayı görür görmez aldım kitabı elime :) İlk sayfalar gayet akıcı geçmesine rağmen ortalarda olaylar hep kendini tekrar etmeye başladı. Veba yüzünden sürekli insanlar ölüyor , ana karakterimiz hep kötü olayların ortasından kalıyor vs. Sonuna doğru yine kitap kendini okutsa da ortada bir 200 sayfa elimde harap oldu resmen. 

Yorum : Dublin Caddesi - Samantha Young

DİKKAT! Braden Carmichael bağımlılık yapabilir!





  2 gün. O kadar dönem ödevi , yaklaşan sınavlar , teslim edilmesi gereken okul bitirme projesi varken ben bu harika kitabı 2 günde bitirdim. Bu durumda Braden'ın etkisi büyük tabi :)
  En kötü yanı da son sayfayı da çevirdiğim zaman arka kapakla karşı karşıya kalmamdı. Uzun zamandır kitapları bitirdikten sonra boşlukta kalma hissi yaşamıyordum. Samantha Young sayesinde o hüznü tekrar tatmış oldum.

  Ana karakterimiz Jocelyn Butler geçmişinden kaynaklı bazı sorunlara sahip bu nedenle insanlarla yakınlaşamıyor. Dost değil arkadaş ediniyor. Üniversiteden mezun olduktan sonra ise Dublin Caddesi'nde yeni bir daireye taşınıyor. Ev arkadaşı Ellie samimi , tatlı mı tatlı bir kız. Ağabeyi Braden için ise aynı şeyleri söylemek pek mümkün değil. 



    Daha ilk günden Braden ile Joss'un karşılaşması beni güldürdü. [Spoiler içerir!] Ya bir nasıl bu kadar şanslı olabilir ? Kızı çıplak gördü resmen :D Birde 'Burası benim dairem' deyişi :D Her eve bir tane Braden lazım :) [Spoiler bitti!]

   Kitaptaki Braden-Joss atışmaları beni her daim güldürdü. Yazar normal diyalogları bile zekice yazmış. Kısaca sıkılmanın S 'sini bile hissetmedim.
  Öhöm öhöm! Gelelim en önemli kısma. Braden Carmichael! Adamın adını söylerken bile kısa çaplı bir kalp krizi geçiriyorum (❤) Braden kıskanç , arsız , zengin , düşünceli , erkeksi ve hıyarın teki! Daha ne olsun! Bir kadının isteyebileceği tüm özelliklere sahip! - Jocelyn hariç. Joss sevgi olmadan kısa ilişkiler istiyor. Ancak Braden karşısında duvar olsa onu bile eritir. Joss da kısa zamanda Braden'nın çekimine kapılıyor. (not: Kim kapılmaz ki?)




Birde yan karakterler vardı kitapta. Rhian-James ve Ellie-Adam gibi. Yazar kısa kısa bahsetmiş onlardan. Hatta Ellie-Adam çiftine odaklanan bir novella bile mevcut.

                                                                                                                                       Serinin diğer kitapları ;
#2 Down London Road
#3 Before Jamaica Lane

Diğer kapaklara göz atmakta fayda var!



                              Dayanamadım dün gece birde video hazırladım :)

Alıntılar : Alıntıları belirtmek için satırların altını çizeyim dedim , kitap boyama kitabı oldu :) Haliyle bu kadar çok alıntı olunca onları da ayrı bir postta ya da videoyla yayınlamayı düşünüyorum :)

Puanım : 5/5



Yorum : Kelebekler Gamsız Uçar - Ahmed Günbay Yıldız

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

  Uzun zaman bloga giremediğim için öncelikle hepinizden özür diliyorum. Sınavlar , bilgisayarın bozulması , küçük çaplı bir deprem yaşamamız sonucu ilgilenemedim. Kitaplar ellerimin arasından su gibi kayarken burasının böyle boş durması hiç hoş olmadı tabi :( En kısa zamanda telafi etmeyi düşünüyorum.

Kitap Adı : Kelebekler Gamsız Uçar
Yayınevi : Timaş Yayınları
Sayfa Sayısı : 320
Satın alabileceğiniz yerler : D&R | kitapyurdu


  Kitap bir dedeye duyulacak sevgiyi bu kadar güzel anlatabilirdi! 

  Haluk küçüklüğünden beri dedesine hayran , sessiz sakin , büyümüşte küçülmüş ve olgun mu olgun bir çocuktur. Anne ve babası ise kendi işlerine dalmışlardır  , çocukları ile ilgilenmezler. Olaylar Haluk'un dedesinin kullandığı cümlelerin aynısını kullanması ve bunu ailenin fark etmesi ile başlar. Aşırı kıskanç (bana göre) anne ve baba Haluk'un dedesi ile görüşmesini olabildiğince engellemeye çalışır. Ne yazık ki hiçbir çözüm işe yaramaz. Haluk dünyayı dedesinin gözüyle görmektedir. Ona göre dünya gelip geçici zevklerle dolu değildir.

Yorumum : 

  Bir önceki paragrafta bahsettiğim olaylar kitabın sadece ilk 50 sayfasını kapsıyor.Aslında konu o kadar çeşitli ki! Yazarın usta üslubu sayesinde olay akışı kopmadan tüm olanlar kitaba aktarılmış. Yani okurken sıkılma gibi bir durumunuzun olacağını düşünmüyorum. Sayfalar kendiliğinden aktı elimde.  Ancak şunu da belirtmekte fayda görüyorum. Fantastik-aşk kitaplarına bayılan bir arkadaşım kitabı yarım bıraktı. Eğer bunun gibi gerçek hayattan bahseden ve yoğunlukla hüzün işleyen kitapları sevmiyorsanız elinizi kitaba doğru uzatmayın bile! Aldığınıza , alacağınıza pişman olabilirsiniz.
   Kitabı okurken sıklıkla şu cümleyi kullandım : 'Yok artık yaa! Her şey de Haluk'un başına geliyor.' Çünkü ne zaman bir bela olsa hepsi dönüp dolaşıp Haluk'un yakasına yapışıyor. Mahalleye gelen tüm kızların Haluk'a sarkıntılık durumları da ayrı bir komedi unsuruydu tabi... Üstelik bu kızları seven oğlanların  -ki mutlaka var- Haluk , acaba benim sevdiğime yüz vermiş mi yoksa uygun bir üslupla uyarmış mı diye düşünmeden kavga çıkarmaları beni sinir etti! Kızlar da gururuna yediremiyor tabi reddedildiklerini söylemeyi. Kitabı bu tür olaylar yüzünden parçalamadığım için kendimle gurur duyuyorum :D 

  

Verdiğim Puan : 3/5








Yorum : Su (Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları) - Buket Uzuner



Türü : Doğaüstü , Polisiye 
Sayfa sayısı : 329
Satın alabileceğiniz yerler : D&R | Pandora | Idefix | MaxKitap | Kitapyurdu



Yorumum : 

 Herkese merhaba! Bir yeni kitap yorumuyla daha karşınızdayım. Bu sefer ki kitabımız Buket Uzuner'e ait Su kitabı. Devam kitapları daha çıkmadı ama en kısa zamanda çıkar umarım.
  Okuduğum Türk yazarların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Çünkü
fantastik kitaplar okumayı tercih ediyorum ve neden bilmiyorum bizim yazarlarımızın yazdığı fantastik kitapları okurken bir şeyler eksikmiş gibi geliyor. Tabi diğer türleri yazma yetenekleri de yabancı yazarlara göre daha iyi bence , özellikle dram kitapları :) 
   Bu yüzden elime bu kitabı aldığım zaman kafamda çoktan bir duvar oluşmuştu. Yine sıkıntıyla okuyacağım bir kitap diye düşünmüştüm , çok geçmeden haksız olduğumu fark ettim. Çünkü kitap Şamanlığı ve Eski Türkleri o kadar akıcı bir dille dile getirmiş ki kitabı okurken zaman su gibi akıp geçti :)
  Fantastik kısmı beni hayal kırıklığına uğratmadı , bilmiyorum belki de benim beklentilerim çok düşüktü. Ancak hiçbir mantık hatası ve uyuşmamazlık yoktu. Kafama takılan sorular da olmadan kitabı bitirdim :)
  Kitap kayıp gazeteci Defne Kaman'ın ailesinin, Komiser Ali Haydar Ümit Kaman'a kayıp ihbarı vermesi ile başlıyor. Defne'nin anneannesi tuhaf olsa ve Defne'nin vapura bindikten sonra inmemesi ilgi çekici olsa bile Komiser Ali bunu kafasına takmıyor çünkü çok yakın bir zamanda yıllık izne çıkacak. Dere kenarında , çimenliklerin üzerinden uzanmasını hayal ediyor ancak işler istediği gibi gitmiyor. Defne Kaman, Komiser'e ıslak kıyafetlerle görünüp tuhaf şifrelerin yazılı olduğu kağıtlar veriyor. Komiser ise istemeden de olsa kendini bu işin içinde buluyor. 
  Olaylar bu şekilde gelişiyor , sonu ise merak uyandırıcı bir şekilde bitiyor :)
  Şunu da eklemeden geçemeyeceğim , kitabı tam bir polisiye roman olarak elinize almayın! Ya da tam bir fantastik kitap da değil. Yazar birçok konuyu harmanlamış ve sadece biri ön plana çıkmıyor :)

Alıntılar : 

 " Çıkarsız paylaşılan saf mutluluk o kadar eşsiz ve nadir bir güzelliktir ki , onun bu yüzden dünyada daima en çok kıskanılan ve satın alınamayacak tek mutluluk olduğu söylenir. "


" Hepsine inandılar ve mantıklı buldular da ne bir yunusun bir insanı koruyacağına , ne de bir insanın ölümden kurtulmak için yunusa dönüşebileceğine inandılar.Kendilerinden boşanmak isteyen karılarını günde beşer beşer bıçaklayıp doğrayan kocalarla , ölmemek için devlete yalvardığı halde korunmayan , göz göre göre ölen kadınların olabilirliğine inandılar. Erkeklere , kendilerini dünyanın hakimi zannetmelerine yol açan resmi eğitime ve külüre , onların işsiz ve yoksul kalınca kendilerini iktidarsız hissederek , biraz da mecburen karı ve kızlarına işkence ettiklerine , daha ilginci , bunun tabiat kanunu olduğuna bile ikna oldular ama bir yunusun insana iyilik yapacağına hayatta inanmadılar."

Verdiğim Puan : 5/5








Yorum : Masumiyetin İçin Savaş - Tess Gerritsen

                                                          Resmi büyütmeniz yeterli :)

Türü : Gerilim,Aşk,Korku
Sayfa sayısı : 361
Çevirmen : E.Özlem Gültekin 



  Miranda Wood kendi halinde bir çalışan iken patronu Richard Tremain'dan hoşlanmaya başlar ve böylece yasak ilişkileri başlar. Yasak dedim çünkü Richard evli ve 2 çocuk sahibidir.
  İlişkileri boyunca Miranda , Richard'ın gerçek yüzünü görür. Aslında aşık olduğu adam insanları kullanan ve bencil biridir. İlişkisini bitirmeye çalışır ancak Richard bunu istememektedir. Sürekli telefon eder ve evine gelmeye çalışır. Miranda evinden kaçarcasına uzaklaşır ve bir süre yürüyüş yapar ancak eve geri döndüğünde onu kötü bir sürpriz karşılar. Richard onun yatağında çıplak ve ölü bir halde uzanmaktadır. Cinayet silahı ise Miranda'nın mutfak bıçağından başka bir şey değildir! Böylece Miranda'nın masumiyetini kanıtlama çabası başlar. 


  Kitabı şu tek kelimeyle özetleyebilirim ; HARİKA! Tess Gerritsen'nın kalemi o kadar akıcı ki ilk sayfalardan kitap kendini okutuyor , ortalara doğru olaylar hızlanıyor ve sonu sizi şaşırtıyor. 361 sayfanın nasıl geçtiğini anlayamadım bile :) Diğer Tess kitaplarından hiçbir eksiği yok.

  Şunu da eklemek istiyorum kitapta , diğer Tess kitaplarına göre aşk daha ön plandaydı. Bu gerilimi azaltmamış aksine kitaba daha farklı bir hava katmış. 

  Spoiler İçerir !

  Chase Tremain'nın (Richard'ın kardeşi) Miranda'nın masumiyetine bir türlü inanmaması sinirimi bozdu :/ Gerçi adamın da kendine göre haklı nedenleri vardı. Neyse, sonundaki o tekne sahnesinde kalbimi çaldı <3
  Birde bazı şeyler kitabın sonunda açıklığa kavuşamadı. Çok önemli ayrıntılar değildi ama okuyucunun dikkatini çekebilecek türdendi. Örneğin : Annie neden Miranda'yı öldürmeye çalıştı ? Kendisi Miranda'nın Richard'ın kurbanlarından biri olduğu kabul ediyor daha sonra ise tüm o yaptıkları ... Bana Miranda'yı aslında kıskandığını düşündürdü.

 Spoiler Bitti !

 Alıntılar : 

 "Masumiyet.Yumuşaklık. Ona baktığında gördüğü şey bunlardı.Ne kadar da güzel bir maskesi , ne kadar saf ve mükemmel bir görünümü vardı. 
  Erkek kardeşimin metresi , diye düşündü ani bir idrakla.
  Erkek kardeşimin katili."

 "Chase. Bunu birisi daha önceden söylemişti.O sesi , bu ismin telaffuzuyla eşleştirmek için , hatırlamaya çalıştı.
    O hatıra kafasına bir yumruk gibi indi.İsmi zikreden Richard'dı. Erkek kardeşimi yıllardır görmedim.Babam öldüğünde aramız açılmıştı. Zaten Chase her zaman ailenin sorunlu çocuğuydu... "

 "Miranda hayretler içinde, birdenbire büyülü bir şekilde havaya kaldırıldığını fark etti. Her ne kadar öfkelenmiş olsa da kucakta taşınmanın , her ne kadar bunu yapan Chase Tremain olsa da tutulmanın iyi bir duygu olduğunu itiraf etmeliydi. Havada yüzüyordu , tüy kadar hafifti ve karanlıklar arasından doğmuştu.Ani bir evhamla , nereye gittiklerini merak etti.
  "Bu kadarı yeter," diye itiraz etti. "Beni aşağı indir."
  "Birkaç adım daha."
  "Umarım fıtığın olur."
  "Lanet olası şekilde kımıldanmaya devam edersen olacak." "

 Verdiğim puan : Her şeye rağmen kitap 5 puanı hak ediyor :)




Yorum : Yemin - Kimberly Derting

   Burası Ludania, yaşam koşulları zor bir ülke. Toplum, katı sınıflara ayrılmış durumda ve her sınıf kendi dilini konuşmak zorunda.
   En küçük bir sınır ihlali, örneğin üst sınıfa mensup birinin gözlerine bakmak bile, anında idam sebebi.
  On yedi yaşındaki Charlaina, küçüklüğünden beri her sınıfın dilini anlama yeteneğine sahip; ve bu yeteneğini kendini bildi bileli herkesten saklıyor. Kendini özgür hissettiği tek yer, artık birer uyuşturucu pazarına dönmüş yeraltı klüpleri. Buralarda insanlar baskıcı kurallardan sıyrılıp kısa süreliğine de olsa rahat bir nefes alabiliyorlar.
  İşte Charlaina da burada son derece çekici ve gizemli bir gençle tanışıyor, adı Max. Ve Max, daha önce Charlainanın hiç duymadığı bir dilde konuşuyor. Charlaina neredeyse sırrını açık etmek üzere.
  Onu görer görmez çarpılsa da Maxin hangi tarafta olduğundan bir türlü emin olamıyor. Sık sık yinelenen acil durum tatbikatları birden gerçeğe dönüşüp de şiddet ve vahşet ülkede kol gezmeye başladığında Charlainanın yeteneğinin neye hizmet ettiği anlaşılıyor: Ülkesini zalim bir rejimden kurtarmak.
     Zamansız ve mekansız bir üçlemenin ilk kitabı olan Yemin, sınıf gerçekliğini dil üzerinden sembolize ederek katı toplumsal ayrımlara dikkat çekiyor. Karanlık, soğuk ve katı rejimlerin toplumlar üzerindeki baskısını gösterişli ve sürükleyici bir macerayla betimliyor.


Tür : Genç/Yetişkin , Fantastik
Sayfa sayısı :  256
Yayınevi : DEX

                                                   Kitapyurdu | D&R | GittiGidiyor



Yorumum : Yemin , tamamen farklı bir dünyanın kapılarını açıyor bize. Ludania kast sisteminin uygulandığı katı kurallara sahip bir ülke. Her sınıfın kendi dili var ve üst sınıftan biri konuştuğu zaman alt sınıflar kafalarını eğmek zorunda. Üst sınıfın dilini öğrenirsen ölürsün.
  Charlaina ise doğuştan gelen özel yeteneği sayesinde duyduğu tüm dilleri anlıyor ve konuşabiliyor. Fakat yeteneğini saklamak zorunda yoksa başına büyük belalar açacak.
  Bir gece kulübünde Max ile tanışana kadar her şey yolunda gidiyor zaten. Ancak bu kitaptaki yakışıklımızın sakladığı büyük sırlar var. Max düşman mı yoksa dost mu ?
  Ülkenin başı Kraliçe Sabara ise ilk kraliçeden bu yana tahtta. Kraliçelerin bedenlerini birer birer ele geçiriyor ve ülke, 'farklı beden-aynı ruh' altında yıllar boyu yönetiliyor. Bu sefer ise ortada yeni bir kraliçe yok ve Sabara'nın zamanı yavaş yavaş tükeniyor.

  Kitabın başında bir yavaşlık var. Ortam ve düzen anlatılıyor , kısa kısa olaylar oluyor. Neyse ki yazarın enfes anlatımı sayesinde kolaylık geçiyoruz ilk kısımları :) Sonralara doğru ise sırlar birer birer ortaya çıkıyor ve Charlaina için seçim zamanı geliyor. Bir yandan Max'ı düşünürken bir yandan Kraliçe Sabara'nın sonunu merak ediyorsunuz , sonra bir bakıyorsunuz kitap bitivermiş! o.O Nasıl bittiği bile anlaşılmıyor heyecandan :)
  Neyse ki serinin 2. kitabı mevcut. Daha Türkçe edisyonu çıkmadı , ne zaman çıkar onu da bilmiyorum. DEX mikrofon sende :)




Alıntılar : 

'Gözlerimi kapatıp Max'i düşündüm.Bunu ilk yapışım değildi. Ve - o gece bir kez daha - artık kafamı meşgul etmeyi bırakmasını diledim. Ailemden haber beklerken bir de onun ihanetiyle ilgili endişelenmek istemiyordum. 
 Gene de o buradaydı , bir şekilde aklıma girmeyi başarıyordu.'


'Kız kardeşimin elini tutup onu kendime çektim.Sonra ikimizde dizlerimizin üzerine çöktük.Dikkatleri kendi üstümüze daha fazla çekmemeliydik. Hıyanet etmiş gibi görünmek aptallık olurdu.'


'Kaşlarımı çattım. "Burada ne işin var?" diye sordum yanına vardığımda. 
 Kaşlarını belli belirsiz kaldırdı. Hissetmeye hakkım olmayan şeyler hissettiğim için kıpkırmızı kesilmiştim. Fakat beni nasıl etkilediğini görmesine izin veremezdim
 "Seni görmeye geldim," diye cevap verdi , rahat bir tavırla.'


' "Neden bu kadar korkuyorsun?" Bunu o kadar şefkatlice , o kadar nazikçe söylemişti ki Angleşçe konuşmadığını neredeyse fark edemeyecektim. Konuştuğu dil ona cevap verebileceğim ikinci ve son dil olan Parshonca da değildi.
  Bu sesi - bu lehçeyi- daha önce bir kez daha , o gece kulüpte arkadaşları Brooklynn'le konuşurken duymuştum.
  Yasalar bu konuda açık ve netti.
  (...)
  "Dediklerini anlamıyorum." '



  Kitabın güzel,meraklandırıcı ve akıcı olduğunu düşünüyorum. Scott Westerfeld'ın Çirkinler serisini sevenlere özel olarak öneriyorum , hoşunuza gideceğine eminim :)

Puanım : 4/5








Yorum : Kör Kuyu - İlker Balkan

    Bir çocuk sahibi olabilmek için nelere katlanabilirsiniz ?
    Nilgün , aşksız bir evlilikte çırpınan bir kadındı ve kocası İbrahim'den tek beklentisi bir çocuk sahibi olabilmekti. Yaşamı boyunca sevgiyi hiç tatmamış , hiç kimse tarafından doyasıya sevilmediğinden kimseyi de doyasıya sevemeyen Nilgün'ün tek arzusu , doyasıya sevebileceği bir evladının olmasıydı.Ancak Nilgün için bu pek de kolay değildi.Rahminde bebeğinin tutunmasına engel olan bir kusura sahip Nilgün'ün arayışı onu falcılardan hocalara , oradan da doktorlara , hastanelere taşıyacak ve sonunda istediği o çocuğa kavuşacak mıydı?
   Anne olmak için neleri feda edersiniz,nelere katlanırsınız?Annelik ruhunuzu nasıl bir ateşle doldurur? Peki ya doğacağı kesin olmayan bir çocuk için hayatınızı ortaya koyup acılar içinde ölmeyi göze alabilir misiniz?
İlker Balkan , üçüncü romanı ile bizi hem bireysel hem de toplumsal olarak çok etkileyen bir konuya , dikkat çekici bir nokta etrafında dolaşarak taşıyor. Daha ilk sayfadan okurunu saran anlatımı , şaşırtıcı olay örgüsü ve yazarın güçlü dilsel kavrayışı ile Kör Kuyu , okuruna sıra dışı bir deneyim vadediyor..



Tür : Dram,Yetişkin
Sayfa Sayısı : 170
Yayınevi : Altın Bilek Yayınları

                                                       Idefix | kitapyurdu | D&R


YORUMUM : 

  Öncelikle kitabın kapağından bahsetmek istiyorum. Kitabın konusu ile o kadar uyumlu ki! Kapaktaki kadın manken sağ elinde tuttuğu makas ile sol kolunu yavaş yavaş kesiyor.Kahramanımız Nilgün'ü temsil ettiğine eminim. O da bir çocuk doğurabilmek , kadın olduğunu hissedebilmek için uzun süreli bir tedaviyi göze alıyor ve bedeni bitap düşene kadar hırslı bir şekilde kararından vazgeçmiyor. Zaten karakterlerin özellikleri tam oturmuş , sayfalar arasında git-gel yapanlar yoktu yani :)
   Kitap toplumda yaşanabilecek bir olayı yalın bir dil ile anlatıyor. Olay üzerine kurulmuş bir kurguya sahip. Bu yönüyle okurken gözlerimin önünden bir film şeridi geçti gibi oldu :) Kitap bir günde bitti , bittikten sonra da keşke yazarımız daha uzun yazsaymış dedim :)
  Diğer kitaplardan farklı olan yanı ise geçmişi,aldıkları kararları bir sayfada anlatıp hemen ardındaki sayfada gelecekten bir anı anlatması. Şimdi kafanız karışabilir. Nerede geçmişin nerede geleceğin başladığını karıştırabiliriz diyebilirsiniz ama inanın öyle bir kafa karışıklığı hiç olmuyor! Üstelik olayların sonunu bilmenize rağmen kitabın sonunu merak ediyorsunuz!
  
SPOILER İÇERİR!

 Kitapta Nilgün'ün çocuk sahip olmak için çektiği acıları,çileleri kocası İbrahim'in dikkate almaması,karısının huysuzlaştığını düşünmesi ,üstelik karısını Funda isimli başka bir kadınla aldatması İbrahim'in gözümden ışık hızıyla düşmesine neden oldu. Yine de yazar İbrahim'in bakış açısını da objektif bir şekilde kitaba yansıtmış.Bu sayede kitaptaki hiçbir karaktere sinir olmadan bitirdim :)
  Bir de şu cümle dikkatimi çekti : '.. cinayetini doğduğunda işledi Sevilay'. Sevilay , Nilgün'ün doğması için çileler çektiği bebek. Yani anlamadığım kısım burada tüm suç Nilgün'de. Tüm tehlikeleri göze alan, çocuk sahibi olmak için yıllarca tedavi gören  Nilgün'ün kendisi. Bu yüzden psikolojisi bozuluyor ve çevresindeki insanları mutsuz ediyor. 

SPOILER BİTTİ.

  Kitaptaki annelik duygusu ise çok net hissediliyor. Anne olanların -özellikle- okumasını tavsiye ederim :)

ALINTILAR :

 'Başka bir yaşam mümkün olabilirdi aslında ama o başka bir yaşamın peşinden gitmek yerine , kendi yaşamının içinde hapsolmaya ve ondan beklenenleri yapmaya çalışıyordu.'

                   ۞                                              ۞                                     ۞

 'Nilgün kısacık bir an gözlerini açtı ve doktora baktı."Kızımı görüyorum" dedi."Kör bir kuyudan bana sesleniyor." Yutkundu. "Onu kurtarmam lazım , oradan çıkartmam lazım."'

                   ۞                                                 ۞                                        ۞

'Mutluluğu bulmak konulu filmler,televizyon programları ve kitaplar yalan söylüyorlardı.Yaşamda sevgi olmadan bunların hepsi yalandı.'


Verdiğim Puan : 4/5

   









BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI