2 yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YORUM : Aşka Davet - Grace Burrowes


  Noeldeki büyük aile buluşmasından önce tek başına birkaç gün geçirmek için Londradaki malikâneye giden Leydi Sophieyi büyük sürprizler beklemektedir. Kendini gayrimeşru bir bebek ve hakkında hiçbir şey bilmediği çekici bir adamla baş başa bulan Sophie için karmaşık duygulara teslim olduğu çelişkilerle dolu bir süreç başlar.
  Terk edilmiş bir bebeğin birleştirdiği bu iki insanın mühim sırları vardır. Bu sırlar ya bir ayrılığın ya da yeni bir umudun başlangıcı olacaktır...
Orijinal Adı : Lady Sophie's Christmas Wish 
Seri Sıralaması : Windham Serisi #4
Goodreads Puanı : 3.90 (2,766 oylama)
Sayfa Sayısı : 480 sayfa
Yayınevi : Martı Yayınları
Etiket Fiyatı : 19 tl 
***
   Sophie , sosyetede aklı başında , duyarlı , yardımsever olarak bilinen biridir. Babası Dük olduğu için birçok evlilik teklifi almıştır ancak hiçbir erkek ilgisini çekmez. 
    Sophie'nin hizmetçilerinden birinin gayrımeşru bir çocuğu olur. Kadın , çocuğunu Sophie'ye bırakarak kaçar. Kışın ortasında bir handa ağlayan bir bebekle yalnız kalan Sophie ne yapacağını şaşırır. Bu sırada yanına bir adam gelir. 
    Bebeklerin dilinden anlayan bu adam , Sophie'ye yardım eder. Sadece bebekle ilgilenmekle kalmaz , onları evlerine de götürür. Adam gitmek üzereyken kar şiddetlenir. Sophie de kar dinene kadar adamın evde kalmasını önerir.
    Böylece bir Noel arifesinde , Sophie hiç tanımadığı bir adamla ve bir bebekle yalnız kalır. 
Kitabın orijinal kapağı
   Herkese merhaba! Blogumdaki tarihi aşk romanı yorumlarına bir yenisini daha ekliyorum. Ne yazık ki severek girdiğim bir yorum olmayacak. 
   Uzun zamandır tarihi aşk kitabı okumadığım için Aşka Daveti bir hevesle okumaya başladım. İlk birkaç sayfa güzeldi. Sophie'nin bebekle tek başına kalması komikti. Sonrasında yazar akıcılığını kaybetti.
   Öncelikle kitapta en saçma bulduğum şeyi söyleyeyim. Vim , Sophie'nin daveti üzerine evde bir gece kalmayı kabul ediyor. Daha fazla kalması ahlaka uygun olmaz zaten. Ve Vim Sophie'nin evini tam olarak 230'uncu sayfada terk ediyor. Bu kadar sayfa Sophie ve Vim'in ilişkisini okuyoruz. Ne kadar sıkıcı olduğunu anlatamam size! Üstelik çeviri ya da yazarın cümlelerinde bir sorun var. Cümlelerin çoğunda anlatım bozukluğu var. Bir paragraftan diğerine geçişler arasında sıkıntılar var. Bir paragrafta Sophie'yi okurken diğerinde Vim'le konuşması geçiyor. Vim'in ne zaman geldiğine , odaya girdiğine vs. dair herhangi bir bilgi yok. Anlatım bozukluğu olduğu gibi kitabın ilk 250-300 sayfasında olay da yok. 
   Yazar son 150 sayfada birazcık toparlamış. Son sayfalarda daha fazla aksiyon var ama yine son sayfalar bile iyi bir historical romance kategorisinde yer alacak kadar başarılı değil. Yazarın bu kadar ödül almış biri olmasına şaşırdım diyebilirim. 
   Serinin ilk kitaplarını okumadım ama bu pek sorun teşkil etmiyor. Zaten kitapta çoğunlukla Sophie ve Vim'i okuyoruz. Yazar diğer karakterleri de yeri geldikçe tanıtıyor okura. 
   
  Kısacası , Aşka Davet -bunca senedir tarihi aşk romanı okuyucusu olarak- size önermediğim bir kitap olacak. 

Puanım : 2/5

YORUM : Sonsuzluktan Uzak Ölüme Yakın - Rebecca Maizel

"Hayatım boyunca senden daha çok sevebileceğim kimseye rastlamadım, hiç kimseye..."
Bunlar onun son sözleriydi, bana aşkını son kez anlattığı sözler…ve ardından onsuzluğa açılan ölümlü günler başladı...
Yaklaşık altı yüz yıldır baştan çıkarıcı bir hayat sürdüren Lenah, ona büyük bir tutkuyla bağlı olan aşkının kendini feda etmesiyle yeniden ölümlü olur ve kana olan tutkusundan kurtulur… Güneşin sıcaklığını teninde hisseder, ona imkânsız gibi görünse de bir kez daha âşık olur ve bir öpücüğün verdiği büyüleyici gücü tekrar yaşar...
Hayata dair tüm bu duyguları bir daha tadabileceğini hayal bile edemeyen Lenah için her şey yolundadır artık. Ta ki… karanlıklarla dolu vampir dünyası kraliçesini geri isteyene kadar...
Orijinal Adı : Infinite Days
Seri Sıralaması : Vampir Kraliçesi Serisi #1
Goodreads Puanı : 3.92 (8,794 oylama)
Sayfa Sayısı : 464 sayfa
Yayınevi : Martı Yayınları
Etiket Fiyatı : 22 tl 
***
  Lenah, 500 yaşında acımasız bir vampirdir. Sonsuz hayatın onu karanlığa sürüklediğini fark eder ve tekrar insan olmak ister. Bunun için kadim dostu Rhode'un kendini feda etmesi gerekmektedir. Rhode aşkı için ölür ve Lenah insan olur. 
   500 yıllık bir vampir gitmiş yerine 16 yaşında bir lise öğrencisi gelmiştir. Artık Lenah için saklanma zamanıdır. Eski dostlarından saklanmak için Wickham'da bir okula başlar. Ancak insan olmak sandığı kadar kolay olmayacaktır. 

 Herkese merhaba! Yeni bir kitapla karşınızdayım. Bu seferkinin çok farklı bir kurgusu var. Vampirken insan olan karakter kaç kitapta var ki? Ne yazık ki özgün kurgusunun aksine kitap son derece vasat.
  Aslında her şey güzel başlıyor. Lenah tam bir vampir. Acımasız , kana susamış ve hırslı. Kaliteli kan bulabilmek için bebekleri daha öldürüyor. Kara büyü yapıyor. Onu bu acımasız haliyle seven iki de erkek var. Biri Rhode diğeri Vicken. Rhode , Lenah'ın aksine soğukkanlı ve dürtülerini kontrol edebilen biri. Vicken ise Lenah gibi. Bu iki adamın aşkı arasında kalan Lenah , bir seçim yapmıyor ve ikisiyle de dost kalıyor. 
  Lenah insana dönüştükten sonra ise her şey son sürat mantık dışına çıkıyor. Korkusuz vampir gidip yerine liseli bir ergen geliyor. Lisenin popüler çocuğu Justin'a tutuluyor. Ki bu kitabın en saçma kısmı çünkü Justin'de aşık olunacak tek bir özellik bile yok. Aksine ben tiksindim. Lenah hakkında sevgilisi ile dedikodu yapıyor ve aynı zamanda sevgilisi varken Lenah ile flört ediyorlar. Yazar da Justin'e bir karakter oluşturmak yerine sürekli dış görünüşünü betimliyor. Seni yıllarca sevmiş 2 insan varken Justin'e aşık olmak nedir? 
  Karakterleri bir yana bırakırsak okulda geçen olaylarda da bir mantık yok. Lenah derslere giriyor , derste Justin ile bakışıyor döngü böyle sürüp gidiyor. Kitapta akıcılık yok. Yazarın üslubu da basit olduğundan olayları güzel gösterememiş. 
   Kitaba verdiğim 2 yıldız kurgunun değişik olması ve kitabın kaliteli baskısı sayesinde. Yoksa alınıp okunacak bir kitap olduğunu düşünmüyorum. 

Puanım : 2/5

YORUM : Oniks - Jennifer L. Armentrout

Daemon'la aramızda bir uzaylı bağı olmasının muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
Gerçi bu bağa rağmen ona direnmeye kararlıyım. Ama bunu yapmak hiç de kolay değil çünkü Daemon (kahretsin!) gittikçe gözüme daha da taş gibi görünüyor. Üstelik bu sefer Arumlardan çok daha büyük bir problemimiz var. Savunma Dairesi kasabada.
Eğer Daemon'ın yapabildiklerini keşfeder ve benim de onunla bağım olduğunu anlarlarsa ikimizi de mahvedecekler. Bu arada okula yeni biri geldi ve herkesten gizlediği bir sırrı var. Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmüş gibi) Daemon'a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?!
Kimse sonsuza kadar yalan söyleyemez.
Ultra yakışıklı ve ultra odun Daemon Black geri döndü!
Lux serisi, OBSİDİYEN'den sonra 2012'nin en iyi genç yetişkin kitabı seçilen ONİKS ile tam gaz devam ediyor. Daemon'a karşı koymanın imkânsız olduğunu artık siz de çok iyi biliyorsunuz...
Orijinal Adı : Onyx
Seri Sıralaması : LUX Serisi #2
Goodreads Puanı : 4.33 (119,318 oylama)
Sayfa Sayısı : 396 sayfa
Yayınevi : DEX
Etiket Fiyatı : 29 tl 
***
   Daemon ve Katy arasında kimsenin göremediği bir bağ oluşmuştur. Ancak ikisi de bu bağın sonuçlarını bilmez. Bir gün Katy eşyaları hareket ettirmeye başladığında ise çevreleri bir sürü düşman ile sarılacaktır. 
  Obsidiyen (serinin ilk kitabı) yaklaşık 5 yıl önce okuduğum ve bayıldığım bir kitaptı. Ardından serinin ikinci ve üçüncü kitaplarını da alıp okudum. Ama serinin kalan kitapları geç basıldı. Bu sırada başka başka şeyler araya girdi ve seri ile bağım koptu. 
   Geçenlerde serinin son kitabı Direniş elime geçti ve seriye baştan başlama kararı aldım. Burada ufak bir not girmek istiyorum , zamanında Obsidiyen'i çok beğenip herkese okutmuştum o yüzden berbat halde. Sayfalar kırışık , kenarları katlanmış. O halde kitaba dokunmak bile istemediğim için (evet,böyle bir takıntım var) serinin ikinci kitabı olan Oniks'ten başladım. Konuyu unutmuşum ama yazar arada ilk kitaptan bilgiler verdiği için kolay adapte oldum.
    Ne yazık ki seneler önce aldığım zevki tekrar alamadım. Kitaptaki her olay gözüme battı diyebilirim. Bir kere , Daemon ve Katy olmadan geçen sahne yok. 7/24 birlikteler. Bu beni bayağı rahatsız etti. Üstelik aralarında geçen diyaloglar da bayağı çocuksu. Katy sürekli Daemon'a "gıcık,öküz" gibi hitaplarda bulunuyor. Birbirine laf atmalar birden aralarında çekime dönüşüyor ve bu döngü kitap boyunca devam ediyor. 
  Daemon ve Katy olmadan geçen sahnelerde de bol bol kötü adamlar var ama ne olacağını 20 sayfa öteden kestiriyorsunuz. Kitabın sonunu tahmin etmeniz akıcılığı öldürüyor tabi. 
  Kitabı 5 yıl önce neden sevmişim en ufak bir fikrim yok. Belki de kitap hakkında aşırıya kaçan reklam gözümü boyadı,bilemiyorum. Yine de size 5 yıl sonra size okumayın diyebilirim sanırım. Piyasada bol bulunan fantastik/aşk kitaplarından pek bir farkı yok. Fena bir kitap değil ama muhteşem diyebilmek çok çok zor. 

Puanım : 2/5

YORUM : Gabriel'in Cehennemi - Sylvain Reynard

   Hayli muammalı ve son derece seksi bir adam olan Profesör Emerson, gündüzleri saygın bir Dante uzmanı olarak yaşamını sürdürür, ama gecelerini hiç çekingenlik içermeyen bir cinsel zevke ayırır. Ün salmış yakışıklılığını ve üst düzey cazibesini kullanarak her hevesini tatmin etmeyi başarır, ama için için de karanlık geçmişinden ötürü acı çekmekte, tüm bağışlanma umutlarını yitirmiş olduğuna derinden derine inanmaktadır.
   Masum güzel Julia Mitchell, sınıfına lisansüstü öğrencisi olarak yazılınca, cazibesi ve Julia’yla olan esrarengiz bağlantısı yüzünden Profesörün hem kariyeri tehlikeye girecek, hem de hayatında geçmişiyle bugününü karşı karşıya getiren bir olaylar dizisi başlamış olacaktır.
   Gabriel’in Cehennemi, yasak aşk, baştan çıkarma ve ruhsal bağışlanma gibi alanları yoklayan ilginç, sürükleyici, vahşicesine ihtiras dolu bir yolculukta, bir erkeğin kendi kişisel cehenneminden kurtulup imkânsız sandığı şeye, bağışlanmaya ve mutluluğa ulaşmasının öyküsüdür.
“Sen sadece şanssızlıkları üzerine çekiyorsun, Bayan Mitchell, bense günahların mıknatısıyım.”
 Orijinal Adı : Gabriel's Inferno
Seri Sıralaması : Gabriel'in Cehennemi Serisi #1
Goodreads Puanı : 4.02 ( 126,765 oylama)
Sayfa Sayısı : 654 sayfa
Yayınevi : Optimum Kitap 
Etiket Fiyatı : 30 tl 
***
   Gabriel , geçmişinde kirli sırları olan bir Dante uzmanıdır. Öğretim görevlisi olarak çalıştığı Toronto Üniversitesi'nde tek yetkili o olduğu için öğrencileri ona muhtaçtır. 
     Julia Mitchell da Gabriel'in öğrencilerinden biridir. Profesörle iyi geçinmesi gerekirken daha ilk günlerde onun özel hayatına gasp etmiş ve duymaması gereken şeylere kulak misafiri olmuştur. Birde üstüne onun 'eşeğin teki' olduğunu yazan kağıdı yanlışlıkla ona not olarak bırakmıştır. Bu dakikadan sonra Profesör ona danışmanlık yapmayı reddeder. Ancak Julia'nın da sırları vardır ve bu sırları Profesör öğrendiği taktirde aralarındaki ilişki 180 derece değişecektir. 
    Gabriel bir kez daha derin derin içini çekti. "Yarın cennnetten kovuluyorum, Beatrice. Tek umudumuz , daha sonra senin beni bulman. Beni cehennemde ara."
  Herkese merhaba! Bir dark romance türüyle daha karşınızdayım. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Kitap her sosyal mecrada Grinin Elli Tonu ile karşılaştırılıyor. Kapağında bile bu dile getiriliyor ve arka kapağa erotik roman diye yazılmış. Bu iki kitabı birbirine benzeten kişinin iki kitabı da okumadığını düşünüyorum. Çünkü Gabriel'in Cehennemi erotik roman bile değil. Burada büyük bir reklam algısı var. Kitapta 600'lü sayfalara kadar öpüşmekten ileri gidilmiyor. Erotik olarak nitelendirilebilecek bir bölüm bile yok! Piyasada genç yetişkin türünde olan çoğu eserde bu kitaptakinden daha ağır sahneler var. Demem o ki kitabın kapağına da hakkında yazılanlara da kulak asmayın. 
   Kitabın türü ile ilgili görüşlerimi bitirdiğime içerik ve üslubuna geçebilirim sanırım. Yazarın anlatım şekli güzel,sıkmıyor. Ne yazık ki içerik için aynısını diyemem. Kitabın başları heyecanlı ve akıcıyken ortalarına doğru yazar yazacak bir şey bulamamış gibi tıkanmış. Sürekli Gabriel&Julia 'yı okuyoruz,başka hiçbir olay yok. İkili arasındaki diyalogları da çok yüzeysel buldum. Karakterlerin derinine inmeyi , gerçekten onlar gibi hissetmeyi başaramadım. Birbirlerine söyledikleri iltifatlar çok klişeydi. Gabriel 'çok güzelsin' den ileri gidemedi. Her kitapta aynı diyalogları okuyunca bir süre sonra bayıyor haliyle. 
   Sonlara doğru yine bir heyecan oldu. Acaba yakalanacaklar mı , ilişkileri açığa çıkacak mı diye heyecanlandım. Ama dediğim gibi kitabın ortalarını okurken baygınlık geçiriyordum. 
    Benim için kitabı ilgi çekici yapan tek şey yazarın aralarda bize sunduğu Dante Alighieri bilgileriydi. Gabriel, Dante uzmanı olduğu için bol bol bilgi veriyor bize yazar. Dante ve sevdiği kadın Beatrice hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Bu tarz bilgilendirmeler beni merak ettirdi ve kendimi Dante ile ilgili 1 saatlik bir belgesel izlerken buldum. O kısımların benim için ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. ( Ancak sizin için sıkıcı da olabilir , ilgi alanlarınıza bağlı.)

    Kısacası bana pek bir duygu hissettirmedi.  Diyalogları , olayları okurken kitap bitsin diye bekledim. Karakterlere ısınamadım. Her şey çok yüzeysel kalmış. Kitabın sonu ve Gabriel'in sırları tahmin edilebilirdi. Kurgu da alışık olduğumuz bir konu , klasik öğretmen-öğrenci ilişkisi. Bu kadar yüksek puanı nasıl almış hayret ettim doğrusu. 

Puanım : 2/5

YORUM : Yaralar ve İzler - Karina Halle

   Yara ne kadar eskiyse, iz o kadar derindir. Ellie, Camden'ı kurtarmak için hayatını riske atıyor ama eski sevgilisi Javier'in yaptığı planlardan tamamen habersiz: Ya Javier'in istediği korkunç suçu işleyecek ya da Camden ölecek. Ellie sevdiği adamı sonsuza kadar kaybetmeden önce, onu rakiplerinin önüne geçirecek bir hamle yapmalı.
   Camden, Ellie ve Javier'in peşine düşüyor. İntikam arzusuyla yanıp tutuşurken hayatının kadınını geri almak için karanlık tarafa geçebilir ve bu uğurda her şeyi yapabilir. Camden aşk ve intikam arasındaki bu ince çizgide yürürken tarafını seçmeli.Nefesinizi tutun, kedi fare oyunu tersine dönüyor.
Orijinal Adı : Shooting Scars
Seri Sıralaması : Artist Üçlemesi #2
Goodreads Puanı : 4.17 (10,455 oylama)
Sayfa Sayısı : 416 sayfa
Yayınevi : Novella Yayınları
Etiket Fiyatı : 22 tl 
***
Yorum serinin ilk kitabını okumayanlar için spoiler içerir. Serinin ilk kitabının yorumu için tıklayınız.
  Javier 6 yıl sonra Ellie'nin karşısına çıkar. Her ne kadar arabasını ve parasını çaldı diye Ellie'ye öfkeli olsa da bu sefer amacı farklıdır. Eski düşmanlarını yenmek için birlik olmak ister. Tabi ki Javier bunu rica ederek soracak biri değildir. Türlü şantaj ve yalanlarla Ellie'yi buna ikna eder. Ellie'nin kaçırıldığını düşünen Camden ise sevgilisinin peşinden gidecektir. Ellie geçmiş ve geleceği hakkında keskin bir karar vermek zorunda bırakılır. Gerçekten geçmişindeki o kötü adamı öldürebilecek güçte midir?

  Seriye dahil olmadığı halde Zevk ve Acı'yı (On Every Street) okurken bayılmıştım. Çok akıcı bir anlatımı ve şaşırtan bir kurgusu vardı. Zevk ve Acı'dan sonra Yaralar ve İzler'e büyük bir iştahla başladım diyebilirim. Yaralar ve İzler'in de aynı etkiyi oluşturmasını ümit etmiştim ama olmadı. Kitapta ne doğru düzgün bir kurgu var ne de şaşırtıcı bir yan. Başı ve son 20 sayfası güzeldi ama orta kısımları okurken sıkıntıdan öldüm. 
    Aslında fena başlamadı kitap. Ellie ve Javier yıllar sonra bir araya geldi. Aralarında 2 kitaptır beklediğim o meşhur aldatma konuşması geçti. Zekice yazılmış diyaloglar vardı. Okurken eğlendim. Sonra Javier onu bulmasındaki asıl amaçtan bahsetti. Sonrası tamamen hayal kırıklığıydı. Ellie ve Javier arasında daha fazla şey beklemiştim. En azından Ellie daha öfkeli olabilirdi. Ya da Javier , Camden'ı kıskandığını daha çok vurgulayabilirdi. Geçmişten daha çok bahsedebilirlerdi.
   Kitabın ortalarında hiçbir olay olmuyor. Camden , Ellie'yi bulmaya çalışıyor. Aklımda sadece bu kalmış kitabın ortalarından. Bir nevi geçiş bölümü. Gerçekten sıktı okurken. Bir an önce asıl olaylar olsun diye bekledim. 
    Kitabın sonu ise fena değildi yine de sizi şoka uğratacak bir son değil. Zaten aşağı yukarı tahmin ediyorsunuz. 
    Kitabı sevmememin bir diğer nedeni ise Camden'a bir türlü ısınamamam. Javier'ın yanında çok sönük bir karakter bence. Kitapta o kadar kötü karakter arasında Rahibe Teresa gibi parlıyor. Ellie'nin Javier ile olmasını isterdim ama yazar benim gibi düşünmemiş. Sonuna kadar belki Ellie Javier'ı seçer diye bekledim ama olmadı. 

   Özet olarak ; serinin geçiş kitabı olduğu için durgun. Diyaloglar , olaylar hızlı ve üstünkörü. Kolay okunuyor ama sizi sıkabilir. İlk kitabı okuduysanız ve Camden'ı sevdiyseniz Javier size bu kitapta çok itici gelecektir. 

Puanım : 2/5

YORUM : Lordum - Freya Mclowell

Savaş meydanlarındaki zaferleriyle tanınan, güçlü bir İskoç savaşçı…
Eider McDuck, çıktığı son görevde, ummadığı bir şekilde oyuna getirildi. Kardeşini kurtarmak için, düşmanıyla el sıkıştı ve bir yabancıyla evlendi. Evlendiği kadın dünyanın en güzel, en ateşli ve en ürkütücü kızılı olsa da, ondan etkilenmemek zorundaydı.

İngiltere'nin gülü olarak tanınan, tehlikeli, güzel bir İngiliz savaşçı…
Leydi Rose Crowfeld, kralın emriyle büyük bir göreve çıktığını sanırken, aslında büyük bir tuzağın içine düşmüştü. Kazandığı başarının sonucunda ödül beklerken, kendisini düşmanıyla evlenirken buldu. Evlendiği adam dünyanın en yakışıklı, en güçlü ve en dayanılmaz erkeği olsa da, ona karşı bir şey hissetmemek için elinden geleni yapacaktı.

Ve ikisi de istedikleri hiçbir şeyi yapamadı…
Aşk, beklenmedik bir ateşti onlar için. Yanmak istememiş ama yine de ateşe doğru yürümüşlerdi. Ne intikam düşüncesi onları durdurdu, ne de krallarının verdiği emirler… Fakat en yakınları tarafından ihanete uğradıklarında, mutlu olmak onlar için bir hayale dönüşmüştü. Girdikleri savaştan yara almadan çıkabilecekler miydi? Yolları tamamen ayrılacak mıydı? Yoksa affedip, güvenmeyi öğrenebilecekler miydi?
Orijinal Adı : Lordum
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil. 
Goodreads Puanı : 3,36 (44 oylama)
Sayfa Sayısı : 470 sayfa
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Etiket Fiyatı : 25 tl
***
  Rose ve diğer 3 kardeşi İngiltere'nin en güçlü savaşçılarıdır. Babalarının intikamını almak için evlenmemeye yemin etmiş , tamamen savaşa odaklı bu kardeşlerin en büyüğü Rose , bir gün İngiltere Kralı'nın tuzağına düşer. Kral ondan İskoçların en güçlü savaşçısı Eider ile evlenmesini ve onun için casusluk yapmasını ister. 
  Rose bu evliliğe karşı çıksa da kardeşlerini korumasının tek yolu budur. Ayrıca babalarının katilini bulması gerekmektedir. Bu yüzden hiç tanımadığı bu adamla evlenmeyi kabul eder. 
  Lordum uzun zaman sonra okuduğum bir tarihi aşk romanı. Uzun zamandır tarihi aşk romanlarından uzak kalmıştım ve arayı kapattığım için memnunum. Ne yazık ki aynısını kitap için söyleyemeyeceğim.
  Kitap aşırı hızlı başladı. Ne olduğu bile anlamadan Rose evlendi. İlk 50 sayfa böyle hızlı geçince kitaba adapte olmam zaman aldı. Kitaptaki bazı olaylar ise o kadar yavaş anlatılmış ki hadi artık bitsin diye bekledim. 
  Kurgu farklıydı ama anlatım yüzünden kurgu arka planda kalıyor. Anlatım ya çok yavaş ya çok hızlı. Örnek vermek gerekirse Rose ve Eider'ın diyalogları çok uzamıştı. Aynı konuları tekrar tekrar konuşuyorlar ve bir sonuca varamıyorlar. Sürekli kavga ediyorlar ve birbirlerine saldırıyorlar. 
  Böyle birkaç mantık hatası daha mevcut. Rose İngiltere'nin Gülü olarak bilinen asi bir savaşçı olmasına rağmen Eider karşısında çok naif. Aşırı duygusal. Yani 5 aylık hamileyken kendisinden güçlü erkekler ile savaşabilen bir kadın , bir erkeğin sözü ile üzülmemeli bence. Rose'un daha güçlü bir karakter olmasını isterdim. 
  Kitaptaki bu tip sorunlar yüzünden okurken sıkıldım. Hiçbir kitabı yarım bırakmak istemediğim için kendimi zorlayarak okudum ve bitirdim. Sonu 20-25 sayfa güzeldi. Tüm sorunlar çözüme kavuştu ve yüzümde bir gülümseme ile bitirdim.
  
  Kısacası ; beni tatmin etmeyen bir kitaptı. Çok büyük beklentilerle başlamadım aslında ama yine de beğenemedim. Eğer yukarıda yazdıklarım sizin için sorun değilse bir şans verebilirsiniz. 


Puanım :  2/5

YORUM : Cadı Avcısı - Virginia Boecker

Tenime dağlanarak işlenmiş mühür. XIII
Beni koruyan ve ne olduğumu gösteren mühür. Ben On Üçüncü Yazıt'ın bir uygulayıcısıydım.
Bir cadı avcısı. Korkulması gereken kişi bendim.
En büyük düşmanınız dövüştüğünüz şey değil, korktuğunuz şeydir.
Orijinal Adı : The Witch Hunter
Goodreads Puanı : 3.80 (5,202 oylama)
Seri Sıralaması : Cadı Avcısı Serisi #1
Sayfa Sayısı : 400 sayfa
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Etiket Fiyatı :  25 tl
***
   Elizabeth , cadıların büyü ile başlattığı veba hastalığı yüzünden tüm ailesini kaybetmiştir. Açlığın pençesinde kıvranırken Caleb adında bir çocuk onu bulur ve birlikte saraya çalışmaya giderler. İkisi de mutfakta çalışmaya başlar. Ancak mutfak Caleb'e yeterli gelmez. Gözü yükseklerdedir. Bu yüzden yanına Elizabeth'i de alarak cadı avcısı olmaya karar verir. 
   Yıllar sonra Elizabeth ve Caleb cadı avcılarının en iyisi olurlar. Ellerinden kurtulan yoktur. Yakaladıkları çoğu cadı idam cezasına çarptırılır ya da yakılır. Kurtulanlar ise sarayda iğrenç işkencelere maruz kalırlar. 
   Elizabeth , cadıların kullandığı otlarla yakalandığında ise tüm dünyası değişir. Yargılanmadan hapse atılır ve idam edilme gününü bekler. Ancak bu olay ona yaptığı iş hakkında çok önemli bir sır öğretir. 
    Cadılar hakkında kitapları okumayı çok seviyorum. Fantastik yaratıklar arasında benim için bir numaralardır. Ne yazık ki buna rağmen Cadı Avcısı kitabı benim için vasattı.  
    Kitabın tahmin edilebilir bir kurgusu var. Neden bilmiyorum -cadılarla ilgili çok kitap okuduğum için olabilir-  kitaptaki her şeyi tahmin ettim. Yazar beni şaşırtamadı. Bu yüzden kitabı okurken merak unsuru yoktu benim için. 
   Karakterlerin hiçbirine yakın hissedemedim. Ana karakter Elizabet'i güya güçlü bir kadın karakter olarak oluşturmuş yazar ama Elizabeth tüm kitap boyunca kendini diğer kadınlarla karşılaştırdı. Üstelik nasıl çok başarılı bir cadı avcısı anlamadım , diğer cadı avcıları arasında eziliyordu. Çoğu karakter iyiyken kötü , kötüyken iyi oldu. Karakterlerin ruhsal değişimlerindeki geçiş evresi yoktu kitapta. Pat diye değiştiler. Karakterler hakkında en nefret ettiğim durum bu!
  Kurgu güzeldi ama yazarın kurguyu yeterince güzel işleyemediğini düşünüyorum. Zaten kitabı kötü yapan etkenlerden en önemlisi yazarın anlatım şekli. Bu konuyu başka yazar çok daha güzel anlatırdı. Virginia Boecker'ın okuduğum ilk kitabıydı ve bu gidişle son olacak gibi. 
  Kitabın baskısı içinin tam tersiydi. Sayfaların kalınlığı , yazı puntosu falan mükemmeldi. Üstelik böyle kalitede basılan bir kitaba göre fiyatı da çok uygun. 

  Özetlemek gerekirse , Cadı Avcısı benim için dışı güzel içi kötü bir kitaptı. Okuduğunuz ilk cadı kitabıysa sevme ihtimaliniz yüksek ama "ben zaten bir sürü fantastik kitap okudum" diyorsanız uzak durmanızı öneririm. 


Puanım : 2/5

YORUM : Kasabada Bir Cadı - Ruth Warburton

   Anna, Winter kasabasındaki yeni evine taşındığında buranın biraz garip, hatta adeta büyülü göründüğünün farkındaydı. Fakat yine de biri gelip, ona kendisinin bir cadı ve gizemli yeni evinde bulduğu eski kitabın da bir büyü kitabı olduğunu söyleseydi, buna kahkahalarla gülerdi. Tabii, o muhteşem aşk büyüsünü denemeden önce.
   Okulun en yakışıklı çocuğu Seth Waters, Anna'nın karşısına geçip ona aşkını ilan ederken, doğru mu söylüyordu?
   Bu sırada, gittikçe büyü dünyasının çekimine kapılan Anna'nın gizli güçleri, kasabadaki cadılar konseyinin de dikkatini çekiyordu.
   Fakat konseyin kuralları, cadı klanları arasında bölünmelere yol açarak, kasabayı büyük bir savaşın eşiğine getirecekti. Peki, Anna hisleri ve geleceği arasındaki bu büyük savaşta, kalbinin sesini dinleyebilecek miydi?
Orijinal Adı : A Witch In Winter
Seri Sıralaması : Winter Üçlemesi #1
Goodreads Puanı : 3.75 (2,098 oylama)
Sayfa Sayısı : 336 sayfa
Yayınevi : Martı Yayınları
Etiket Fiyatı : 19 tl
***
  Anna , annesini küçük yaşında kaybetmiştir. Herkes ona annesinin öldüğünü söylese de o bunun doğru olduğundan şüpheleniyordu. Babası ile mutlu mesut yaşarlarken başlarına bir felaket gelir. Babasının işi batar ve Londra'dan Winter kasabasına taşınırlar. 
  Taşındıkları ev , Wicker House diye adlandırılmasına rağmen kasaba halkı o eve Witch House(cadı evi) der. Anna , evde bir tuhaflık olduğunu düşünür ama  okula uyum sağlamaya çalıştığı için bunu fark etmez.
   Bir gece Anna ve arkadaşları tuhaf bir şey yapmaya karar verirler ; bir aşk büyüsü. Hiçbiri yaptıklarının gerçek olduğuna inanmaz ama ertesi gün okulun popüler çocuğu Seth Waters Anna'ya aşkını ilan ettiğinde bir şeylerin ters gittiğini düşünürler.
 
  Kitap çok klişe başladı ve öyle de devam etti. Her şey o kadar belirliydi ki okumasam bile sonunu tamamen tahmin edebilirdim sanırım. 
Buradan sonra spoiler içerir!
    Anna , ilk gün 'şans eseri' okulun en yakışıklı çocuğu olan Seth'in yanına oturuyor. Buna dayanamayan Caroline -yakışıklı çocuğun havalı ve şımarık kız arkadaşı- kıza düşman oluyor. Anna bir gece büyü yapıyor ve o zaman cadı olduğunu fark ediyor. Bunca zaman boyunca gücünün açığa çıkmaması da çok şaşırtıcı! Seth'i hiç tanımamasına rağmen anında aşık oluyor. Tüm kasabayı etkisi altına alan bir büyü yapıyor ve cadı konseyinin dikkatini çekiyor. Bu öyle bir konsey ki tüm cadılara karışma hakkı var. Konseydekiler çok güçlü , çok acımasız ve her işe burunlarını sokuyorlar. Yazar ilk kitapta gizlice bize bir mesaj da veriyor ; serinin devam kitaplarında aşk üçgeni olacak. Bu size bir yerden tanıdık geldi galiba. Kurgu Twilight serisi ile aşırı benzerlik gösteriyor. Yazar, hafif hafif de Sally Green'in Bela kitabından esinlenmiş. Böyle ortaya karışık bir şey çıkmış. 
  Kitap sona doğru kendini toparlasa da giriş kısmı ile beni hayal kırıklığına uğrattı. Kitaptan klişelik akıyor çünkü. Yazarın kalemi de çok acemi kaldı benim için. Olayları ve karakterlerin duygularını biraz daha detaylı yazabilirdi. 
  Kapak ve yazı puntosu da beni ayrıca üzen bir konuydu. Yazı puntosu o kadar büyüktü ki acaba çocuk kitabı mı diye düşündüm ilk. Bu punto ile bir sayfayı bitirmem 10 saniye falan aldı sanırım. 
  Karakterlerin yüzlerinin gözüktüğü kapakları sevmediğimi de her yerde belirtiyorum. Keşke kapağı tasarlayanlar karakterleri tamamen okuyucuların hayal gücüne bıraksalar...

  Cadılara aşırı derece ilgim olmasına rağmen beğenmediğim bir kitap oldu. Klişeleri seven varsa alıp okuyabilir. Onun dışındakilere uzak durmalarını tavsiye edeceğim. 


Puanım : 2/5

YORUM : Aramızda - Cora Carmack

    Bazen kendinizi bulmadan önce kaybetmeniz gerekir. Mezun olduktan sonra Avrupa turuna çıkmak; hem de sorumluluk yok, anne baba yok, kredi kartı limiti yok! Bu, çoğu kızın hayali, tabii Kelsey Summers'ın da. Avrupa turuna çıkan Kelsey, güzel zaman geçirdiğini düşünür ama bu pek de doğru değildir. Kendini bulma yolculuğunda yalnız hisseder ve bulacaklarından korkar. Arayışındaki yalnızlığı içki ve dans geçiremezken Jackson Hunt'la tanışır. Jackson içkinin yerine macerayı koyar, her yeni şehirle Kelsey'ye ne istediğini, hayallerini bulmasında yardımcı olur. Ama Kelsey kendini tanıdıkça Jason'ı ne kadar az tanıdığını fark eder.
Orijinal Adı : Finding It
Seri Sıralaması : İlk Defa (Losing It) Serisi #3
Goodreads Puanı : 4.02 (11,221 oylama)
Sayfa Sayısı : 320 sayfa
Yayınevi : Pena Yayınları
Etiket Fiyatı : 21 tl

YORUM : Aşkta Yalan Olmaz - Samantha Grace

    Alçak bir adam zor bir pazarlığa girişir...
   Ne pahasına olursa olsun kardeşini korumakta kararlı olan cesur Lisette Lavigne'in New Orleans'tan kaçmaktan başka çaresi yoktur. Fakat İngiltere'ye giden tek bir gemi vardır ve gösterişli Kaptan Daniel Hillary, Lisette'in ailesini yalnız bir koşulla gemiye almayı kabul eder...
   Ama bir leydi her zaman dizginleri ele geçirir...
   Daniel zor bir gemiyi idare etmekle övünür ve bir kadının uzun bir yolculukta dertten başka bir şey olmayacağını bilir. Ama Lisette onu, bir centilmen olmanın bu durumda yapılabilecek en iyi şey olduğuna inandırdığında kendi katı kurallarını yıkmaktan başka bir şey yapamaz...

Orijinal Adı : Miss Lavigne's Little White Lie 
Seri Sıralaması : Beau Monde #3
Goodreads Puanı : 3.62 (224 oylama)
Sayfa Sayısı : 372 sayfa
Yayınevi : Aspendos Yayınları 
Etiket Fiyatı : 20 tl 

YORUM : Maske - Lemariz Müjde Albayrak

     Adrian... Bir soy ismi olmaksızın hayatta tek başına tutunmuş güçlü bir erkek. Sahip olamayacaklarını arzularken yıkılan kurallar ve aşılan sınırlarla işlenen bir günah daha önce hiç bu kadar önemli olmamıştı. Maskenin ardına gizlenmiş ihtiyaçlarını saklayabildikçe yıkılmayacağına inanırken, sokakların kanunu aşk kapıyı çaldığında yeterli olacak mıydı?
      Jasmine… Hayatından adadığı tek bir geceye ödenen bedellerin altında ezilmiş bir kadın. Arzularına yenik düşmek hiç bu kadar cezbedici olmamıştı. Peki, ya kırılan kalbi? Arzularıyla başa çıkamayan ateşli benliği teslim olduğu aşkın cehenneminde yanarken, maskesinin ardında gizledikleri kaybolan ruhlarına kılavuz olabilir miydi?
     "Adrian yangındı! Yakan bir ateş... Tatlı tatlı çıtırdarken bir anda harlanan ve harlandığında yakıp yıkabilen, ardından yeniden başında şarkıların söylendiği bir kamp ateşine dönüşebilen bir yangındı. Şimdi de onun tenini dağlıyordu. Bir yangının aleviydi ruhundan ruhuna akan ve Jasmine yanıyordu. Küle döneceğini bile bile yanıyor, yandıkça harlanıp coşuyordu tükenen yüreği."
Orijinal Adı : Maske
Seri Sıralaması : 
Goodreads Puanı : 
Sayfa Sayısı : 360 sayfa
Yayınevi : Postiga Yayınları 
Etiket Fiyatı : 22 tl

YORUM : Dolunay - Andrea Cremer

Dost mu Düşman mı? Gerçek mı Yalan mı? Özgürlük mü Kader mi?
Calla Tor kendini baş düşmanları olan Arayıcılar'ın ininde bulduğunda, günlerinin sayılı olduğundan emindir. Ancak Arayıcılar Calla'ya bir teklifte bulunarak eski efendisini yok edip sürüsünü ve geride bıraktığı genç adamı kurtarabilmesi için bir fırsat sunar.
Ren'in hayatı, genç kadının özgürlüğünden daha mı değerlidir? Shay her şeye rağmen sevdiği kadının yanında kalacak mıdır?

Kaderi kendi ellerinde olan Calla, hangi mücadelenin savaşmaya değer olduğuna karar verecek ve gerçek aşkın tüm zorlukların üstesinden gelip gelemeyeceğini görecektir...
"Dolunay yaratıcı ve merak uyandırıcı bir dille yazılmış. Serinin üçüncü kitabı için sabırsızlanacaksınız..."
-Kirkus Reviews-
"Güçlü kadın karakteri ve heyecan dolu macerasıyla her satırını keyifle okuyacaksınız."
-School Library Journal-
Orjinal Adı : Wolfsbane 
Seri Sıralaması : Silüet (Nightshade) Serisi #2
Goodreads Puanı : 4,13 (34.690 oylama)
Sayfa Sayısı : 416 sayfa
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Etiket Fiyatı : 25 tl
Serinin ilk kitabının yorumu için buraya tıklayın.

***
  Kurguyu spoiler vermeden özetleyerek başlarım genelde yazılarıma. Ne yazık ki bu sefer öyle olmayacak. Çünkü zaten arka kapak bize kitabı özetliyor. Zaten kitabın doğru düzgün bir kurgusu yok bir de oraya yazmışlar resmen ilk 200 sayfayı...

YORUM : Seni Hissediyorum - Irene Cao


Elena, onu tutkunun ve aşkın karanlık yüzüyle tanıştırarak bambaşka bir kadına dönüştüren Leonardo tarafından terk edilmiştir. Yaşadıklarını unutmak ve yeniden hayata dönebilmek için kendine bambaşka bir yol çizer; yaşamında büyük değişiklikler yapar. Tam da iyileşmeye başladığını düşündüğü ve otuzuncu yaş günü pastasının mumlarını üflemek üzere olduğu o akşam,Elena'yı büyük bir tesadüf beklemektedir. Zihninin derinlerine ittiği, haz dolu günlerine ve büyük aşkına duyduğu özlemle yüzleşmeye hazır mıdır?"Ah Elena… Sana karşı koyamıyorum," diye fısıldıyor Leonardo. "Buna direnmeyi denedim ama nasıl başaracağımı bilmiyorum. Seni hissediyorum Elena, seni hissediyorum…"


Orjinal Adı : Io ti senso
Yayınevi : Orkinos Yayınları
Sayfa Sayısı : 288 sayfa
Etiket Fiyatı : 18 tl
Goodreads Puanı : 3.50 (365 oy)
Serinin ilk kitabının yorumuna buradan ulaşabilirsiniz. 

***
  Yoruma başlamadan önce belirtmeliyim ki bu yazı nefret söylemi ve eleştiri içerir. Serinin ilk kitabına yaptığım yorumu okuyanlar seriden nasıl nefret ettiğimi bilirler zaten. Öyleyse neden ikinci kitabı aldım ? Çünkü yayınevi çevirmeni değiştireceğini belirtmişti ve bende de seri tamamlama hastalığı olduğu için ikinci kitabı almadan duramadım. Almaz olaydım. Beklentilerimi çok aşağılarda tutmama rağmen yazar yine beni kurgusundan , üslubundan nefret ettirdi. 


not : Yazı kitabı okumayanlar için spoiler içerir!
  İkinci kitapta , kendisini terk etmesi üzerine 3 ay gibi bir zaman kendine gelememiş,ağlamış,sosyal hayattan kopmuş bir Elena çıkıyor karşımıza. İlk sayfalarda sürekli bir Leonardo'yu unuttum tavırları içerisinde olan bu cici kız Leo'yu görür görmez kendisini onun kollarına atıyor ve nişanlısı Filippo'yu anında aldatıyor. Kitabın ortalarına doğru Elena'nın pişmanlıklarını ve onu mu seçsem bunu mu seçsem düşüncelerini okuyoruz tabi bu sırada hala Leo ile birlikte -bir yandan da Filippo ile yatıyor-. Kitabın sonunda Leo'yu seçiyor ancak Leo onu -yeniden- terk ediyor.
not : Spoiler bitti!

  Ciddiyim kitabın kurgusu sadece bu. Anlattım çünkü ilk kitabı okuyan birinin ikinci kitabı satın almak isteyeceğini sanmıyorum.  
  Yine de ilk kitabın bir tık üstündeydi. Leonardo'nun aşçılık marifetlerini daha çok görüyoruz ve Elena'nın ailesi-arkadaşları ile olan ilişkileri de sayfalar arasında kendine yer buluyor. Üstelik Leonardo'nun geçmişine ait sırlar da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Yeni çevirmenin katkısı da kendini belli ediyor. Zira ilk kitabı okuyanlar çevirmenin nasıl çevirdiğini bilirler :(

"Seni hissediyorum,Elena..." diyor. Beni bileklerimden tutup kollarının arasına saklayarak biraz ileriye , yolun bittiği ormanlık alana götürüyor. "Şimdi benim olmalısın."
  Karakterlerin sürekli birlikte olmaları beni sinir eden etmenlerden biri. Tamam , erotik kitap. Elbette +18 sahneler olacak ancak her 2 sayfada bir olmaz ki! Tavşanlar misali her buluşmada yatağa gidiyorlar. Bari arada azıcık bir kıskançlık krizi , güzel sözler , sürprizler falan olsaydı. Kurgu yattı-kalktı-bitti üçgeni arasında eriyip gidiyor. İlk kitapta olan Leonardo'nun çekiciliği ise bu kitapta uçup gitmiş resmen. 


Puanım : 2/5 

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI